30 Haziran 2011 Perşembe

Geyve-Part 3

Bu bizim yaptığımız 3.Geyve gezisi. Öncülük eden arkadaşlarımız sayesinde. Hadi dediklerinde hazırlanır, gideriz, o kadar. Birincisi burada, ikincisi şurada...
geyve
İki hafta önce yapılmıştır bu gezi. Fotoğraflar sırası ile...
1.Siyah zeytin dalından bahçenin sahipleri topluyor...
2.Kirazları bizzat biz topluyoruz. Yanında dut, erik...
3.Aysa bebek o. Ağustos'ta aramıza katılacak. Eğer o gün bayılmazsam fotoğraflar benden ;)
4.Kirazı kendimiz topluyoruz demiştim dimi :)
5.Baran&Yağmur
6.Biri toplar biri yer...
7.Kızım çok çalışmış, belli...
8.Sucuk-ekmek.
9.Bildiğin nane. Az önce toplanmış.
10.Zeynep salatası. Nefis....
11. Köfte, olsada yesek :)
12. Patlıcan köz. Yemede yanında yat.

Bu hafta her güne bir post olmuş. Tatil öncesinin rehavetinden galiba :)

29 Haziran 2011 Çarşamba

YUTKUNAMAMAK

Anne durumu; pazartesi başlayan yutkunamama hali devam...
Yağmur durumu; okulda keyifsizleşmiş, uyku hali gelmiş. Almak istersiniz diye aranan bir anne.
...ateş geçti çok şükür.
hamak
Yutkunamıyorum. Çocukken yaptığımızı yapıyorum ağzımda tükürükleri biriktirip bir seferde yutuyorum. Her seferinde acı çekmektense... Her yutkunma da; acımı hafifletir diye başımı öne eğmeme, yüzümün ekşimesine sebep oluyor. Dışarıdan bakanın halimi anlaması hiçte zor değil. Hafızamı zorlayınca geçen hafta sanırım cuma sabahı başlamıştı boğazdaki kaşıntılar bende. Böyle durumlarda insanın parmağıyla ağzının içini kaşıması ne rahatlatır insanı. Gözünüzde canlandırmayın durumumu ama :) İnsan içinde olmadığı sürece yapılmalı tabi. Ama durum ilerleyince o kaşıntılara çare bulunamaz. Önümüzdeki hafta izinli olacağımdan bari tatil ziyan olmasın diye doktora gideceğim akşama kocayla. Hatta Yağmur'la. Bir kontrol gerekli ana-kıza.

Gerçek manada ağzımın tadı yok, her şey saman...Sıvı tüketimi hat safhada. Akşam kocanın hazırladığı ıhlamurlar içinde koca koca limonlarda olmasa... Ne zaman yaptı, ne zaman ve ne şekilde içtim hatırlamıyorum. Yarı değil tam anlamıyla uyur haldeydim akşam. Akşamı eve gidip kendine türlü-türlü işler çıkarıp kendini yoran ben için durum şaşırtıcı. Ben yemek sonrası sızacağım. Şaka gibi. Arada hatırladığım Yağmur'un gelip üstümde oturduğu, ıhlamurunu üzerimde içtiği, hastalık filmimiz Buz Devri'nin bazı sahnelerinde hala korktuğu ve "annecim annecim" diye sarıldığı. Arada beni okşadığı... Tek yapabildiğim tek gözümü açıp bakabilmekti.

Birde sıtma olmasa. Akşam Yağmur yerde otururken aman üşüyecek altına minder koyalım dediğimde eşim nasılda baktı. Üşümek mi? diye. Ama sıtma bu. Bir bakarsın ateş içinde olmuşsun bir bakarsın tir tir olmuşsun. Birde vücudunun taaa saç diplerine kadar ki diken diken olması var. Sanki hafiften elektrik verirler gibi. Çokta soğuk olmayan bu havada hala titriyorum. Dua edin iyi olayım yoksa daha çok başınızı şişiririm :)

Yazan: Hasta anne :)

28 Haziran 2011 Salı

ANNELER VE ÇOCUKLARI...

