29 Eylül 2010 Çarşamba

Yağmur eli

Yaparken eli değmedi ama,
tepsiden tabağa her birine eli değdi... Hımmm yine mis mis oldu.
yagmureli
Geldiğinden beri odasından çıkmıyor. Hayali arkadaşlarını ağırlıyor. İçlerinden birinin adı Ege. Birşey yemiyorlarmış. O da yemezseniz büyüyemezsiniz diyor. Nereden öğreniyorsa artık :)
Sanırım "armut dibine düşermiş".

28 Eylül 2010 Salı

Hangi ay? ayın kaçı? günlerden ne?

Başlıktan anlaşılacağı üzere evde zaman kavramı birbirine giriyor.
Aslına bakarsanız hala Eylül ayında olduğumu biliyorum. Ama bugün bilgisayarın sağ alt köşesindeki tarih'in üstüne gelince ne çabuk dedim. 28 Eylül olmuş. Hatta yarım saat sonra 29'u olacak.
sahilde
Evde bulunduğumuz bir vakit sahil'e gitmişiz. Fotoğraflardan anlaşılıyor. Ama tarihi tam kestiremiyorum :) Kız bu akşam erken uyuyunca bilgisayar başına sakince oturdum. 2 gündür evde küçük hanım. Öksürük başlayınca ne olur ne olmaz göndermedik. Hal böyle olunca 2 gündür Yağmur'un peşinde bir mutfak, bir salon, bir onun odası arasında kaldım.


Yukarıdaki fotoda kıyıda dolaşan balıklara el-kol sallayarak birşeyler anlatıyor. Susam sokağını biliyor olsa herhalde "gellll balık balık, gellll balık balık" derdi.
annebaba
Anne-baba iki kelimesi. Nerede kağıt parçası ve bir kalem bulsa yazar oldu. Bizdeki hata istediğinde gösterdik. Anne-baba nasıl yazılır diye... Anaokulu öğretmeni göstermeyin dedi. Okulda sıkılırmış...
golge
Ama sahilde kuma resim yapmasına engel değiliz...
midyecicocuklar
Bu iki kafadarda Mardin'li. Denizden midye çıkartıp paralarını kazanıyorlar. Elimde fotoraf makinesi görünce pek mutlu oldular. Sırıtmalarından belli :)

Birde dip not :)
Evdeyim...cidden evde insanın bildisayar başına oturması imkansızmış :) Tam oturunca aklına birşey geliyor hadi evdeyken yapayım bari diyorsun. Olur da atladığım birşey olursa.. eskisi gibi ziyaret edemezsem sizi kusuruma bakmayın... (mahçubum)

27 Eylül 2010 Pazartesi

Blog buluşması

Gitsem mi? gitmesem mi? Tanıdık birileri olur mu? olmaz mı? derken
Gittik. Hemde maa aile... Hatiş, kociş ve gül'üm. Hep beraber oradaydık. Blog yazarları buluşmasında.
Sevgili Burcu ve Zeynep'in düzenlediği buluşma da...
blog bulusmasi
Kahvaltı eşliğinde güzel sohbetler edildi. Yeni yüzler yeni bloglar tanındı. Ben kıziş peşinde gezinmekten yine birşey anlamadım :)
yakakarti
İlk defa elimde hiç fotoyla eve döndüm. Bir yaka kartım var blog buluşmasından arda kalan... Burcu'nun hazırladığı. Şimdi Yağmur'un odasında duruyor. Sahiplendi.
Niye Yağmur haricinde bir fotoğraf bile yok. Sanırım etraftaki profesyonel fotoğraf makinelerini görünce benim compakt makine ne çekeceğini bilemedi. Tatlı tatlı masa üzerinde durdu :)

Yine ve tekrar Sevgili Burcu ve Zeynep'e teşekkürlerimi iletirim bu güzel gün için :)

25 Eylül 2010 Cumartesi

Yüzonsekiz seksen seksen... seksen seksen...

