30 Mart 2010 Salı

Topak&Yağmur

Pazar günü dışarı attık kendimizi sahile inmekti planımız.

İlk önce evdeki akvaryum motorunu kociş'in bir arkadaşına bırakması gerekiyordu. Vermesi için göznünün içine bakıyordum bende. Böylelikle evde akvaryum sevdası bitecek. Bitmesinden hoşlandığımdan değil bende çok istiyorum ama kısmetse kendi evimize diyorum...

Tesadüfen arkadaşlar annelerine kahvaltıya gelmişler. Kapıdan bırakıp dönecektik. Davet ettiler. Şöyle bir bahçeye gözümüz takıldı... "Aaa köpek var".. "çok severiz"... "Aaa buranın birde bahçesimi var".. "önden hiç belli olmuyor"... Böylece içeri girdik. Bebekliğinden büyüttükleri Topak yerinden çok zor kalktı. Kalkıncada Yağmur'la aynı boya geldiler.. Çok çok sevdik. Yağmur neredeyse yanına kıvrılıp Topak'la uyuyacak kıvama geldi.

Bahçeli bir ev, hafiften çimlenmeye başlamış, düzensiz ama çok güzel papatyalar çıkmış, tavuklar-horozlar bir tarafta, bahçeden aşağı bakınca bir taraf deniz bir taraf göl.. Gelde hayran kalma.. Biz hayran hayran sahilimize doğru yola koyulduk. Hani çok istedik... bu kadarı olmaz ama hani belkiii... Hayal bu.. bizim için Yağmur için.

28 Mart 2010 Pazar

1 saat karanlık

Cumartesi akşamı bizde dünyaya destek için ışıklarımızı kapattık....

Eskidennnn yani ben daha küçükken elektriklerin kesilmesi demek. Anne-babanın eşsiz, kendi küçüklüklerinden, biz eskidenn diyerek başlayan hikayeler anlatması babamızın mumun gölgesinde benim hala nedense beceremediğim türlü türlü hayvan gölgeleri yapaması, gülmek-eğlenmekti... 3 kardeş biran bile sıkılmazdık...

Dün bizde 1 saat karanlık ufak bir çocuğu kolay zapt edememekti... Şimdi kızım, son yarım saat kızım, son 15 dk. diyerek bitirdik. Onun için kolay olmadı...
-----
Şimdi anneneye doğru yola koyuluyoruz. 5 dakika sonra oradayız... :) Ne uzak dimi :)))
Babam 61'i deviriyor... İyiki doğdun baba diyeceğiz. Sağlıcakla inşallah... Babam için bugün GS'yın galip gelmesini diliyorum. Yani sırf o mutlu olsun diyeee, tabii birazda kendim için :D

22 Mart 2010 Pazartesi

Alerjik Astım mısın? nesin? Git artıkkk....

Kasım ayından beri yakamızda kendisi...

Tam hafifledi rahatladık derken cuma akşamı tekrar bir başlangıç... Bir şeyi çağırmak için içimden bir düşünsem yetiyor, kapıda belirdi hemen :( Halbuki sadece "oh demiştim" "bitti demiştim" .

Ben ne yaptım da oldu? diye çok vicdanım sızladı, herşey olabilir dedi doktor... Evdeki halılara kadar kaldırdık, her türlü deterjana, kokuya ara verdik, terletmemeye çalıştık. Terlediği anda başlayan öksürükleri oluyor... Cuma akşamı banyo sonrası ağır uykum haftanın yorğunluğu ile birleşince kızın terlediğini anlayamadım. Sabahı öksürük, rahat nefes alamama, hırıltılı nefes. Kendimi kötü anne diye adlandırmam için bir sebep.

6 ay boyunca her akşam alacağı bir hapı, rahat nefes almasını sağlayan bir fıs fısı var. Kendi bile yapabiliyor artık... Sonrası geçicek diye zaten bizi rahatlatıyor doktor'u... Ben başımıza gelince aslında hiç yanlız olmadığımı anladım. Etrafımda kimle konuşsam alerjik astım geçmişi oluyor. Ailede kalıtsallık yok, erken yaşta geçiriyor olması avantaj, kalıcılık yok. Yani ben kendimi avutmuyorsam tabi :(

Geçer gibi olunca çektiğimiz sıkıntılı günleri, uykusuz geceleri unutmuşuz.. Kız öksürüyor ciğerlerini elimize veriyor sanki. Bütün hafta sonu içime ağladım. Kociş'le sinirlerimiz gerildi, gerildi.. kopmadı allah'tan. Geçecek biliyorum, geçecek kızım merak etme... İlerde hatırlamayacaksın bile bende hatırlamak için hafızamı zorlayacağım.

Geçmiş bitmiş bir hastalığımız olacak.