Havaların düzelmesini fırsat bilen bir kısım blog anneleri haberleşip Polenezköy'de soluğu alırlar. Aslında bu 3. buluşma benim dahil olduğum. Dahası olurdu ama Kırmızı Woswos sahibesi iki ayağından ameliyat oluca ayaklanmasını bekledik. Baktık artık tay tay yapabiliyor Zeynep oğluşu Serhan'ın da doğum günü gelmiş buluşalım dedi. Havada kaptık tabi :)
annelervecocuklar
Hep demişimdir kocasız dışarı çıkınca hele arkadaşlarla buluşacaksak ben bişi anlamam. Bu yüzden kocalara rica ettik nolurrr sizde gelin diye. Hani göz kulak olun gibilerinden, geldiler. Bir kısmı geç teşrif etti ama, neyse... Ama gel gör ki biz yine birşey anlamadık. Kendi adıma yetmedi sanki. Çocuksuz buluşmaya ne dersiniz kızlar ;)
kaçamak bakış
Bizim Yağmur ve Sibel'in oğluşu bizim aracığımızla haber gönderdiler birbirlerine "çoğğğkkk özledik" diye. Ama gelmediler yan yana bizimki utandı. Sadece kaçamak bakış vardı bizim gözümüden kaçmayan.
tibet
Serhan doğum günüsü ama mum üfleyen 3 bücür var. Serhan, Süpercan ve Yaz. Yağmur kankası Baran'la bir çete oluşturduklarından mum üflemek için bakmadılar pastaya sadece tadına baktılar ;)
piknikte bi kayyu
Yapma, etme, iç-ye, otur-kalk, çay isteyen, kanat isteyen, sıcak su, topu at-hayır bana at ve daha bir dolusu ...
Sohbet? çocuklardan fırsat bulunca...
Çok keyifliydi ama. Hayattan keyif alan ve keyif katan kızlar sizi seviyorum ;)

27 Haziran 2011 Pazartesi

BAYAN GÖBİŞ

Siz hiç göbişli balerin gördünüzmü?
Dün rastgeldik bir tanesine... Edepsiz birde sahneden annesine-babasına "anneeecim-babacım beni göyünce heycanlandınız mı" diye bağırıyordu. Kalbin yerinden çıkması, boğazın düğüm düğüm olması, nefes alamama vb... her durum oldu.
ysg
Sağ sağlim atlattılar çok şükür. Durum raporu; gösteri sonrası kızda ateş, annede boğaz ağrısı.

23 Haziran 2011 Perşembe

ÇOK AMA ÇOK KARIŞIK

Başlıktan anlaşılacağı üzere bildiğin karmaşık durumlar var. Hayatımızı etkileyecek değil günümü mahvedip kötü geçmesine sebep verecek yada akşama kadar unutulanlardan veya en fazla gece yatana kadar sürecek olanlardan. Karmaşık demiştim dimi.
cilek
İlk şu okulların yıl sonu gösterilerine değinmeli. Yağmur'un hevesi yaşadığı yorgunlukla birlikte bitti. Pazar'a kadar parmak sayıyoruz. Dün akşam salya-sümük "ben aytık evimde kalmak, uyumak istiyoyum" dedi. Okula gitmeyi geçtik o çok sevdiği yüzmekten bile vazgeçti. Çok yoruldu(lar) çokkk. Pazar'ı atlattıkmı o annaneyle gününü gün edicek. Bizde bir hafta kadar daha çalışıp ya ver elini köy diyeceğiz yada... bilemiyoruz. Akşam böyle yatınca sabaha kadar iç çekti. Ağlamaktan terledi o güzelim ense kokusu daha harika oldu. Bense sabaha kadar içime çektim o kokuyu. Kıyabilirsem o kokuya bu akşam yıkanması gerekiyor. Yok yıkanmazsa okuldan derhal yıkanması talebi gelebilir :)

