31 Mayıs 2011 Salı

DÜN SESSİZ SEDASIZ...

Evliliğimizin yıldönümüymüş. Dün sessiz sedasız yedi bitmiş sekize girmişiz. Onbir yıllık beraberliğin resmiyete dökülen yedisi bitmiş. Baba-kız hasta olunca hayat durdu bizde. Gece gelen bir kutlama mesajı olmasa vay halimize :)
BaHaR&KeMaL
Aşkımız, kızgınlığımız bazen bir bakışta bazen bir sözcükte ama hepsi "aramızda". (anladın dimi :))

Dip not: Fotoğraf Kızrmızı Woswos :)

27 Mayıs 2011 Cuma

DİLLİ DÜDÜK

Haftanın en sevdiğim akşamı cuma akşamı. Bir cuma akşamı hiçbirşey yapmam. Nasılsa cumartesi var olmadı pazar. Yapılmayanları yapabileceğim iki gün. Telafisi bol. Alırız duşlarımızı doyururuz  karınlarımızı sonrası yan gel yat gecesi bu akşam. Hazır televizyonda uydu çalışmazken mısır patlatıp sinema bile izleyebiliriz.

"Özlüyor sizi" diye öğretmeni not yazmış. İçim buruk kaç gündür. Yarın veli olup, toplantıya gidicem. Enlemesine-boylamasına konuşucaz bizim kızın derdi neymiş diye. Dersten yana sıkıntı yokta duygusal olarak sıkıntı yapmış belli. Annesi kılıklı desem.gözlüklü horoz
Dün annaneden çıkarken hızla hareket eden bulutlara bakıp elimi tutup hızla ardı sıra koşturdu beni. Bulutlar evin arkasına gidince bir daha çıkmayacak sandı. Takip ettik çıktı. Gördü, rahatladı :) Arkamdan bakan annem-babam gülmüşlerdir halime koşmak bana pek yakışmazda. Gülmeyin amaaa :))

Birde ağzından kaçırdı dün akşam "şampiyon olmuşlar". Nasıl? nasıl? Meğer bizim kız Fenerbahçeli olmuş. Kendi çapında fanatik Cimbom'lu annenin kızısın sen ama. Üstelik ilk haberini aldığımda sarı-kırmızı tulum almıştım gül'üm sana. Nasılda emindim Cimbom'lu olacağına. Teyzesi girmiş aklına. Ah teyzesi ah... Sana kıyamaz biliyorsun dimi.

24 Mayıs 2011 Salı

PAZARTESİ ŞIMARIKLIĞI

Akşamın bizi nereye sürükleyeceği belli mi? Hayır. Bazen biz şımartıyoruz o'nu.
Geçerken bir pastane önünden pamuk şeker alalım derse koca kişisi anne'de alırsa. Haklı sebeplerimiz vardı gerçi. Bir gün önce parkta nasıl yapıldığını bilmediğimiz pamuk şekerini almazken o yaptığımız açıklama ile tatmin oldu. Ne anladı bilmem. Hak etmişti. Söz verdik, tutmalıydık. Gel gör ki, yemek saatine rastlaması aldığımız şekerin pek iyi olmadı. Hele anne kendini tutamayıp yemek arasında şekerden bir ısırık alınca kıza yol açıldı. Bir yemek bir şeker. Pamuk şekeri. Bulaşa-bulaşa, yapış-yapış hemde.
pamuk şeker
... sonrası kaç kişi vardır filmi izleyecekken Şirinler'e takılan. Biraz sonra uyuyacak kızın ardından bir gün önce yarım kalan film seyredecektik dimi. Kaş-göz işareti ile anlaşmıştık koca ile. Yağmurda biliyordu "biyaz şiyinler seyyedelim, biyaz meyve yiyelim, yatalım annneee" diye kendi söyledi. Ama şirinler pek şirindiler. Şirin, mavi yaratıklar duvarda dolaştılar, kaçtılar sonra. Yağmur için ilk'ti. Bizim için barkovizyon'da Şirinler ilk'ti.
meyveye gel
... daha sonrası önce süt seremonisi sonra tuvalelet sonra kitap. Tuvalet'te aramızda geçenler. "anne saçlayım uzamışmı? popişime ne kaday kalmış, kesmeyelim, ben çünkü parunzel olucam hemde cıplak ayak dolaşçam rapunzel gibi"... dahası var tabi.
barko
... en sonrası biz Av Mevsimi'ni seyredecektik. Tek sorunumuz Yağmur'u uyuturken anneninde uyuması sonrası babanın anneyi beklerken uyuması. Sonrası sabah olması :)
keyif
Sabah birbirimize bakıp günaydın dedik. Film merak konusu.