Ben ne derece nefret ediyorsam bilinmeyen numaralar servisinin reklamından...
Yüzonsekiz seksen seksen ... seksen seksen'den.
11880
Yağmur o derece çok seviyor. Her yere yazacak kadar hemde :)

22 Eylül 2010 Çarşamba

Analı-kızlı günlerden (Muhammara)

İş'ten çıktığımdan beri analı-kızlı günlerimiz devam ediyor. Annem ve ben pazar'da. Annem ve ben Eminönü'nde. Annem ve ben mutfakta kışa hazırlanıyor. Annem ve ben kahvaltılık Muhammara yapıyoruz.
ilk asama
Bu ay pazarın kırmızı olmasını seviyorum. Ne yana dönsem kızmızı biber. Annemle muhammara yaptık. Bu herkesin bildiği ismi. Bana göre kahvaltılık, açlığını hemen yatıştırmalık yada misafir davetlerinde kanepe üstü enfes bir tat...
ikinci asama
Tadı damakta kalır. Bir daha bir daha yiyebilirsin. O derece lezzetli. Anne eli değdi birde...
son asama
Bütün malzemeyi kırmızı biberin üstüne katıp bir karıştırdım. Bir parmak çalıp ağzıma attım :)

Damağımda bıraktığı o lezzetle birden annemin küçük kızı oldum. Annemin eteğini çekiştirdim...
Annemin peşinden 3 kardeş koşturduğumuz... Bize açlığımızı yatıştırmak için ekmek üstü sürüp mutfaktan gönderdiği mutlu günlere... Annem'li günlerde ben onun yaptığı tatlarla eski günlere dönüyorum...

19 Eylül 2010 Pazar

Kızım hep böyle olsa(n)

Daisy'i ne zaman gelse bizim kız hep böyle... Akranı biri gelse oyuncaklar köşe bucak kaçırılırken Daisy geldiğinde tam aksi bir durumda Yağmur. Keşke hep böyle olsa. Daiys 10 yaşında bir kuçukuçu. Yağmur peşini bıraksa bulduğu her kuytuda uyuyacak halde. Ama ne mümkün.
kırmızı biber
En sevdiğim biber kırmızı dolmalık olanıdır. İçine peynir koy, fırına at. Gerisini merak etme :) Başkada birşey arama yanında. Tek başına doyurur. Lezzeti tam ağzına layık...
daisy
Dün akşamdan biliyordu geleceğini. Sabah çok sakin, öğlen çok sakindi. Sessizce oyun arkadaşını bekledi. Daisy'i... O bekleye dursun ben hazırlığımı yaptım mutfakta. Ayak altında dolaşan kimse yoktu nasılsa :) Ta ki kek için çalışan mikserin sesini duyana kadar... Kek yapmak bu kadar kolaymıymış. 4 yaşındaki veledi görünce utanıyorum. Ben niye 30 yaşıma kadar korkmuşum acaba "ya tuturamazsam" diye :(
pazarmisafirikahvesi
Birde türk kahvesi yapmazsaydım hoş sohbetin üzerine sınıfta kalırdım... Yaptım tam oldum. Pazar'a yakışan bir gün oldu.

17 Eylül 2010 Cuma

Köydeki ağaçtan miniklere...

Çarşamba akşamı iş'ten çıktım. Ama gerçek anlamda çıktım. Bir daha dönmemecesine. Adına istifa deniyor...
Birtek dönüş yolu var. Oda tekrardan olursa, gerçekleşirse ne ala...
İş'ten ayrılınca sandımki acayip rahata ericem. Bugün evdeki ikinci günüm.
eriksuyuhazirlik
Kız okulda... Niye okulda? İşe başlayacağımı ümit edip ve kızın düzenini bozmak istemiyorum.
Pazartesileri okula gitmek istemiyorum der bizim kız. İçimizi parçalar. Sonraki günler bir daha ağzına bile almaz. Ben gitmek istemiyorumları. Hafta sonlarını iple çeker. Dün akşam " iki gün tatil, yuppi" diyordu. Tabi bugünü atlatması gerekiyor :) Tatil günüde okul ne zaman diye sorar. Biliyorum ki okulda mutlumu mutlu...
konsantresu
Durum bu iken koçiş iş'te, kız okulda, ben evde... Başvuru yaptığım yerlerden haber bekliyorum. Olmazsa olmaz gitmem gereken meslekle alakalı bir kurs var. Aklımda bir sürü şey. Ama parmak kalkmıyor. İnsan evde kalınca bir gündemi rahatlığa alışıyor. Yapılması gereken işlere içten içe cevabım... "Amaann beklesin, yaparımmm" "nasılsa evdeyim"... Geçici bir durumdur umarım.
* * *
Çarşamba akşamı erik suyunu kızişle yaptık. Yüzde yüz doğal. Babaanne yaptı bize bunları. En son köy ziyaretimizde görüşülecek o kısıtlı zamanda torunundan feragat edip kendini bahçeye atıp erikleri toplayıp şişeledi bizim için... "Kışlık"
Bize üstüne sadece şeker ve su eklemesi kaldı... Birde okuldaki miniklerin ağzına posaları gitmesin diye süzülmesi... Babaanne ve Yağmur eli değmiş kızmızı erik suyu.

