Halaaa yazabiliyorken yazmak gerek sık sık. Kaç gündür üstümde, içimde olan sıkıntıyı bi yazarken atabilirim. Buralara yazdığımdan beri sıkıntıyı bazen dile getirmeden yazarak kovabiliyorum. Hani gelen o inanılmaz yorumlarla.
Hafta başı itibari ile gereksiz bir sıkıntı üzerime çöreklendi.
Çekirdek ailemle, işimle alakalı bir sıkıntı yok, hastalıkta yok şükür. Eeee daha ne? dimi. Ülke haline sıkılıyorum(z) sıkça. Kendimden geçtim büyüyecek kızıma başka çocukların yaşayacağı hayatlardan endişe ediyorum. Yokmu bir kurtaran ya. Akşam sofrasında haberlerde sözde şifresiz olan sınav sonucu için itiraz eden çocukları, aileleri gördük. İzledikten sonra gelde ye yemeği. Kursağa diziliyor.
Yut yutabilirsen, çıkar çıkarabilirsen, hazmet hazmedebilirsen hem yemeği hem gördüklerini.
Olmasaydı çocuğum yine daralırdım yine sıkıntı yapardım. Şifreler havada uçuşuyor biri bize düşmüyor
:) ama yasaklardan nasibimizi alıyoruz. Sahi internet olmadan önce nasıl yaşıyorduk. İstemişimdir biraz internetten uzak durmayı, birşey paylaşmamayı, haberleri izlememeyi. Ama bu benim isteğimle olmalıydı..

Birde ada meselesi var. Olabilirliğine inanmıyorum(z) ama getirdiği ses yeter. Sonrası seçim afişleri sağda solda. Kendimi bildim bileli seçim afişlerinin makul bi boyutu vardı. İlgi çekerdi, baktırır, okuturdu. Şimdikiler gibi bir apartman boyutunda olmazdı. Şimdi gözümüze gözümüze sokar gibi. Ben senin bu kadar büyük boyutunu görmek istiyormuyum bakalım. Herşeyin .... çıktı.
Kendime dair son sözüm insan yattığı yataktan yorgun kalkarmı? Akşam yatıyorum zor uykuya dalıyorum, uyumuş gibi değilim. Sanki beş dakika sonra gözlerimi açıyorum. O derece dinlentisiz kalkıyorum. Kafamı kocaman hissediyorum, şakaklarımdaki damarların atışlarını her daim hissediyorum. Dışardan biri dikkat etse görür büyük ihtimal atışları. Koca kişiside aynı. Etraftaki insanlar da aynı.
Bahar yorgunluğumu? bu. Ülke genelinde dolaşan bir mutsuzlukmu?
Amannn en iyisi havaya bağlayalım olsun bitsin...