2 çocuk odasının, koca bir salonun, mutfağın badanasının bitmiş olduğu bir evde uzun ince bir koridor kaç günde boya-badana yapılır? Cevap; -eğer koca kişisi boya yapıyor, temizliği hamile bir bayan yapıyorsa- uzatmalı bir hafta :) Koridora bakınca yatak odası kalsın diyor insan içinden.
Cumartesi öğleden sonra niyet edilir koridorun boyası bitmelidir diye. Yönetici çıka gelir o ara, anten-kamera sistemi ayarları filan diye... İyidir hoştur aradan çıksın ev zaten dandini. Gelmesinin üstünden bir saat geçer yöneticinin... Anneanne akıllılık edip Yağmur'u alır kaçar denize. Ben gayet iyimser "siz keyfinize bakın ben evi toparlarım" yönetici gidince der... Yöneticinin mesleği; yönetmenliktir gerçek hayatta. Bize kısa kısa, alıntılar halinde ders verir fotoğraf çekimleri ile ilgili... Laf(ı) bitmez! Madem "iş yapamıyorum, uzanıp kitap okuyayım" der ve çekilirim. Koca kişisi ve yönetici iş bitsin diye bırakılır. Bu ara ben okurum okurum, uyur-kalkarım, gözlerimi açtığımda yönetici (daha) yeni gider. Ne kadar geçti üstünden 2,5-3 saat ya da daha fazla... İş kalır, üstüne fazladan iş çıkar. Yönetici koltuklarımızı çok beğenmiş "ne rahatlar" diye uzun uzadıya oturup, giderken arkasında koltuk kılıflarını yıkamayı bana görev bırakmıştır. İş bitmez! Sağ olsun yönetici bizi çok sever. Bazen gün gelip sima'mızı unutup "kimsin?" diye sorsa da :)
Pazar günü için niyet edilir koridor bitsin diye. Arada yine bir yönetici ve yukarı komşu ziyaretinden sonra gece geç saatlerde biter boya-badana. Boya-badana biter, temizlik yapılır, yemek yenir, daha sonrası dondurma faslına geçilir, bir film takılır dvd'ye koltuğa geçilir anne-baba-çocuk bu ara hep yaptıkları gibi koltukta sızarlar. Boşuna rahat koltuklar almadık biz :)
Pazartesi sabahı bir plaj çantası hazırlanır Yağmur için ve anneanne'ye bırakılır, canları ne isterse yapsınlar diye.
Anne-baba işlerine gider, çalışmaktan ziyade dinlenmek için.
Hal böyleyken yatak odası kaç günde boyanır?
30 Temmuz 2012 Pazartesi
Elinde kukla oldum, çıktım...*
İlkokul öncesi kısa bir soluk, kısa bir tatil için anaokuluna ara verdik. Mezun oldular, diplomalarını alıp, keplerini havaya attılar minicik boylarıyla. Beraber uzunca bir tatil dönemi geçirdik, çoğu kısmı evde geçse bile, keyifliydi hepimiz için. Bir arada olmak ailecek güzel, her daim.
Şimdilerde akşam bizi beklerken dile döktüğü ya da bizi görünce anlattığı hikayeleri var Yağmur'un. Misal ben; "onu hiç seymiyoymuşum" "onu dövüyoymuşum" "ayakkabılayını atıyoymuşum"... dahası aklıma gelmiyor. Bir gün öncede evin hizmetçisi gibi hissetmiş kendini... Akşamları acaba bizi ne ile karşılayacak soruları sabahtan aklıma takılıyor. Sırasıyla başlarsak;
Beni "sevmiyoy" diyor. Ne kadar çok sevdiğimle ilgili konuşamıyorum karşısına geçip, boğazım düğümleniyor, gözümden yaşlar akıyor... Malum hamileyim, duygusalım. Hoş hep duygusaldım ben hayatım boyunca, sürpriz değil benim bu halim. Gözünde canlandıramadığı ama büyüklüğünden emin olduğu uzay var. Bana hep "seni uzaylay kaday seviyom" der. Sevgimi gözünde canlandırması için "senin beni sevdiğin uzaydan daha çok seviyorum" diyorum. Sarılmamızı gülüşmeler takip ediyor pek tabi. Sevgime olan inancını nasıl sarsmış olabilirim diye düşünüyorum... düşünüyorum yok bir cevabım, hal-hareketim.
Beni "dövüyoy" diyor. Minicik boylu bir kızın bu cümlesinin canımı nasıl acıttığını anlat(a)mayacağım. Kalbimi eline alıyor sıktıkça, sıkıyor...
