29 Haziran 2010 Salı

Cupcake... biz böyle yapıyoruz

Daha önce dedim mi? Otuzumdan sonra kek yapmaya başladım ben. Yapamayacağımdan değil sadece tatlı ile aram yok... Hiç ama hiç yok.

Yağmur'la tanıştım kek'le...
Yağmur seviyor diye mi? yoksa birlikte birşeyler yapmak hele ki kek yapmak çok zevkli diye mi? Bilemiyorum.

Sayesinde... kek yapmayı geçtim cupcake yapmayı bile öğrendim. Cumartesi günü doğum gününe de cupcake'lerimizi yapıp gittik.

Hem herkes çok beğeniyor. Hem anne-kız bizim için yapması kolay. Süslemeside bir o kadar zevkli. Genelde Dr.Oetker'in süsleme glazürü ile yapıyoruz süslemeyi. Bazende sadece damla çikolata koyuyoruz üzerine.

İşte Cupcake tarifmiz;
3 yumurta
1.5 bardak şeker
1.5 bardak süt
1 bardak sıvı yağ
3 bardak un ve kakao
1 paket k.tozu
1 paket vanilya

Bildiğimiz kek sırasıyla yapıyoruz tarifi. Sonra 180 derecede, bizim fırında 20 dakikada pişiyor.
Üstüne çıkınca süt döküyoruz. Hımm cidden çok yumuşacık oluyor.
Tarifi nereden mi? İşte buradan.... :)

28 Haziran 2010 Pazartesi

Aynı gün doğumlu 2 bebek... Serhan&Kağan

Cumartesi çok tatlı bir bebeğin doğum günündeydik...
Kendisi Adapazarı gezimizin ev sahiblerinin minik oğlu Nadir Serhan.  
Özenle hazırlanmış doğum günü masası...
Aslında resimde gördüğümüz minikler aynı gün doğumlular Serhan & Kağan.
Bu doğum günleri aslında Yıldız Parkı'nda yapılacaktı. 2 bebiş bir arada. Hava hevesleri suya düşürdü.
Vee pazar günü 2. miniğin doğum gününe biz katılamadık. Taşınacağımız evin işleri sadece marangozlar bitmiyormuş. Ohh ohh... ne işler bizi bekliyormuş. Zamanı planlayamayınca katılamadık Kağan'ın doğum gününe. Ama gönlümüz onlarlaydı...
 Bir kere daha mutlu ve sağlıklı yıllar 2 bebişe...

25 Haziran 2010 Cuma

Kaçamak

Hani burada demiştim ya pazar günü evde sakin sakin oturmamız gerekiyor diye... Aslında bir küçük kaçamağımız oldu. Sitenin havuzu kullanıma açılınca bizimki durur mu?
Hele ki bütün çocuklar o havuzda ise. "aykadaşlayım beni istiyoy" der. Kıyamayız tabi...
Hem suyu çok seviyor hem sakinleşir bebek gibi uyur dedik. Hani bebekken bile 4 saat aralıksız uyumamıştı.
Ya da ben şu anda unuttum :) Su insanı bu kadar mı yorar. Çaktırmadan. Bu kadar mı sakinleştirir.
Ve su sevdalısı bir anne sırf kızının fotoğraflarını çekmek için suyun dışında nasıl kalır? 

22 Haziran 2010 Salı

Ev'lendikkkkk

Ne yani şimdi biz ev sahibimi olduk? Kendim cavap veriyorummmm.... Evet
(buraya bir sırıtan yüz iyi gider) :)
Hıdrellez akşamı dileklerimin arasında birde ev vardı. Hızır amca kocişe bir el attı. Benden çok kendisi heveslendi. Bazı zaman ben vazgeçtim o bırakmadı peşini.
Birbuçuk ay önce başlayan ev serüvenimiz son buldu... OHHH dedik bugün.

Şimdi kutu kutu kolilenme zamanı. Akşamdan akşama ev taşıma, mutfağıydı, banyosuydu, kızın dolaplarıydı marangozların peşinden koşturma zamanı. İçine girdikten sonra mutluluk zamanı.

Diğer dileklerim neydi benim...???
Biri tabiki sağlık, biri Nehir için sağlık, biri ...???? o daha bekleyecek

21 Haziran 2010 Pazartesi

Babasının Gülü

Bir ay önce başladı Babalar Günü ve Yıl Sonu Gösterisine
hazırlanmaları... Benimse dün sabahtan başladı heyecanım... Hep merak ettiği bugidilerle annesi saçlarını sardı. O gayet rahattı. Biz ise tembihliydik öğretmenden. Ne uykusu ne yemeği atlanmayacaktı. Pazar günümüz evde onun istekleri doğrultusunda akşamı bekleyerek geçti... Uykusuna daldığında ilk gök gürültüsünü duydum. Yağmasın lütfen dedim. Neyseki yağmadı. Gösteri bitip eve adım attığımızda yağmur başladı... Neyse bitti yaaa...
İlk sambacı kız oldu bizimki birde erkek arkadaşını poşetleyen bir pop'cu. Anne ise bir eliyle gözündeki yaşları sildi bir eliyle kamerayla kayıt yaptı.
En güzeli babalara hazırlanan süprizdi. Hele o boyuna koyulan bir öpücük. İlk aşkı babası.
Her ne kadar hediye ettiği kupada aklı kaldıysa da "o benim baydayım" diye... Bütün yorgunluğa değdi.

