26 Nisan 2010 Pazartesi

Gökçe&Onur

Ailemizden bir bekarı daha evlendirdik. Annemin yarısı bir tanecik teyzemin biricik kızı. Gökçe ve Onur cumartesi akşamı birbirlerine evet diyerek ömürlerinin sonuna kadar beraber olacaklarını resmileştirdiler. İnşallah bir yastıkta ömürlerinin sonuna kadar mutluluklar yaşarlar ve yaşlanırlar.


Bizse ufak bir kızın etrafında dolandık durduk bütün gece. Bir babası bir ben. Sonunda sızdı mı? Evet sızdı. Hani garip kaçmasa biz bile sızabilirdik. Peki sızmadan önce kocişle olan dansıma ortak oldumu? Oldu. Pabucum çoktan dama atılmış, resmileşti :)

23 Nisan 2010 Cuma

Bugün 23 Nisan...

Akşamdan yatarken heyecanlı sabah kalkarken pek bir heyecanlıydık. İlk gösterisi olacaktı. Hani biliyoruz birşeyler olduğunu ama nasıl bir tembihse ser verip sır vermedi ne yapacağı ile alakalı.

Okulda toplandılar sabahleyin hemen okul karşısındaki avm'de gösterileri ve sergileri vardı. Saati beklemeden koyulduk yola anne-baba olarak. Teyze, dayı ve anneanne ile orada buluştuk.


Vakit bol olunca okulun sergisini rahat rahat gezdik. İlk gözlerimiz Yağmur'unkileri aradı. Şaşırdık yaptıklarıyla. Hele daha büyük sınıfların yaptıklarıyla şaşkınlığımız arttı. Maşallah dedik.

Sıra geldi gösteriye. Daha sabahtan göz pınarlarım doluydu. Onlar başladı ben çekebildiğimi çektim. Daha çok gözyaşlarımı sildim. Hatta kociş'in dalga konusu oldum :) Ama mutluluktan... Sadece kızımı izlediğimden dolayı değil. Hepsine hayranlık duydum. Bu ufak yaşta kazandıkları çoşkuyu ileriki yıllarda kaybetmemelerini diledim. Önlerine gelecek engellerin daha onların anlamadığı yaşta birer birer önlerinden kalkmasını diledim... ( dilerim gerçekleşir)

Sonrası iş'ten gelen telefonla kızı alıp işe geldim. Yemek benim eşliğimde yendi. Sonrası oyun kısmında babaya emanet edildi, beni bırakıp kaçtılar. Çoşkumuz kursağımızda kaldı...

16 Nisan 2010 Cuma

İstek üzerine biraz neşeli, kendi açımdan kabul edilmesi zor bir yazı :)

Geçenlerde canımın içi bir arkadaşım... Kulakları çınlasın, okuyuncada gülsün. Of of dedi. İş yerinde okurken son yazdıklarımdan dolayı burnunu çekmek zorunda kalmış... Bir evlilik, bir ayrılık, birde üzüntü iş'te işittiklerimden dolayı. Yok mu hayatımızda neşeli birşeyler dedi. Olmaz mı? Hele bir çocuk varsa olmaz mı?

Al sana dün akşamdan benim için kabullenmesi zor bir durum :)

Anneanneden Yağmur alındı. Baba halı sahaya maça yollandı. Biz ana-kız kaldık. Bahçede yarım saat oyalandık. Sallandı, kaydı... Eve çıktık. Banyo yapmak istedi. Benim için zevk seni yıkamak. Hani seni en azından kandırmak zorunda kalmadım. Türlü teşvikler sunmadım önüne. Kendin girdin.

Her zamanki rutinidir yıkadıktan sonra köpük yapmaya başladı. Bir elinden bir eline köpük dolduruyor. Sonra temiz olması gereken elini uzattı. Ama ben anlamadım. İki elinede su tuttum. Bizimki "annem biy elimi yıkıycan öbüyü köpüklü kalacak" dedi. Ben hay allah nasıl anlamadım dedim. Yeniden yapmaya başladı. Kızgın kızgın bana "annem gağliba sen biyaz yaşlanıyoysun" dedi. Ben kaldım tabi öylece. Hımm yaşlanmak mı? 33'üm yok canım o kadar da değil :)

13 Nisan 2010 Salı

sen büyüyünce kızım ...

Her yeni gün bir başlangıç dimi... Hergün iş'e gelirken dün yapılanı unutuyorum. Unutmuyorum da yok canım kötü niyet değildir demek istiyorum. Ardı ardına sözler çok oldu ama...

En çok korktuğum yavrum büyüdüğünde ki büyümesine gerek yok şimdi bile biri canını acıttığında pençelerimi çıkarıp onu koruyasım gelmiyor mu? Bütün dünyayı yıkabileceğimi düşünmüyormuyum o anlarda ... şimdi yapılanı zaten unutuyor da ya ileriki yaşantısında... Şimdi yanındayım ya büyüyünce... Canım yandıkça yavrumu düşünüyorum onun karşısına da böyle insanlar çıkarsa. Ya benim gibi üzülürse. Olmayacak mı? olacak tabi. Tavsiyem kızım sana annen gibi olma. Her söyleneni dert etme "gül, geç". Hani herşeyin babişine benziyor ya rahatlığınıda babandan al.


