23 Şubat 2011 Çarşamba

Fotoğraflar yeter aslında...

... fazla söze gerek yok. Sözle anlatılacak kısım vicdanımızı-içimizi rahatlatmak adına...
Bir günlük tatil. İstanbul'un burnunun dibi Ağva'da.
Ben Yağmur'u Zeynep Serhan'ı annaneye bırakıp Cuma öğlen mesaiyi bitirip yola çıktık...
İç sesim bu nasıl bencillik diye içten içe kemirdi durdu beni yol boyu. Zeynep desen o da aynıydı.
Yoksa ilk karşılaştığımızda sorusu "çokmu benciliz" olmazdı :) Altı üstü bir geceydi oysa.
Mekanı görünce havayada girince oh dedik. Felekten bir gece... Devamı istesekte yok.
Yedik, içtik, gezdik, gördük. Sohbeti bölen yoktu bol bol konuştuk. En çokta bizim bücürlerden konuştuk.
Hani daldık gittik bazen. 2 anne-2 baba. Adım gibi eminim ki hepimiz o an çocukları düşündük..
Ara not: İstanbul'un burnunun dibi aslında arada kaçmalı.
Dönüşte o kıvrım kıvrım yollar bitmek bilmedi.
Nicedir ertelenen ufak bir akraba ziyeretinide dönüş yoluna eklemiştik. Ve kavuştuk akşam saatlerinde Yağmur'la. Hemde evimizden uzak bir akraba evinde.
Kavuşma anı süprizi yetti ayrı geçen bir geceyi unutturmaya. Gülsem gülemem kızsam kızamam. Şükür zararsız ziyansız makasla sadece kahkül yapmış kendine. Yapabilmiş. Ben karşıdan bakarak kessem bu kadar düzgün yapamazdım. 4 yaşındaki veled yapmış. Yakıştırmış kendine gözlerden uzak bir köşede, kesivermiş bir tutam saçı. Kıyamazdım ya ben. Annanesi bilip saklamış o bir tutam saçı.
Şimdi yazarken farkettim aslında o bir gün ne iyi geldi. Baharda "yine yapalım" derim ben. Dönüşte bir süpriz yoksa tabi...

22 Şubat 2011 Salı

İtiraf

Çok özledim buraları...
Ey bilgisayar düzel lütfen artık, lütfennnn... birde internet
Kendime; çık şimdi işten eve git...
Bütün gün donmanın acısını çıkar. Kombiyi aç sonuna kadar. Isın.
Yağmur'a sarıl daha sıcacık ol. Yarın herşey güzel olacak :)

15 Şubat 2011 Salı

5'i 1 yerde

Evet en sonunda muradımıza erdik. Buluştuk.
pazarbeslisi_2
Sibel, Deniz, Zeynep, Elif ve ben. Bizde...
Bin telaş bin merakla bekledim. Yağmur benden daha çok .Cuma akşamı "hayi neyedeler" başladı. Yatcaz kalkçaz, yatçaz kalkçaz parmak hesabı yaptık.
5i1yerde
Yedik-içtik... Yada en azından ben çokça yedim. Misafirlerin sıcaklığından kendimi rahat hissetiğimden.
Yaz'ın şarkılarıyla oynadık... Lolipopları ağızdan düşürmedik.
Bir pastanın mumlarını bir ağızdan üfledik, alkış yaptık. Arada mızıldandık.
Uykusu ağır basınca bizim hep bildiğimiz kızların ilk kez gördüğü Yağmur'un ağlama seremonisine tanık olduk. Sahi büyümemişmiydi bizim kız. Yine bildiğim bütün susturma yöntemlerini unuttum :)
Bolca güldük, eğlendik...

Kızlar bir temennim var; arayı açmayalım :)

14 Şubat 2011 Pazartesi

Bir grup insan

Bir grup insan var...
Gizliden gizliye takip edildiğim.
Bunlar haftanın beş günü 09:00-18:00 arası gördüğüm insanlar.
Aynı işi yapıyoruz aynı fikri paylaşmıyoruz.
Ama karşılıklı saygı ile bu iş'i götürebiliriz aynı olmasak bile. Sen sadece konuş. Tane tane, anlaşılır. Seviyeli. Dünya malına bu kadar değer verme. Ne sana ne bana kalacak.
Aynı seviyedeysek, aynı işi yapıyorsak yoksa benden bir üstünlüğün nedir bu kendini hakim görmen şu minicik ofise...