Ayakkabılarını "atıyormuşum" diyor. Büyüdükçe eşyalarını kaldırdım, ayakkabılarını kutulayıp, sakladım. Ama izinli, haberli. Biliyor her mevsim geçişinde eskileri kaldırıp, yenilere yer açmayı beraber yapıyoruz. Her sene yazlık ayakkabılar kutudan çıkarken geçen senenin küçüklerini illa ayağına sokmaya uğraşıp, "annem saklamışsın" der. Nasıl kıyarım ki! atmaya, vermeye. Verdiklerimiz izinli kıyafetler ve ayakkabılar. Büyük insan edasında karşıma geçip "annem ayakkabılayımı atıyor" dedi.
Sona gelirken; uzun zamandır yaşından büyük olgun haller sergilerken bu yaşadıklarımızın bir rüya olmasını diliyorum. Zira bu hayal gücü canımı acıtmaya başladı...
* yazı ilk yazıldığı gibi kal(a)mamıştır...
Şimdilerde akşam bizi beklerken dile döktüğü ya da bizi görünce anlattığı hikayeleri var Yağmur'un. Misal ben; "onu hiç seymiyoymuşum" "onu dövüyoymuşum" "ayakkabılayını atıyoymuşum"... dahası aklıma gelmiyor. Bir gün öncede evin hizmetçisi gibi hissetmiş kendini... Akşamları acaba bizi ne ile karşılayacak soruları sabahtan aklıma takılıyor. Sırasıyla başlarsak;

Beni "sevmiyoy" diyor. Ne kadar çok sevdiğimle ilgili konuşamıyorum karşısına geçip, boğazım düğümleniyor, gözümden yaşlar akıyor... Malum hamileyim, duygusalım. Hoş hep duygusaldım ben hayatım boyunca, sürpriz değil benim bu halim. Gözünde canlandıramadığı ama büyüklüğünden emin olduğu uzay var. Bana hep "seni uzaylay kaday seviyom" der. Sevgimi gözünde canlandırması için "senin beni sevdiğin uzaydan daha çok seviyorum" diyorum. Sarılmamızı gülüşmeler takip ediyor pek tabi. Sevgime olan inancını nasıl sarsmış olabilirim diye düşünüyorum... düşünüyorum yok bir cevabım, hal-hareketim.
Beni "dövüyoy" diyor. Minicik boylu bir kızın bu cümlesinin canımı nasıl acıttığını anlat(a)mayacağım. Kalbimi eline alıyor sıktıkça, sıkıyor...
Ayakkabılarını "atıyormuşum" diyor. Büyüdükçe eşyalarını kaldırdım, ayakkabılarını kutulayıp, sakladım. Ama izinli, haberli. Biliyor her mevsim geçişinde eskileri kaldırıp, yenilere yer açmayı beraber yapıyoruz. Her sene yazlık ayakkabılar kutudan çıkarken geçen senenin küçüklerini illa ayağına sokmaya uğraşıp, "annem saklamışsın" der. Nasıl kıyarım ki! atmaya, vermeye. Verdiklerimiz izinli kıyafetler ve ayakkabılar. Büyük insan edasında karşıma geçip "annem ayakkabılayımı atıyor" dedi.
Sona gelirken; uzun zamandır yaşından büyük olgun haller sergilerken bu yaşadıklarımızın bir rüya olmasını diliyorum. Zira bu hayal gücü canımı acıtmaya başladı...
* yazı ilk yazıldığı gibi kal(a)mamıştır...
24 Temmuz 2012 Salı
İlk'im
İlk kızım, ilk göz ağrım...
Bu sene beraber yaşayacağımız ilkler var. İlk önce Eylül'de ilkokul serüveni, Kasım'da bizim ikinci tecrübemiz ama senin ilk kardeş heyecanın.
İkinci ilk; Çocuk nasıl büyütülür? Unuttuğumuzu sandığımız, nasılsa ihtiyaç olmayacak dediğimiz her konu birden aklımıza geliyor. Bir hal-hareketle, bir fotoğrafla ya da senin bir sözünle. Aaaa diyoruz, bu da vardı, onu da almalı falan filan... Sonuçta tecrübemize güveniyoruz.
Senin ilkin; beni daha çok heyecanlandırıyor. İlkokul! Dün kayıtlar belli oldu. Hamileliğin verdiği acayip senaryolu rüyalarıma yeni konular eklendi. Okullu, öğretmenli... Tüm gece uyuyamamaktan şikayet etsem de ara ara her uykuya dalışta, her gözümü kapadığımda seni yeni bir okula teslim ediyorum, ya içim rahat. Oh! diyerek ya da gözüm arkada kalarak.
Vesveseli hatun oldum çıktım. İlk günleri atlatınca alışacağımızı bile bile, diyorum ki keşke biraz daha mı? seni koynumda saklasam :)
Ne ilk okula başlayansın, ne son okula gidensin ama benim ilk'imsin ondan kıyamamazlığım.