23 Mayıs 2011 Pazartesi

SEVMEDİĞİN OT BURNUNUN DİBİNDE BİTERMİŞ

İnsan hayatı tekrardan ibaret. Pek sevmediğin hatta hiç sevmediğin insanları sen hayatından çıkarttığını sanarken hayat öyle ilerliyorki fark etmiyorsun o insan veya insanların geri geldiğine. Üstünden geçen günler bazen seneler hiç geçmemiş gibi senin elinde olmadan gelip kuruluyorlar hayatına.

Hayat derken sadece iş hayatına. Değilmi tüm yaşanılası saatleri iş'te geçiriyoruz. O en sevdiklerimizden uzak. O zaman mutlu olmalı dimi insan yatığı iş'te. Yaptığım iş'te mutluysam birde etrafımla uyumlu olmalıyım. Karşımdaki beraber mesai harcadığım insanın aklından, düşüncelerinden şüphe duymamalıyım. Günün birinde eğer şüphe duyarsam kendi  aklımdan korkarım diye düşünürken... Karşındaki insan hem bana  hem diğerlerine utanmaz bir tavır içine girerse. Bu insanları elemek gerekmiyor mu? Her geleni, her yapılanı hazmetmek mi gerekiyor. Unutmak bahşedilmemiş benim yapıma. Fil hafızası, akrep kini var. Hele haklı olduğumu biliyorsam...hatıra ağaç
Üzüldüm biran için ama hiç şaşırmadım. Öyle öğrendimki geçen üç sene ile burayı. Sindirilir en kötüsü bile. Bazıları ise sindirdiğini sanar ama çıkarır çok sürmeden, bekliyorum.

Dip not: Ağaç çok alakasız konu ile. Ben çektim hatıra olsun diye :)

20 Mayıs 2011 Cuma

NE OLDU Kİ?

Sabah beri üstüme bir sıkıntı yapışmıştı, günün cuma olması bile beni mutlu etmemişti.
Taaa ki bir mesaj alana kadar.
uçaakk
Blog dünyasından bir miniğin annesinden gelen nasılsın mesajı bu kadarmı mutlu eder insanı. Eder(miş). Nasılsın? demiş. Daha ne olsun. Bir nasılsın'ı, bir günaydın'ı esirgememek lazım(mış)... Günü aydınlatmak bu kadar basit(miş).

Siz nasılsınız?

17 Mayıs 2011 Salı

BOYUMUN ÖLÇÜSÜNÜ ALDIM

Son ders & boyumun ölçüsü...
bcekmece kumsal
Ben bu kurs boyunca neler öğrendim?
Merak uyandıran bir soru oldu dimi. Hiçbirşey yada belki birkaç birşey. İlk almak istediğim makineyi aldım vaktinden önce. Güzel olan tarafı. İnternette araştıma yapsaydım, online öğrenimlere katılsaydım, etrafımdaki bir dolu fotoğrafçıya birşeyler sorsaydım kat ve kat öğrenirdim çoğu şeyi. Çok iyi olurdu. Gel görki bazı şeylerin yaşanması gerekiyor tarafımdan tecrübe edinilmesi için.

