Kendi aile tarafım
göçmen. Eski göçmenlerden. 3 kuşaktır da İstanbulluyuz...
Zamanında göç ettiklerinde büyüklerimiz Fatih'in
Şehremini ilçesine yerleşmişler...
Hani şimdi soranlara ne denir? İstanbulluyuz :) Aslen nereli? Çokkk karışık.
Bizim okullar kapanınca yazları gideceğimiz bir köyümüz hiç olmadı. Annem derdi. Evleneceğiniz kişilerin illa ama illa bir köyü olsun diye? Oldu şükür :)
Cumartesi annemler Kınalı'ya gidicez diyince yüreğim ağzımda bekledim bütün hafta. Kınalı Silivri'ye bağlı. Niye benim için bu kadar önemli. En güzel yaz günlerimi orada, kamp'ta, çadır'da geçirdim ben (biz).
Yaz'ları tatil oldumu babamın yıllık iznini bekler. Bir kamyonun arkasına bütün evi koyar. Giderdik...
Geri dönüşümüz okulların açılmasına az bir zaman kala olurdu. Yan yana kurulan çadırlarla bi mahalle oluştururduk. Herkes herkesi tanır, ne bulunursa o yenir, akşamları ateş yakar etrafına otururduk. Hele akşamüstü son deniz sonrası alınan duş ardından sahil boyu yürünürdü kabile halinde. Bir de bakkal yapılır akşama ekmek vs.. ve illaki çekirdek alınırdı. Ha birde o gün uslu durduysak annemle, teyzem akşam üstü bizi dondurmayla ödüllendirirdi. Az da değildik biz "3 kardeş" teyzem de "3 çocuk" sadece bizim çadırda 6 çocuk vardı.
Deniz ayağımızın altında, sahil bitimi hemen çadır başlıyor olsada denize giriş saatlerimiz bile belliydi. Büyükler tarafından belirlenmişti. Hele güneşin tam tepede olduğu saatler imkanı yok çıkmazdık güneşe. Ne güzel düşünmüşler o zaman bizimkiler. Ama yinede var benim sırtımda güneş lekeleri. Her daim bana Kınalı'yı hatırlatan.
Niye heyecanlandım bu kadar davet edildiğimiz iftar sofrasının Kınalı'da bir yazlık'ta olmasına. Hiç köyümüz yok ya bellemişim kendime Kınalı'yı köy diye... Kızımla gidicem ilk gidicem. Benim bastığım, büyüdüğüm, kumdan kaleler, kilden tabak-çanak yaptığım sahilde oynayacak, denize girecek. Bir de denizi varki görmeli. Diz kapak adaları dediğimiz git git yinede derinleşmeyen bir deniz var.
Sahil boyu yürüdük annem, ben... Eski günlerdeki gibi. Annem önde ben ardı sıra. Eskisi gibi. Ama bende bir fazlalıkla. Hani sahilde nerede yürürken ayak kuma batar nerede batmaz hepsi akılda.
Dalgaların kuma vurarak yaptığı yükseltileri yine kenarından yürüyerek biz bozduk kardeş'le... Eskisi gibi...
İlk defa bu sene yine ilk açılışı ama geç açılışı Kınalı da yaptım denize girerek.
Yağmur ise bulmuştu kendine bir arkadaş. Ada Kayra. Üstünden bir sene geçmiş son karşılaşmalarının. Son karşılaşmalarıda zaten beş dakikaydı. Ama hiç yabancılık çekmediler. Oturdular sahile. Koydular kova-kürekleri ortaya. Başladılar oynamaya....
Gün sonu alınan karar. Çadırlar kalkmış tabi. Yazlık heryer...
Seneye çadır tadında olmasa bile bir yazlık tutulacak. Yağmur bahçeye salınacak. Aynı bizim büyüdüğümüz gibi ama o bir farkla büyüyecek. Gece yattığığında başının üstünde bir çatı olacak bizimki gibi branda olmayacak.
Ve bütün sevilen dostlar yazlıkta ağırlanacak.