Geçen akşam teyzesine gittik. Bahçede düştü. Ağlamadı mus çorabı yırtıldı birazda kan oturdu o kadar. Bir ilk'ti. Düşmesi değil tabi çorabının yırtılması :)
kaypuzzz
Sonracığıma etrafta ne çok kendini bilmez, yaptığı işi bilmez insan var. İki gün olmuştur geldikleri ama can sıkmaya başlamışlardır. Açık bulmak için yaşar böyle insanlar. Canı sıkılan benim her seferki gibi. Ben etrafta böyle canı sıkılmış insanlar varsa onların derdini alıp futbol topu şutu misali sıkıntıyı göğsümde karşılayıp, yumuşatıp sakinlemesine sebep olurken. Tane tane konuşup, telkinlerde bulunurken kendime gelince yok. Dinlemiyorum kendimi. Daha fenası etrafımın beni sakinleştirmesine de fırsat bırakmıyorum. Sonrası ateş topu zaten. Can sıkıcı mevzular iş'teee.
olta
Sorarım size sinirliysem ben üstüne daha beteri ne olabilir? Benim acıkmış olmam :) Acıkınca gözüm birşey görmez. Sinirime sinir eklenir. Sonrası baş ağrısı başlar ve geçmez. Bilirmisiniz? ben acıkıyorum galiba dediğimde ailem panik olur :) "Amannn allahım hemen doyurmalıyız yoksa bizi yerrr" derler. Başlarının etini yerim canım, mecazi. O yüzden olmadık yerlerde elimde kuru ekmek görürseniz şaşırmayın. Yağmur'dan daha fenadır açlığı başına vurmuş beni doyurmak ve sonrasında o baş ağrısını dindirtmek. Kendimi bildiğimden aç kalmamaya özen gösteriyorum ama elde olmayan sebeplerden bazen olabiliyor. O da karşımdakinin talihsizliği :)

Birde fark ettimki; bu sene güneş fena yakıyor. Yok gibi görünürde ama leke yapıyor, sonrası kaşıntı. Ben benek beneğim ve uyuz gibi kaşınıyorum.

Şöyle bir baktımda çok karışık olmuş bu yazı ve resimler. Ama ben rahatladım. OHHHH.... :)

Elektrik şok var :) dinlemek isterseniz tık.

21 Haziran 2011 Salı

BABİŞKOOO

Babalar günü yaklaşırken evimizin babası "sakınnn bana hediye almayın el emeği birşeyler yaparsınız" dediğinde ağzımdan "tabi canımmmm" çıktı. Canımmm kısmını bayağı uzatarak söyledim zaten bende öyle düşünmüştüm gibilerinden. "Tabiii canımmmmmmmm..."
cadılar
İçimdende senin gibi el beceresi yüksek önüne bir karton, makas birde yapıştırıcı koy harikalar yaratsın dediğimiz insan sana kolay tabi bunu söylemek diye düşündüm. Beni deli düşüncelere sevk ettin. Ne yapabilirdik ki?
babalar günü
Yardımıma "Anne Sözü" yetişti. Kendileri farkında değildir belki. Paylaşımlarını kendimize uydurdum. Birde her senenin babalar günü fotoğrafını print ettim. İkibin'i yazdım rakamları kızıma bıraktım. Oldu galiba. Bundan iyisi şamda kayısı.
babiş&ben
Elimdeki malzeme güzeldi, güzel oldu :)
Birde güzel babalar günü mesajı gerek. Evimizin babişkosu hep dediğim gibi hayatımın en büyük şansı sensin. Sen böyle olmasaydın ben-sen ve kızım böyle yumak olamazdık biliyorsun. Beni dengeledin. Sakin adımım benim. Biliyorum aldığımız yaşlar seninle daha keyifli olacak.

Yazan: Ördek :)

Dip not: Tırnaklar kirli değil yanıltmasın boya onlar boya :))

20 Haziran 2011 Pazartesi

BİR DOĞUM GÜNÜ PARTİSİNİN ARDINDAN

4 yaşını dolduran bir minik kızın doğum günü partisi sonrasında ne gibi cümleler sarf edilebilir.
Eğer kız çocuğu sizin değilse gittik, yedik, içtik, geldik gibi cümleler. Yorgunluk lafını ağzınıza almazsınız. Gidip bir köşeye oturur kalkar gelirsiniz dimi. Yok eğer doğum günü kızının annesi sizin çocukluk arkadaşınız ise durum değişir. Sanki kendi kızınız gibi telaş yaparsınız.