16 Haziran 2010 Çarşamba

Bildiğimiz Vişne Reçeli değil benim için

Tarifi bildiğimiz vişne reçeli mi? ... Evet
İlk defamı reçel yapıyorum? ... Hayır
Peki neden bu heyecanım...
Sebep; kızımın minnacık elleriyle hiç off... pof... demeden dallarından teker teker vişneleri toplamış olması... O'nun için oyundu. Biliyorum :)
O da heyecenlı "annem oylar beğim vişneleğim mi? Her defasında ben "evet kızım" diyorum.
Ne o sıkılıyor aynı soruyu sormaktan ne ben sıkılıyorum aynı cevabı vermekten.
* * *
Görüntü çok hoş oldu da... Ya tadı; aynı annemin yaptığı reçel gibi. Annemi hatırlatıyor her tattığımda.

15 Haziran 2010 Salı

Yağmur Modası


Sevgili Lal'imin annesi bizi mimlemiş. Onlar isterde biz cevaplamıyız. Seve seve cevaplar gelicek.


* Nasıl giydiriyorsunuz?
Rahat kesinlikle rahat kıyafetler... Kışın alt eşofman üstü uzun kollu, yazın şort ve askılı bluzler... Arada bulunacağımız mekana göre biraz daha şık kıyafetler. Elbette elbise. Kız çocuklarının sevimliliklerine sevimlilik katıyor.
* Marka mı? Pazar mı? Semt butiği mi? Nerelerden alışveriş yapıyorsunuz bebelere?
İlk yıl ve takibindeki yıl Chicco, Fuar Baby, Mothercare gibi aklımıza gelecek mağazalardan. 3 yaştan sonra heryerden kıyafet alamaya başladım. Pazar dahil... hatta bazen Eminönü :)
* Haftada 3-5 defa makine döndüren çamaşır canavarlarının cicilerini ütülüyor musunuz?
Evet (ti). Hiç sevmem ütü ama başına geçincede bırakamam. Ne varsa ütülerim. Ütüledim hiç şikayet etmedim... Kış başı aldığım kurutma makinesi ile makinadan çıkar dolaba koy halindeyim. Çok rahat ettim. Mis gibi ve yumuşacık oluyorlar. Tavsiye ederim
* Terlik mi sandalet mi?
Bana kalırsa sandalet. Bir çocuk için daha güvenli. Ama kızıma göre o anda canı ne isterse.
* Şapka sorun mu? Nasıl çözüyorsunuz?
Evde bile şapka takan bir çocuk... Hiç sorun olur mu?? :)))
* Malum deniz mevsimi açıldı. Mayo kullanıyor musunuz? Öneriler?
Daha kendisi yokken bikinisi vardı kızımın. Hani kullandık mı? Şimdi şimdi...
Ama Huggies Little Swimmers geçen yaza kadar kullanmışlığımız var...
Bitti :)
 
Bende Eylem ve sevimli Sude Naz'ı, Nehircce ve oğluşu Efe'yi, Sibel ve oğluşu Tibet'i, Yaz ve annesi Deniz'i mimliyorum. Daha önce cevaplamadıysanız tabiii

14 Haziran 2010 Pazartesi

Bol doğa en yeşilinden. Bol meyve en kırmızısından

Geçen seneki Adapazarı-Geyve gezimizin üstünden bir sene geçmiş
Babaya çapkın bakışlarla yola çıkılır.
Köy kahvaltısıyla güne başlanır.
Dut, vişne ve kiraz toplanır.
Yorulunca boyama kitapları çıkar. Biraz sakinlik denir.
Yemek yenir
Gezimizin 3 küçük yakışıklı adamı.
Baran, Serhan, Kağan
Gün biter, gece yarısı eve dönülür.
Güzellikler aklımıza kazınır

10 Haziran 2010 Perşembe

Bu yapılır mı? baba'ya...

Benim kociş, kızımın babası... Salonun tam orta yerinde Yağmur'un oyun sahasında uyuyup kalırsa... Başına bunlar gelir. Oyuncaklar arasında kaybolup gider.


