Damla 1,5 yaşında.
1,5'tan 2 gibi aslında. 6 ayda bir yaş alır gibi. Nasıl mı? 2'de değilde sanki daha da büyük hatta bazen ablasından bile...
"Yemek yer misin?" demeden... Yiyor.
Doyunca elimi-ağzımı sil kalkacağım gibisinden peçeteyi işaret ediyor.
Su içmesini hatırlatmadan... İçiyor.
"Uyku zamanı" deyince... Mutfağa gidip sütünün ısıtılıp kendisine verilmesini bekliyor.
Sütü bitince emziğini alıp uyumaya başlıyor.
Gece başucundan suyunu alıp içip, uykusuna devam ediyor.
Sabah erken kalkıyor ve mutlu kalkıyor.
Yataktan inince ablasından kendine kalan, ayağına 2 numara büyük terlikleri giyiyor.
"Dışarı çıkıyoruz" deyince kapının önünde bitiveriyor.
Yediğini, içtiğini, oynadığını paylaşıyor.
Hayvanları çok seviyor.
"Anniiii, babooo, apla" diyor bize.
"Mummm" derse eğer emzik anlamında.
İki elini göğsünde bağlayıp kedi gibi bakarsa kucak ister.
Eğer ablası kitap okuyorsa Damla'da okuyor.
Eğer ablası ders yapıyorsa Damla'da yapıyor.
Eğer ablası oyun oynuyorsa Damla'da oynuyordur.
Ceviz, dut kurusu, kuru kayısı, kuru üzüm en sevdiği yemişler.
Elma, erik şimdilik en sevdiği meyveler.
İrmik helvası favori tatlısı.
Evde minik işler yapıyor. Eline tuttuğu bir bezle toz alır gibi...
Ablası göz ağrısı ve küçük annesi.
Babası aşkı.
Annesi olmazsa olmazı.
.... yazmakla, saymakla bitmez bu ilkler.
Evin ikinci çocuğu olup önünde örnek bir büyük boy olunca daha kolaymış büyümek. Bizde tecrübe ettik bunu Damla'yla bir bir anlatsalar anlamazdık. Bütün bu kolaylıklar Yağmur sayesinde.
İşin özü; çok şükür kızlarıma, çok şükür verene.