Çok erken gitmemizle beraber parti öncesi bol sohbet, bolca atıştırma keyfi yaptık, evi süsledik. Kızları giydirdik. Çizgi film izledik sarmadı yarıda bıraktık. İki çocuklu hayatla ilgili gözlemlerde bulunduk. Artı bir misafir gelince olmaz ama üç çocuklu hayatı düşündük. Sonra o düşünce bulutunu hızlıca kovduk, gitti :)
Yağmur@Melike Naz
Biz beraber büyüdük kızlarımızda beraber büyüyor. Gün gelip aylar girse bile aralarına kopmuyorlar. İkisininde en birinci arkadaşı birbirleri. Tahtaya vurmalı ...
yüzük kardeşliği
Herşey iyi hoştu. Pastanın üstündeki Barbie yüzüklerine kadar. Gözler kapalı renklerini bilmeden seçselerde krize engel olamadık. Seninki pembeydi, benimki sarıydı... Uzar giderdi kesin ama bizim yol uzundu kalktık. Yoksa tadından yenmezdi bu kankalar :)

Sevgili Melike Naz'ım doğum gününü kutlarım. Zamanla, büyüdükçe ne istersen ben senin için onu dilerim sana sağlık en başta. İsteğim kopmayın birbirinizden.

Dip not: Kısa zaman içinde bize Minnie temalı parti süsleri hazırlayan Elif'e teşekkürler. Ellerine sağlık, çok beğenildi. Telefonların çalmaya başlayabilir.
http://partitukkan.blogspot.com/

16 Haziran 2011 Perşembe

KAÇINILMAZ SON YAĞMUR

Yağmur kızım; bilirmisin isminin hikayesini, bilmezsin. Peki anlatmamı istermisin?
Senin adın teyzenin yaşıyla eşit bilirmisin. 26 yıllık bir hikaye... Teyzen 21 Haziran 1985'te doğdu. Akla gelen isimler çoktu. Benim yaşım 8 dayınınki 4'tü. Çocuktuk. Aklına yatmıyor bir türlü bizimde çocuk olduğumuz ama bilki bizde çocuk olduk. Neyse isimler diyorduk... Ufak kağıtlara yazılıp kura çekildi, ismi Yonca oldu. Hani bir türlü teyze demediğin Yonca. Adınla yaşa kardeşim. Rahmetli dedemin kulağına ismini okuyuşunu hatırlıyorum dün gibi. Belki bir süpriz bekledim...

Bana kalsa Yağmur olmalıydı nedense çocuk aklımla öyle istemiştim. Gel zaman git zaman büyüdük koca koca insanlar olduk baban çıktı karşıma. Daha ilk gün belliydi babanla evlenceğimiz içime öyle doğmuştu nedense. İlk arkadaşlık teklifini geri çevirdiğimde bile biliyordum  evleneceğimizi. Evlendik tabi ve sen oldun. Adın tereddütsüz Yağmur oldu. Arada aklım kaçtı başka isimlere. Doğduğunu ve sana başka isimlerle seslendiğimi düşündüm ama olmadı. Yağmur olmalıydın sen, oldunda.
yonca&yagmur
Konu niye ismine geldi. Yağmura yakalandım bugün. Hafif hafif ıslattı beni avm çıkışı hiç hesapta yokken. Koşarca değil ama hızlıca yürüdüm yağmur'da. Ne çok sevdiğimi düşündüm yağmuru. Etrafta deli bir trafik binlerce araba gürültüsü olmasaydı adımlarım hiç hızlanmazdı aslında. Ne çok oldu Yağmur'da ıslanmayalı diye düşündüm. Bu kadar keyif alıyormuydum diye düşündüm sonra. Evet hemde çok. Hem yağmuru seviyordum hem yağmurdan sonraki toprak kokusunu. Son söz olarak demek istediğim hayaldin, gerçek oldun gül'üm :)
Adınla yaşa, sağlıcakla.