Sen gizliden takip et beni. Daha çok şey öğrenirsin benden hatta minicik kızımdan.
Birde kötüdür okuyup, belli edememek, cevap verememek.

10 Şubat 2011 Perşembe

Biliyorum çok erken. Mart'ta kapıdan baktırır... ama

Başlıktan anlaşılacağı üzere baharı bekliyorum. Ofisin yarım açık penceresinden içeri güzel hava doluyor. Aklımda hafta sonunun her gününe piknik düşüyor.

Üşümeden çalışmak ne güzelmiş. Kısa zaman önce taşındığımız ofisin çalışmayan kombisine az veryansın etmemiştik bir cemaat insan :) İyi ki demişler bize zaten güzel havalara ne kaldı ki diye. Bilmişler havaların hemen ısınacağını demek...
Hoş "Mart kapıdan baktırır kazma, kürek yaktırır" ama kimin umurunda. Biz zaten yarın yine taşınıyoruz.
Evime yurduma yakın çalışmanın rahatlığı bir ay sürdü. Daha keyfine varamadım. Gündüzler uzayıp, hava azcık ısınınca hemencecik eve varıp, kızı alıp, kendimizi sahile atacaktık. Yada eve gitmeden kaçamak yakıp sahilde bir çay içecektik eşle. Denize bu kadar yakın, pencereden deniz kokusu gelip beni baştan çıkarırken yapılmalıydı... Başka bahara kaldı.

Yarın evimiz sırtımızda kaplumbağa misali yine taşınıyoruz. Öğrendik zaten beş dakika da nasıl bilgisayar toplanır. Hatta masa bile sırtlanır :)

"Tebdil-i mekanda ferahlık vardır" dememişler boşuna... Sahi kaç oldu, ben saymıyorum artık.

Hoş birde gidilecek mekandaki insanların güzelliği bu sefer taşınmayı o kadarda sıkıcı kılmıyor... Yoksa bu kadar sakin yazar mıydım? :)

8 Şubat 2011 Salı

Her bi gün güzel aslında...

"Yitirmeden" tık...
gosteri yagmur
Yatağın sağ tarafından da kalkmadım ama. Gün güzel gidiyor...
gosteri son
Günün ilk saatlerinde güzel bir haber geldi. Bizzat ilk ağızdan. Akşam koşa koşa bir kurs başlangıcı yapıcam. Daha güzel günler olacak ondan sonra. "Hayırlısı". Hala umut var(mış)... Yağmur gibi çocuk olup marakasları elime alıp sallanasım var benimde bir o yana bir bu yana.

Ömür dediğin bir kara kutuymuş aslında...
kaç kere dinledim, saymadım.

3 Şubat 2011 Perşembe

"GÜL"

Gülmeli birazda.
Ağva civarlarında 1 günlük tatil aldık. 3 anne, 3 baba, 3 çocuk gidicez. Bizimki duydu bizden mutlu oldu. Kar yağsın istiyor. Kardanadam yapalım diyor. Bilse bende dört gözle bekliyorum kar'ı. Ama kar bir günlük tatile gelirse, oh ne ala! :)
*
Akşam iki sayfa kitap okudum. Nicedir çocuk kitaplarından kafamı kaldıramıyordum. İyi geldi ama onca aradan sonra uyku yaptı. Gözlerimin kapanmasına engel olamadım. Bizimki kıvrılmış yanıma bir süre sonra. Gözlerimi açtığımda ne mutluluktu. Evimizin babası da üstümüzü örtmüş, sıcacık.
*
Bütün dişler ortada resmine baktıkça, akşam olsun diyorum. Hemen... Öpücem çok çok...
*
Hafta sonu sinema keyfi yaptık. Sinema sırasında asansör kapısında bir anne-annane ve çocuk arabasında bir oğlan. Ardında biz. Çikolata verirken oğluna bizimki gözüne takıldı. Duraksadı biran sonra kızış'e çikolata verdi. Güldük, karşılıklı. Yasak olsada, sınır koysamda o an o annenin bizimle paylaşması çok hoş. Birde aynı sinemaya gittik. Seans farkmız vardı ama 2 dakikalık sohbette aslında çocuğu eğlendirirken amacımızın kendimizi biraz dinlendirmek olduğunu anladık, karşılıklı.
*
Sinema keyfine ilave. Bugün okul arkadaşlarıyla yine aynı film'e gitti bizimki. Sakın önceden anlatma sonunu dedim. Güldü, anlatırmı acaba :)

2 Şubat 2011 Çarşamba