Üstüne üstlük uyanınca azar işitir. Oyuncakları dağıttığına dair. Benden değil, kızından :)

9 Haziran 2010 Çarşamba

Yağmur'dan sebep... İğnedanlık... Sağlık... Vee ev

Dün akşam arabada geçen konuşma.
Anne derki "eve gitmeden kapalı bir yere gidelim çay içelim"
Baba "sahile inelim o zaman" der
Anne " yağmur var ama". (heran yağmur'un başlayabileceğini hatırlatmak istemiştim)
Arka koltuktan bir ses duyulur. "evet annem beğn buydayım" :)
- - -
Anne "insanlar alel acele evlerine koşturuyor"
Baba "yağmur'dan" der.
Arka koltuktaki ses "hayıy beğn bişey yapmıyoyum"

İsminden sebep içinde yağmur geçen cümleleri üstüne alınıyor. Çok seve seve koyduğum isim kızımda aşırı alınganlığa sebebiyet veriyor.
* * *
Yufka yürekli kızım dün akşam anne iş peşindeyken boşluğu fırsat bilip yatak odasından iğnedanlığı alıyor. Çok özlemiş benim iğnedanlığımı :) Arada garip şeyleri özleme özelliği vardır.

Daha sonra anne içeri gittiğinde kızının aldığı iğnedanlık yerine çok sevdiği yıldızını iğnedanlık olarak bıraktığını görüyor. Nasıl bir yürek var sende kızım.
* * *
Sabah kalkınca akşam eve döneceğimiz, yatağımıza yatıp yatmayacağımız kesin değilmiş. Hiç birşeyin garantisi yok. Herşeyin başı sağlıkmış. Bugün ki yaşanmışlık aklımıza kazındı. İş arkadaşı dediğimizin sadece iş arkadaşı olmadığını benim için, bizim için ne kadar önemli olduğunu anladım(k). Sadece iş değilmiş aramızdaki. İyi olmasını diliyorum(z).

Sağlıkmış her işin başı. Hatırladım(k)... Unutmamak lazım.

Bu gibi durumlarda soğukkanlı olmak gerekirmiş. Bende hiç olmadığını bugün yine anladım. Daha sakin olmalıyım...
* * *
Bir türlü sonuçlanmayan... Ev'le ilgili beklediğimiz haberler gelmese bile. Dert etmiyorum. Sağlık olsun diyorum artık...

7 Haziran 2010 Pazartesi

Dışardaki kötü havaya inat...













Cumartesi günü; hava daha kötülemeden gittik tekne turumuzu yaptık. Büyükçekmece'den öteye açılamadık. Hava'nın kötü olacağı haberini almıştık.

























Bizim ki tam bir şımarık kız oldu... Sanırsın ki bütün hayatı teknede deniz üstünde geçti. Bir yukarıda bir aşağıda. Hiç bir korkusu yok. Kenarlarda bile dolaşmaya kalktı. Benim yüreğim hopp edip durdu. Bir saniye ayrılamadım yanından, bana ilaveten nöbetleşe gözler onu izledi.
O yoruldu ben yoruldum. Saat 18'de havanın patlayacağı haberini aldık. Vee kendimizi eve attık. O yorgunluğun üstüne sabaha kadar döne döne uyuduk kıziş ile...
* * *
Pazar günü; evimizin her yanını saran kolilere birde Yağmur'un kendi çapında topladığı poşetler dolusu oyuncaklar sardı.

Ben topladım o dağıttı.
O'nun sözde topladıklarını ben tekrar düzenledim.
Bu sefer o beğenmedi, dağıttı.

Karar verdim geçiçi olarak dağınık bir ev olmaya. Geçecek, bitecek.

* * *

Yukarıdaki resimlere bakalım içimiz açılsın.

1 Haziran 2010 Salı

Bütün gün deniz'in üstünde olmak.. yine istiyorum

"Hadi tekneye. 5 dakkaya hazır olun"
Ailede bir denizci varsa bu cümleyi duymak gayet normal.
Sevgili teyzemin eşi eniştem denizcidir. Kendini mavi sularda adamış desem. Şimdi emekli ama sanmayın ki karada yaşar. Kendine göre bir tekne kiralamış yaz boyu.
Oğlu sevgili kuzen Tayfun. Bu sene okulu bitiyor. O da denize açılıyor. Uzun yol kaptanı olacak..

Bu pazar günü  Büyükçekmece sahildeydik. Daha sonrası için planımız Heybeli Ada. Heybeli Ada, Çamlık.
Deniz'i çok seven... Hani girmesem bile beni sakinleştiren... Kıyıya yada tekneye vuran ufak bir dalga varsa başka ses duymak istemeyen "ben" için bir süper bir gündü. Çok sakin çok dingin bir pazar gezisi oldu bizim için.. Yağmur için...
Devamı... gelir
Yaz bitmez... :)