Bu sene beraber yaşayacağımız ilkler var. İlk önce Eylül'de ilkokul serüveni, Kasım'da bizim ikinci tecrübemiz ama senin ilk kardeş heyecanın.
İkinci ilk; Çocuk nasıl büyütülür? Unuttuğumuzu sandığımız, nasılsa ihtiyaç olmayacak dediğimiz her konu birden aklımıza geliyor. Bir hal-hareketle, bir fotoğrafla ya da senin bir sözünle. Aaaa diyoruz, bu da vardı, onu da almalı falan filan... Sonuçta tecrübemize güveniyoruz.
Senin ilkin; beni daha çok heyecanlandırıyor. İlkokul! Dün kayıtlar belli oldu. Hamileliğin verdiği acayip senaryolu rüyalarıma yeni konular eklendi. Okullu, öğretmenli... Tüm gece uyuyamamaktan şikayet etsem de ara ara her uykuya dalışta, her gözümü kapadığımda seni yeni bir okula teslim ediyorum, ya içim rahat. Oh! diyerek ya da gözüm arkada kalarak.
Vesveseli hatun oldum çıktım. İlk günleri atlatınca alışacağımızı bile bile, diyorum ki keşke biraz daha mı? seni koynumda saklasam :)
Ne ilk okula başlayansın, ne son okula gidensin ama benim ilk'imsin ondan kıyamamazlığım.
19 Temmuz 2012 Perşembe
Sarımtırak mini hikaye...
Köyde en çok ne yenir?
Meyve. Dalından kopar, ye!
Sebze. Git bahçeden topla! İster çiğ ye! İster pişir ye!
Ot. Adını sanını bilmediğin bir dolu ot. Yeşil olsun yeter. Mısır unu ile kıvam yap, soğanla kavur, hepsi bu. En değme yemeklere taş çıkartır cinsten.
Zamanı ise fındık topla dallarından, değilse yeşil olanları kurut, ye!
Mısır ekmeğin eksik etme sofrandan, bir nevi kıtır kıtır, çıtır çıtır atıştırmalık.
Mısır demişken... Kendi bahçende yoksa sokak satıcısını boş geçirme kapından. Al mısırını, eve dahi çıkarma. Bahçede ateşi yak, ister suda haşla, ister ateşte közle. Bahçede bitiyor, eve kalmıyor. Yanında Yağmur varsa zaten hiç korkma kalmasından. Haşlanmış mısırı ver; sabah, akşam yer. Hiç bıkmaz, babası kılıklı.
Közde mısırı ver; onu yemez. Sevmez, anası kılıklı.
Ne demişler... armut dibine düşer. Bizimki ortaya karışık oldu ♥
Meyve. Dalından kopar, ye!
Sebze. Git bahçeden topla! İster çiğ ye! İster pişir ye!
Ot. Adını sanını bilmediğin bir dolu ot. Yeşil olsun yeter. Mısır unu ile kıvam yap, soğanla kavur, hepsi bu. En değme yemeklere taş çıkartır cinsten.
Zamanı ise fındık topla dallarından, değilse yeşil olanları kurut, ye!
Mısır ekmeğin eksik etme sofrandan, bir nevi kıtır kıtır, çıtır çıtır atıştırmalık.
Mısır demişken... Kendi bahçende yoksa sokak satıcısını boş geçirme kapından. Al mısırını, eve dahi çıkarma. Bahçede ateşi yak, ister suda haşla, ister ateşte közle. Bahçede bitiyor, eve kalmıyor. Yanında Yağmur varsa zaten hiç korkma kalmasından. Haşlanmış mısırı ver; sabah, akşam yer. Hiç bıkmaz, babası kılıklı.
Közde mısırı ver; onu yemez. Sevmez, anası kılıklı.
Ne demişler... armut dibine düşer. Bizimki ortaya karışık oldu ♥
17 Temmuz 2012 Salı
Su hayattır...

O bir su kuşu. Deniz, havuz fark etmez saatlerce kalabilir suda. 6 saat havuz da kalmak son rekoru, abartı yok! Birde akşam duşunu kendi almaya başladı ki en güzeli bu. Yıkanıyor, çıkıyor, saatler sonra hatta sabah kalktığında bile güzel kokuyor muyum? diye soruyor. Her bir sabunu, şampuanı kullanıyormuş, mis gibi kokmak için. Bilse annesi en çok onun terli, peynirimsi kokusunu seviyor, şaşar. Büyüyüp, anne olunca anlar artık;)
Bana gelirse laf... Bu seneye mahsus denizden, havuzdan uzak kalsam da günde minimum 3 litre su içtim, içiyorum, içeceğim. Ve bu durumda bende su kuşu sayılırım, dimi.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