14 Eylül 2010 Salı

Burnumuzun dibinde deniz canlıları müzesi

Pazar oy'umuzu kullandıktan sonra... Sahildeyiz (yine)... Ayağımız uğuruyla indik sahile... Amaç; ağaçlardan dökülen yaprakları toplamak eve gidip yaprak baskı yapmak. Ayağımızın uğuru dedik ya... 5 dakika sonra yağmur yağmaya başladı. Bize yağmur'dan sebep eve dönmek kaldı :)
yaprak
Madem yaprak toplayamadık madem yağmur yağdı bizde araba içinde tur atmaya başladık. Evimizin etrafını öğrenelim tarzında. Gerçi benim yarından sonra bolca vaktim olacak ama :)
arkadasimessek
Bir eşşek bulduk mesela... Hani nasıl sesini duymamışız bunca zaman şaşırdık. Üzüm bağındaki tavuzkuşu ve keçi sanırım eşşeğin sesini bastırıyor.
balikcikenanmuze_1
Birde Balıkçı Kenan'ı bulduk. Burnumuzun dibindeymiş...
Bunca zaman inatla gitmedim(k). Bizim semte girdiğinizde heryerde ama heryerde Balıkçı Kenan diye tabela görülür. Çok reklam bende ters tepki yapar. Çok beğenilmişi de beğenmeme gibi bir özelliğim var. Ama pazar günü ayaklarımız bizi oraya götürdü. İçeride deniz canlıları müzesi var(mış). "Aaaa müze varmış" dedi ilk baba. Sonra anne. Arabadan o dakika indik zaten.
balikcikenanmuze_2
Neler neler var... Türlü türlü balık cinsi, denizden çıkan herşey. Güzelliğin ötesinde birde dayanılmaz kokusu var tabi :)
balikcikenanmuze_3
Bir sokak boyu (ki bayağı büyük bir sokak) bahçesi var. Bahçedeki havuzda alabalıklar.
Bizi evde buzlukta bekleyen balıklarımız olduğundan balık yemedik. Ama çay içtik. Bir bardak çaymı sadece demediler. Gayet güleryüzle ikram ettiler.
balikcikenanbahce
İşte burası Balıkçı Kenan tamda bizim evin arkası. Çok yakınımız. Hani yolunuz düşerse muhakkak uğrayın...
Oradan da bize bekleriz artık...

13 Eylül 2010 Pazartesi

İlk gün "bayram" sonrası dinlence

Bayram sabahı geleneksel aile kahvaltısıyla başlar... Sonrası kahve keyfi...
kahve_likor
El öpülür... Yağmur çikolata ve bayram parasını çok şık bir tül içerisinde alır...
hediye
Bayramın ilk günü akşama kadar ziyeretler yapılır. Akşamı eve girip bir ufak çanta hazırlanır.
Çınarcığa yola çıkılır. Bekleyen dostlara doğru...
boyama
Çalışkan arı tatilde de boş durmaz. Boyama yapar.
hasanbaba
Çınarcık'ta ormana gidilir. Mangal yapılmak istenir... Ama hava beklenmeyen bir şekilde soğuduğundan kaçarcasına eve dönülür. Evde piknik yapılır...
baloncuk
Gülünür, eğlenilir, yenilir, içilir... Çocuklara bolca yapma, dur, versene oğlum, alsana kızım, açarmısın ağzını, uyurmusun artık... denir. 3 çocukla dinlenilir mi? Hayır.
Bak yine hayır dedim :)