Annemi düşünüyorum. Üç kardeşiz. Hepimizde çektiğimi oda bu sıkıntıları. Akşam gittiğimizde anlatırken bütün gün neler oldu diye bizden çok alevlenmesi bu yüzden mi?

12 Nisan 2010 Pazartesi

Benim en sevdiğim kız kardeşim evlendi :)

Ben 8 erkek kardeşim 4 yaşında. Annem hamile. Bir kardeş geliyor. Doğduğu günü hatırladık o gece iki kardeş o'nu izlerken. Rahmetli dedem bizi kamyonetinin arkasına koyup hastaneye götürmüştü. Bir bayram günüydü sanırım Kurban Bayramı. Bakırköy Devlet Hastanesinin önündeydik. Bizi içeri almadılar tabi. Kamyonetin içinde oyun oynuyorduk erkek kardeşle. Bir yandan da dut kurusu yiyorduk. Asıl amacımız annemizi ve kardeşimizi görmekti. Hani annem camdan gösterecekti onu bize. Görüp görediğimizi hatırlamıyorum.

Şimdi diyorum iyiki bir kardeşim daha olmuş. Ne çabuk büyüdü 25 oldu. Evlilik kararı verdiklerinde şaka gibiydi. Lise yıllarındaki arkadaşlık aynı üniversiteve arkadaşlığın aşk'a dönüşmesi. Gün geldi çattı işte o tarih. Evlendi. Nikah'ları kıyıldı, bir ay sonraya düğünleri var.

6 yıl önce ben evlenip sevdiğim adamın yanına giderken kalanları ailemi bu kadar buruk bırakmışmıydım. Herhalde bu nasıl bir mutluluk ki kalanları düşünemiyorsun. Onlarda senin mutluluğundan mutluluk yaratıyorlar. Evim barkım ayrıyken hani niye bendeki bu üzüntü. En küçüğümüz olmasından mı? Yağmur'un nikah günü teyzesinin kucağından düşmeyişi sürekli teyze diye ağlaması. Anladımı? O'na her baktığımda gözlerimde hep yaş olacakmı? Olacak :( O'nun için mutluluktan kendim için kıyamadığımdan :( Alışacakmıyım(z)? bu duruma. Mecburen.

Bundan sonraki dileklerim hep mutlu olmaları. Birbirlerine sevgi ve saygılarını kaybetmemeleri. O evin en küçüğü ve hep en küçüğü olarak kalacak.

9 Nisan 2010 Cuma

"Şeker Kokulu" bir gün

Cuma günümü renklendiren, neşelendiren, mutlu kılan, ağzımı kulaklarıma götüren şeker kokulu hediyeler bunlar. Hepsi ayrı değerli. Sevgili Şenay ve kızı Doğa'mız bugün beni ve kızımı mutlu ettiler...

Göze batacak mutluluğum herhalde öğleden sonrası biraz yüzümü düşürecek sözler işittim. Ama sabahki mutluluktan sonra izin vermedim kara bulutların tepemde fazla dolanmasına.

Az öncesi Yağmur'la fotolarını çekip paylaşalım dedik. Yağmur her birini ayrı inceledi. Özellikle kitabı ayrı beğendik. Birde tişörtü çok beğenmiş bizim ufaklık. Ayrıca mesleğime çok yakışan cetvel üstü hesap makinemi kendi değerlilerimin arasına kaldırdım. Kimse görmeden :)
Tekrar tekrar teşekkürler... Şeker kokulu Doğa ve annesi

6 Nisan 2010 Salı

Uç uç böceği

Hafta sonu... Cumartesi öğleden sonrası;
"Uç uç böceği annen sana terlik pabuç alacakkkk"...
Uçtu ama kendisine söylediğimiz tekerlemeden dolayı uçmadı
Yağmur'a göre "annem sen fotoğyaf çeğtin ondan kactı"

2 Nisan 2010 Cuma

Bahar yağmurları

Bu hafta sonu yağmurlu olacakmış... Nisan yağmurları başlıyor herhalde...

Kociş bütün hafta beklediği hafta sonunda hemde pazar dahil olmak üzere eğitimde. O'nun eğitimde olması demek bizim evde olmamız demek. Neden demeyin :) Bunu ben bile açıklayamıyorum kendime.

Hani annaneye takılalım desek akrabalar arası gün toplantısında. Hiç içimi açmıyor. Teyzesi desen hem aöf sınavında olacak hem önümüzdeki hafta nikahı var hazırlıkta. Dayısı desen oda aöf sınavında olacak. Dede hasta evde... Yakın arkadaşlar hasta evde istirahatte... Bana kızımla evde oturmak kalıyor herhalde. Bol filmli çizgilisinden ve renklisinden, patlamış mısırlı, bol dinlenmeli. Ve mümkünse sendromsuz olanından.

En çok üzüldüğüm hani yağmur yağmasaydı da çiçeklerimizle özlemimizi giderseydik. Ekip, biçseydik... elektriğimizi boşaltsaydık. Balkonda hafif esintide ben kahvemi yudumlasaydım, Yağmur oyun için türlü tekliflerle beni içeri çekmeye çalışsaydı