İlk makineyi elime aldığımda kafam karıştı sonrası yavaş yavaş derslere işin eh'li insanlar geldi. Basit dil yerine karmaşık ifadeler kullandılar iyice karıştı kafam. Daha sonrası ortaya kompozisyonlar, resim oranları, diyafram ayarları, enstantaneler girdi... İş içinden çıkılmaz bir durum aldı. Öyle ki eskiden şak şak fotoğraf çekerken şimdi oranını bir ayarlayayım, kompozisyon yaratayım, boyut katayım derken ipin ucu kaçtı. Ne güzelmiş eskiden, içinden geldiği gibi çekmek. Hoş, zamanla herşey oturacak daha erken diyorlardı. Ama erken diye diye kurs bitti.

Sonrasında çoğu çekimi şehir dışına koydular. Şehir dışı demek benim için bir miniğin ne olacağı gerçeği olduğundan katılmadım. Ama katılsaydınız çok faydasını görürdünüz cevaplarına. Madem fayda sağlamak istiyordunuz niye şehir dışında yaptınız çekimleri diyesim geldi, demedim :)

Ne öğrendim ben son derste. Fotoğraf çekemediğimi öğrendim... İlla manzara çekebilmeliydi insan onların gözünde. Çocuk fotoğrafları pek sevimli gelmiyordu gözlerine. Kim bu çocuk sevdalısı diyebiliyorlardı, gülerek. Birde obje'de çekilebilir ama pek tercihimiz değil deyip değerlendirmiyorlardı bile. İlla manzara, illa oranlı ve illa photoshop'lu. Hımm photoshop bilmiyormusunuz? Telafisi var. Hemen bir atölyeye katılın.

Fotoğraf değerlendirmesini son derse bıraktılar, kedimizi telafi edecek ders bırakmadılar ve mesajı verip yolladılar. Diğer atölyelere bekliyoruz diye. Mesaj alındı, ama sahibine ulaşmadı.

Ne yapıcam ben bundan sonra. Büyüyünce fotoğrafçı olmayacağıma göre onların pek hoşlanmadığı çocuk fotoğraflarından çekicem, zevk için. Sadece kızımı, sevdiklerimi.

11 Mayıs 2011 Çarşamba

BİR DİLEK TUTTU GERÇEK OLDU

Bir dilek tuttuk Hıdrallez akşamı, gerçek oldu.
Ben çizdim geçen perşembe Hıdrallez akşamı dileklerimi. İyilik, sağlık, huzur... daha ne olsun anne dileği işte. Birde perşembe akşamı rutini baba'nın hala saha maçının artık bitmesini dilesemiydim acaba :) Gül ağacımız yoktu evde dileğimizi asıcak bizde en sevdiğimiz çiçeklerin arasına koyduk dileklerimizi. Babişkoda sabaha akan suya bırakacaktı ama kıyamamış, çok güzel çizmişiz. Hala çantasında dolaştırıyor dilekleri. Yağmur duymasın. Zaten önemli olan gönülden dilemek, istemek dimi :)
dilek
Yağmur dileği bir "pisiklet" birde pembe rujlu kedi. Bisikletin gerçekleşmesi zaten an meselesi ama kedi ııı ıııı. Tüm kış tüm bozuk paralar kumbarada birikti ama kıyamadı annane bisikleti hediye etti. Eee biriken bozukluklar ne olacak? Yağmur'a sorsam yaz boyu "donduyma" der biliyorum. Ye ye bitmez o bozukluklarla.
bisikleti var artık
Gerçekleşen bisiklet hayalinden sonra bizim kız pembe rujlu bir kedi bekler mi?