7 Eylül 2010 Salı

Bayram gibi değil aslında, sayende heyecanlıyım...

bayramlikyagmur Ramazan ayı boyunca sanki büyük gibi, sanki oruçlu gibi, dedenle birlikte balkonda iftar topunu bekledin. Biliyordun sana göre "amin" ile birlikte yenen yemeklerin birgün biteceğini bayram olacağını... Beklediğin güne 1 gün kaldı.

Bu bayram, bayram gibi olmayacak. İçimizde bir burukluk, üzüntü, boğaz düğümlenmesi. Gözlerinde ki heyecanı gördükçe heyecanını yitirme diye heyecanlıyım. Ama bilsen içim acıyor gül'üm...

Umarım bizim çocukken aldığımız bayram tadını sende alırsın. Uzun zamandır çalmadığımız kapıları bu vesile ile çalıcaz. Zeten toplasan 5 akraba ancak... Sonrası sen, ben, baban... Artık aklımıza ne gelirse...

Mutlu, huzurlu, sağlıklı ve hayırlı bayramlar. Sana, bize, herkese...
* * *
Yarın aklım bir annenin, bir ailenin yanında olacak. Gidersem toparlanamam biliyorum... Kendimi bildiğimden uzaktan uzağa dualarım onunla olacak.

6 Eylül 2010 Pazartesi

Garip duygular

Dün öğlenden sonra... Bir iç sıkıntısı. Havadan galiba diyişim kendi kendime. Yağmur'un evde sıkılması. Ve yağmur'dan sebep evde kalmamız.

Bir an, bir çanta, bir sandalyenin üstelik kendi ufacık sandalyesinin ayağına takılıyor. Elini çantaya atınca hemen ele gelmesi gerekiyor ya. Basıyor yaygarayı. Mutfaktayım bir korku anında yanındayım. Durum anlaşılıyor. Elimi atıyorum çantaya çıkarma gayreti içindeyim. Ama bizimki hala yaygara kısmında takılı.... Sinirler gerilmiş. Bağırdım... Evet evet bağırdım. Sen ne olduğunu anlamadın. Bende ne olduğunu anlamadım. Zaten beklenen de bu değil miydi?
IMG_3815
Babiş geliyor yanımıza. Beni senin yanından, yaptığım yemekten ve mutfaktan uzaklaştırıyor. Az sakinlememiz için. Sen ayrı odadasın ben ayrı.

Bilgisayar başına oturmak geliyor aklıma. Ne gerek var aslında... Açık olan bilgisayar başına oturuyorum. Facebook açıyorum. Gözlerime inanamadığım haberi görüyorum. Bin kere okuyorum. İnanmak istemiyorum. Halbuki çok çok inanmıştım iyileşeceğine Nehir'in. Gözyaşları sel oluyor... Yüreğim ağzıma geliyor. Kociş'e anlatıyorum. O üzgün ben üzgün. Sabırlar diliyorum allahtan. Nasıl bir üzüntü, acı olduğunu biliyorum.
Yaşadım(dık) daha önce...

Az önce beni sinirlendirebildiğin için bile şükrediyorum... Sonra bir başka aile bu haldeyken şükür dememden utanıyorum. Garip duygular... Hepimizin dün yaşadığı duygular.
* * *
Ailesine, ablasına, tüm tanıdıklarına tüm sevenlerine sabır, sabır diliyorum. Sonsuz dayanma gücü diliyorum.
Allah keşke yaşatmasa evlat acısı...
* * *
Birde kızım sana dip not: Okumayı öğrendiğinde, yazdıklarımı anlamayı öğrendiğinde. Hayata karşı bu kadar yılgın ve yenilgiye hazır olma. Ben 30 yaşımdan sonra seninle öğrendim hayatı. Sen benim kadar geç kalma. Varsın her istediğin hemen olmasın. Zaman içinde olsun gayret göster olması için ki bir kıymeti olsun.

2 Eylül 2010 Perşembe

Bir köyüm bile yok...

