Ne oldu büyüdümü bizim kız. Şu aralar tek sorunumuz onun yeme(me) sorunu.
Bence hastalıktan yoksa kendimi avuttuğum yok. İstediğinde yemediği şey yok yeterki istesin.
Yeme haricinde acayip mülayim bir kız yaşıyor bizim evde. Birden oldu, pazar öğleden sonra. Dilimi ısırıyorum ve paylaşıyorum. Her huysuzluğunu yazdım şimdi birazda mutluluğu olsun. Belki yaz'dan belki yaşından. O koskoca dört buçuk yaşında :)
Pazar günü başladı herşey.
Birden bir sihirli değnek geldi bizim kıza dokundu ama biz farkına varamadık. Birgün öncesine gidersek kahvaltı sofrasında onun çizgi film izliycem benimse ilk önce kahvaltı edilecek inadımdan galip çıkan olmadı. O odasına ben balkona yollandım.Sonrası düzeldik tabi öyle kalmadık. Zaten kızgınlığımız beş bilemedin on dakika. O inat ben inat... İki akrep burcu, iki keçi. Evdeki bey bizimle pek uğraşıyor yani. Sonuç kahvaltısını etti ben mutlu oldum sonrası o çizgi filmini izledi o mutlu oldu.
İkimize yer etti bu olay yelkenler suda artık.

Ne oldu o günden sonra. Pazar sahilde gördüğü o cicili-bicili kız bisikletine bakıp iç geçirdi sonra
"keske benimde pisikletim böle olsa" dedi.
Ben sana alırken eminmisin diye sormuştum diyince.
"Olsun simdikini süsleyiz" dedi. Şaşırdım. Kucağa gelmek istedi
"gerçekten yorulduğunda seni taşıyamam ama" dedim
"doğvu" dedi. Sonrası
"seni çok seviyoryum, bakmaya doyamıyorum" dedi mest etti. Durup durup sarıldı. Sahil dondurmacısının önünden geçerken sıra çokluğundan dönüşte alırız dediğimizde
"tamam" dedi. Çok çok şaşırdım. Israr kıyamet yok. Kayyu gibi küsüp elleri bağlamakta yok.
Bir dediğimizi iki ettirmiyor, yardımlarını esirgemiyor.
Hopluyor, zıplıyor, sürekli gülüyor, gösterisine birde teyzesinin doğum gününe gün sayıyor. Arada
Tibet diye sayıklıyor bazen dili dönmüyor pitet dediği oluyor, hemen düzeltiyor :) Arada gösterisine dair ip uçları veriyor. Şöyle kıvırcam şöyle elimi sallıycam diyor. Akşam kitaplarında gizliyi bulmada ip ucu istiyor. Ama ip ucunun fazlasını istemiyor. Ne yazayım daha daha... fazlası var. Birde dün avm'de tren'de vagon arkadaşına bizi gösterip annem-babam demesi. Pek bi gurulu pek bi ağzını, gönlünü doldurarak. Gözümden kaçmadı değil.
Ama gel görki bu kadar sorunsuzluğa alışık olmayan bünyem kaldırmıyor.
Aklımda hergün son bulacak bu hali kendini alıştırma bu kadar telkinleri var. Bu geçici bir durumsa çok alıştırmadan geçşin bitsin yok kalıcı bir durumsa kabul ettim bile :)