9 Mayıs 2011 Pazartesi

3 KUŞAK BİR ARADA

Okula gitmeseydi bu güne bu kadar vakıf olurmuydu? bilemiyorum :) Hafta boyunca heyecandan hergün bana anneler günü resmi yaptı. Her resmi buzdolabına astım. Erken uyuduğu günlerden birgün beni beklerken yaptığı resim masanın altına düşmüş, ben dikkat etmemişim. Ertesi akşam bizim resmini bulamayınca masasında sordu bana "resmim neyde?"diye. Bulduk, şükür. Nasıl bu kadar dikkatsiz olabilirim diye kendime kızdım  Sonra onu diğer kıymetlilerin yanına koyduk. Buzdolabının üstüne :) Sonra birde okulda yaptığı hediye var el izi. Kendi el iziyle, minik hala elleri. Büyüdü diyoruz ama eller bebek gibi tombik ve minik. Tombik eller el baskısında hissedilmiyor tabi. Benim gözlerim doldu o bana hediye verirken. Sonrası ağladım zaten. Babasıda dalga geçti benimle. Ben onu babalar gününde görürüm :) Sanki bilmiyoruz ne kadar sulu göz olduğunu.
anneler günü
Anneler günü sabahı evde kalsaydık kahvaltıyı hazırlayacaklardı bana baba-kız. Kız mutfak-salon arasında tabak getir-götüründen sıkılacak, sonra pes edecek bütün iş babaya kalacaktı büyük ihtimal. Bizde her sene anneme böyle yapardık. Anneler günü eşittir kahvaltı hazırlamak :) Benim ve kardeşlerimin vakti zamanında yaptığı  gibi. Koca sene bıkmadan usanmadan bize kahvaltı hazırlayan annem bir o gün yataktan geç çıkardı. Bize kahvaltıyı hazırlama süresi bırakırdı. Bu sene Hatiş'mizi aldık ma aile kahvaltıya gittik. Akşamdan üç kuşak bir arada fotoğrafımızı süsledik, magnet yaptık. Hoş hergün birlikteyiz ama olurda gece bizi özlerse bakar hemen ;)

Özel günlere karşı duygularım ters tepki verdiğinden günü anlayamadan geçirdim. Mutlu ama durgundum. Mutlu ama terstim. Mutlu ama kızımın bir başkalarının yanında beni dinlememesine kızgındım. Mutlu ama şımarık halini kabullenince gözlerim yaşlıydı. Mutlu ama bende şımartılmak istiyordum. Mutlu ama az sonra yiyeceğim ekmekten yudumlayacağım çaydan başka birşey düşünmek istemiyordum. Mutlu ama ...

Günün bitmesine yakın rahatladım. Yağmur kız arabada giderken elimi kestiğimi fark etti. Parmağımı defalarca öptü eritti beni. Çıkan gökkuşağından "annemin paymayının hemen iyleşmeşini istiyoyum" dedi daha çok eritti, bitirdi. Benim için bu aralar endişelenen bir kızım var. Küçük ama benide küçük görüyor. Her fotoğraf makinesini elime aldığımda "anne sen büyünce fotoyafcımı olucan" diyor. Daha ne kadar büyüyceksem artık :)

5 Mayıs 2011 Perşembe

Bahar Yağmuru

Halaaa yazabiliyorken yazmak gerek sık sık. Kaç gündür üstümde, içimde olan sıkıntıyı bi yazarken atabilirim. Buralara yazdığımdan beri sıkıntıyı bazen dile getirmeden yazarak kovabiliyorum. Hani gelen o inanılmaz yorumlarla.

Hafta başı itibari ile gereksiz bir sıkıntı üzerime çöreklendi. Çekirdek ailemle, işimle alakalı bir sıkıntı yok, hastalıkta yok şükür. Eeee daha ne? dimi. Ülke haline sıkılıyorum(z) sıkça. Kendimden geçtim büyüyecek kızıma başka çocukların yaşayacağı hayatlardan endişe ediyorum. Yokmu bir kurtaran ya. Akşam sofrasında haberlerde sözde şifresiz olan sınav sonucu için itiraz eden çocukları, aileleri gördük. İzledikten sonra gelde ye yemeği. Kursağa diziliyor. Yut yutabilirsen, çıkar çıkarabilirsen, hazmet hazmedebilirsen hem yemeği hem gördüklerini.