Kendi aile tarafım göçmen. Eski göçmenlerden. 3 kuşaktır da İstanbulluyuz...
Zamanında göç ettiklerinde büyüklerimiz Fatih'in Şehremini ilçesine yerleşmişler...
Hani şimdi soranlara ne denir? İstanbulluyuz :) Aslen nereli? Çokkk karışık.
yagmurkumda

Bizim okullar kapanınca yazları gideceğimiz bir köyümüz hiç olmadı. Annem derdi. Evleneceğiniz kişilerin illa ama illa bir köyü olsun diye? Oldu şükür :)

Cumartesi annemler Kınalı'ya gidicez diyince yüreğim ağzımda bekledim bütün hafta. Kınalı Silivri'ye bağlı. Niye benim için bu kadar önemli. En güzel yaz günlerimi orada, kamp'ta, çadır'da geçirdim ben (biz).
Yaz'ları tatil oldumu babamın yıllık iznini bekler. Bir kamyonun arkasına bütün evi koyar. Giderdik...
kumsal_bahcecilegi

Geri dönüşümüz okulların açılmasına az bir zaman kala olurdu. Yan yana kurulan çadırlarla bi mahalle oluştururduk. Herkes herkesi tanır, ne bulunursa o yenir, akşamları ateş yakar etrafına otururduk. Hele akşamüstü son deniz sonrası alınan duş ardından sahil boyu yürünürdü kabile halinde. Bir de bakkal yapılır akşama ekmek vs.. ve illaki çekirdek alınırdı. Ha birde o gün uslu durduysak annemle, teyzem akşam üstü bizi dondurmayla ödüllendirirdi. Az da değildik biz "3 kardeş" teyzem de "3 çocuk" sadece bizim çadırda 6 çocuk vardı.
sahildeyuruyus
Deniz ayağımızın altında, sahil bitimi hemen çadır başlıyor olsada denize giriş saatlerimiz bile belliydi. Büyükler tarafından belirlenmişti. Hele güneşin tam tepede olduğu saatler imkanı yok çıkmazdık güneşe. Ne güzel düşünmüşler o zaman bizimkiler. Ama yinede var benim sırtımda güneş lekeleri. Her daim bana Kınalı'yı hatırlatan.

Niye heyecanlandım bu kadar davet edildiğimiz iftar sofrasının Kınalı'da bir yazlık'ta olmasına. Hiç köyümüz yok ya bellemişim kendime Kınalı'yı köy diye... Kızımla gidicem ilk gidicem. Benim bastığım, büyüdüğüm, kumdan kaleler, kilden tabak-çanak yaptığım sahilde oynayacak, denize girecek. Bir de denizi varki görmeli. Diz kapak adaları dediğimiz git git yinede derinleşmeyen bir deniz var.

Sahil boyu yürüdük annem, ben... Eski günlerdeki gibi. Annem önde ben ardı sıra. Eskisi gibi. Ama bende bir fazlalıkla. Hani sahilde nerede yürürken ayak kuma batar nerede batmaz hepsi akılda.

Dalgaların kuma vurarak yaptığı yükseltileri yine kenarından yürüyerek biz bozduk kardeş'le... Eskisi gibi...
İlk defa bu sene yine ilk açılışı ama geç açılışı Kınalı da yaptım denize girerek.
cantakoyegiderken

Yağmur ise bulmuştu kendine bir arkadaş. Ada Kayra. Üstünden bir sene geçmiş son karşılaşmalarının. Son karşılaşmalarıda zaten beş dakikaydı. Ama hiç yabancılık çekmediler. Oturdular sahile. Koydular kova-kürekleri ortaya. Başladılar oynamaya....
eski kapi_panjur

Gün sonu alınan karar. Çadırlar kalkmış tabi. Yazlık heryer...
Seneye çadır tadında olmasa bile bir yazlık tutulacak. Yağmur bahçeye salınacak. Aynı bizim büyüdüğümüz gibi ama o bir farkla büyüyecek. Gece yattığığında başının üstünde bir çatı olacak bizimki gibi branda olmayacak. Ve bütün sevilen dostlar yazlıkta ağırlanacak.