18 Mart 2010 Perşembe

15 Mart 2010 Pazartesi

bıdı bıdı ve Anne İşte

Yaklaşık 1 ay önce almaya karar verdiğim ama ancak cuma günü elime ulaşan dört gözle beklediğim bir kitap

"Anne İşte". Şimdiye kadar okumam gerektiğini daha ilk satırlarda anladım. Bana kalsa uykuyu es geçer sabaha kadar okuyup bitirirdim. Ama bana kalmadı...

Yağmur sağolsun ...

İlk onun masalını okudum.. Bitince uyuması gerektiğini söyledim. Anlaştık. Zaten oda uykuya dalacaktı. Ben kendi kitabıma döndüm. Okuyorum...

Bizimki;
"anne sen okumuyoğsun ama"
"okuyorum kızım sen uyu"
"ama sen yesimlere bakıyoğsun"
"yok kızım okuyorum"
"ama senden hic ses çıkmıyoy"
"içimden okuyorum annecim"
ama yinede inanmıyor...
"icinden bıdı bıdımı diyoysun annecim"
"evet annecim içimden bıdı bıdı diyorum" okumuş oluyorum :D

Sonrası kitaba ara... Yağmur yemece, gıdıklanmaca....

12 Mart 2010 Cuma

Klip

Bir videosu olsun istedim... Okulda öğrendiği eşsiz şarkılardan biri

Ben yarın Eminönü'ndeyim. Kız kardeş, annem ve tabi damat... Düğün alışverişine gidiyoruz. Gelinlik, davetiye, nikah şekeri vs... bakılacak çok şey var.. Akılda olmayan görünce işte bunuda alalım diyeceğimiz çok şey çıkacak, eminim.

Yağmur evde babişkosuyla kalacak. Baba-kız günü yarın :)

Herkese güneşli hafta sonları

10 Mart 2010 Çarşamba

Biii fikri geldi

Pazar sabahı 04:00'te uyandı "annem benim uykum bitti" diye. Hımm ama benim daha uykum var. Bir bardak süt ile kandırılıp tekrar uykuya döndürüldü. 08:30'a kadar.

Sonra ben kahvaltı hazırlama telaşına girdim.. Açıkmış çünkü bizim kız kaçırmamalıyım durumu.. O yataktaydı keyif yapacaktı ben hazır dediğimde gelecekti. Ama öyle olmadı. Bir fikir yandı tepesinde. Yataktan indiği gibi bir hızla dedesinin aldığı misketleri kaptı. Yağmur'un mesai başladı.

Aldığı misketleri ayak altına dağıttı babişini çağırdı. Baba-kız ayak altında misket oynadılar. Onların işi daha önemli. Koca bebek kendisini ispatlama telaşında. Babiş küçükken misket oynama şampiyonuymuş ... (yaaa...) Öyle birşeymi varmış. Hiç bilmiyorum. Hiçte merakım olmadı misketlere karşı. Evin gerçek en küçük bebeği ise babasından öğrendikleriyle sanırım iyi bir misketçi olacak. Merakı geçmezse.

Biri 33 biri 3 yaşında. Biri sözde büyük biri gerçekten çocuk. Nerden bakarsam bakayım zor...

8 Mart 2010 Pazartesi

Çiçekli bir hafta

Su çiçeği geçiren bir çocuk duygusal mı oluyormuş???

-Artık o da sıkıldı. Elinde güneş kremi, güneş gözlüğü dolaşıyor. Havalar ısınsın aniden hadi sahile diyip çıkmamızı istiyor evden.

-Aniden çöken sis'in ardından hüzün çöküyor bizim kıza. Güneş çıkmazsa büyüyemezmiş. O ve bütün herşey, camdan bakan oyuncakları, kalemleri, çiçekleri, herşeyi...

-Kızın evde geçen su çiçekli günlerinden sonra okulunu, öğretmenlerini, arkadaşlarını ne kadar sevdiğini, özlediğini öğrendik.

-Bize dair; mesaide geçen bir haftadan sonra bünye artık uyumak istiyormuş. Cumartesi sabahı 10:30'a kadar uyumak son 3 yıldır kaç kere görülmüş. Gün bitmiş hiç birşeye vakit kalmamış. Pazar yalanıp yutulmuş.


-İş, kız, ev yetmezmiş gibi ahşap boyamaya başladım. Acayip kafa boşalttırıyor. 2 çok sevimli kıza hediye gelecek bu ahşaplar. Beğenirlermi? beğenmezlermi? Bitecek inşallah azmettim :)


-Yinemi pazartesi... ne çabuk. Ben birşey anlamadım.


-Unutmadan Dünya Kadınlar gününüz kutlu olsun arkadaşlarım. Takip edemediğim 1 hafta içerisinde aklım sizlerdeydi