Olmasaydı çocuğum yine daralırdım yine sıkıntı yapardım. Şifreler havada uçuşuyor biri bize düşmüyor :) ama yasaklardan nasibimizi alıyoruz. Sahi internet olmadan önce nasıl yaşıyorduk. İstemişimdir biraz internetten uzak durmayı, birşey paylaşmamayı, haberleri izlememeyi. Ama bu benim isteğimle olmalıydı..
bahar yağmuru
Birde ada meselesi var. Olabilirliğine inanmıyorum(z) ama getirdiği ses yeter. Sonrası seçim afişleri sağda solda. Kendimi bildim bileli seçim afişlerinin makul bi boyutu vardı. İlgi çekerdi, baktırır, okuturdu. Şimdikiler gibi bir apartman boyutunda olmazdı. Şimdi gözümüze gözümüze sokar gibi. Ben senin bu kadar büyük boyutunu görmek istiyormuyum bakalım. Herşeyin .... çıktı.

Kendime dair son sözüm insan yattığı yataktan yorgun kalkarmı? Akşam yatıyorum zor uykuya dalıyorum, uyumuş gibi değilim. Sanki beş dakika sonra gözlerimi açıyorum. O derece dinlentisiz kalkıyorum. Kafamı kocaman hissediyorum, şakaklarımdaki damarların atışlarını her daim hissediyorum. Dışardan biri dikkat etse görür büyük ihtimal atışları. Koca kişiside aynı. Etraftaki insanlar da  aynı.

Bahar yorgunluğumu? bu. Ülke genelinde dolaşan bir mutsuzlukmu? Amannn en iyisi havaya bağlayalım olsun bitsin...

3 Mayıs 2011 Salı

NİYE YAZIYORUM BEN

Amak-ı Hayal&Sihirli Günce  mim'ledi.
Yazmaya başlama hikayem. Yağmur için yazıyorum. Profil yazım zaten özetliyor durumu. "... Hayatımızın anlamı kızımız diye başlamıştım… 30'umuzdan sonra onunla büyürken ilk kızımıza dair sonra bize dair hayatımızdaki tüm önemli anlar..."
pis ben
İkincisi Hanım İğnesi mim'ledi. İşte benim duyularım.
Görmeyi sevdiğin 3 şey; Kızım Yağmur yanına ek babası. İkisi görüş alanımda tek karedelerse bakıpta doyamıyorum. Sonra deniz. Çarşaf gibi olacak sabahın ilk saatlerindeki hali. Birde yeşil, yeşillik. Bir avuçta olsa bir dönümde olsa mutlu eder beni.

Sevdiğin 3 ses: Yağmur'un sesi :) Dalga sesi. Azgın dalga sesi değil. Sabah saatlerindeki, akşam üstlerindeki denizin sahile usul usul vurduğundaki ses. Birde su sesi.

Sevdiğin 3 tat: Bu aralar buna ilk cevabım çilek, çilek tadı. Tatlı sevmeyen ben birtek tiramisu diyebilirim kahveden dolayı. Birde tadı ekşimsi olan herşey.

Sevdiğin 3 koku: Kızımın kokusu. O gıdığında, ensesinde, saç diplerinde olan tarifi imkansız olan koku.  Deniz-yosun-çimen-toprak kokusu. Ayırt edemedim :) Birde kahve kokusu desem ;)

Sevdiğin 3 his: Çekirdek ailemizin yanyana dipdibe olduğundaki his. Kızımın bana sarılıp sırtımı sıvazladığındaki his. İşten çıkıp her akşam eve giderken duyduğum his... Aşk. Mutlu-güvenli-huzurlu anlar.
ikea yağmuru
Kime göndermeli mim'leri. Deniz'e, İlknur'a ve Şenay'ıma ;) Cevaplamadınız umarım :)