13 Haziran 2011 Pazartesi

KAÇ YÜZBİN BALONCUK

Ne öğrendik bu hafta sonu;
Köpük üfffleyip baloncuk yapmanın nasıl mutlu ettiğini.
Çocuk için mutluluk tabi ama anne-baba için şaşırtıcı. Hele çay içmeye girdiğimiz mekandaki garsonlar için ne demeli. Birbirlerine pişt pişt yapıp baloncukları göstermeleri. Hangi birimizin baloncuğu kazandı takip edemedik, malum rüzgardan. Derin nefesler alıp var gücümüzle üfffledik. Sıkılınca yanımızdakine devir ettik ama bırakmadık.
12_06_01
Öğrendik ki bizim pikniklerimiz hep plansız olmalı. Altı-üstü iki oy kullanmak için çıkmıştık evden. Baloncuk sonrası arkamızdan pişt pişt'leyen arkadaşlar hadi pikniğe demeseydi halimiz evde seçim sonuçlarını izleyen mağdurlar olacaktı. İzlemedik ama yine mağduruz. Olsunnnnn aman yeterki ülkemin çoğunluğu mutlu olsun :) Bize piknik güzeldi.
12_06_02
Öğrendik ki Yağmur'un piknik arkadaşı yaşına basmamış bir bebek olunca biz agu'cuk diye sevdikçe kızımızda agucuk beklermiş. Agu'cuk için çokkk büyüdü tamam arada bir göz kırpmada idare edermiş onu, büyümüş.
12_06_03
Öğrendik ki tam pilimiz bitti eve atalım kendimizi derken daha bisiklete binmemişiz Yağmur'un gözünden kaçmazmış.
12_06_04
Öğrendim ki tam pilim bitti derken evde dağ gibi çamaşırı derleyip-toplayabilip dolaplara yerleştirebiliyormuşum. Üstüne gecenin bir yarısı fırına uyduruktan patates yemeği verip pişmesini bekleyebiliyormuşum. Bir hikaye kitabı okuyabiliyormuşum sonrası kızın uyumasını zevkle, şükürle, mutlulukla seyredebiliyormuşum. Kokusunu içime çekip ilk iş günündeki sendroma karşılık kullanabiliyormuşum. Şimdi ise iş'teki son dakikalarda fırında patates'i düşündükçe mutlu olabiliyormuşum. Oh bitti ya ilk gün gerisi çorap söküğü...

8 Haziran 2011 Çarşamba

GEÇİCİ SÜRÜM MÜ?

Ne oldu büyüdümü bizim kız. Şu aralar tek sorunumuz onun yeme(me) sorunu. Bence hastalıktan yoksa kendimi avuttuğum yok. İstediğinde yemediği şey yok yeterki istesin.
Yeme haricinde acayip mülayim bir kız yaşıyor bizim evde. Birden oldu, pazar öğleden sonra. Dilimi ısırıyorum ve paylaşıyorum. Her huysuzluğunu yazdım şimdi birazda mutluluğu olsun. Belki yaz'dan belki yaşından. O koskoca dört buçuk yaşında :)

Pazar günü başladı herşey. Birden bir sihirli değnek geldi bizim kıza dokundu ama biz farkına varamadık. Birgün öncesine gidersek kahvaltı sofrasında onun çizgi film izliycem benimse ilk önce kahvaltı edilecek inadımdan galip çıkan olmadı. O odasına ben balkona yollandım.Sonrası düzeldik tabi öyle kalmadık. Zaten kızgınlığımız beş bilemedin on dakika. O inat ben inat... İki akrep burcu, iki keçi. Evdeki bey bizimle pek uğraşıyor yani. Sonuç kahvaltısını etti ben mutlu oldum sonrası o çizgi filmini izledi o mutlu oldu. İkimize yer etti bu olay yelkenler suda artık.
ayakkabı
Ne oldu o günden sonra. Pazar sahilde gördüğü o cicili-bicili kız bisikletine bakıp iç geçirdi sonra "keske benimde pisikletim böle olsa" dedi. Ben sana alırken eminmisin diye sormuştum diyince. "Olsun simdikini süsleyiz" dedi. Şaşırdım. Kucağa gelmek istedi "gerçekten yorulduğunda seni taşıyamam ama" dedim "doğvu" dedi. Sonrası "seni çok seviyoryum, bakmaya doyamıyorum" dedi mest etti. Durup durup sarıldı. Sahil dondurmacısının önünden geçerken sıra çokluğundan dönüşte alırız dediğimizde "tamam" dedi. Çok çok şaşırdım. Israr kıyamet yok. Kayyu gibi küsüp elleri bağlamakta yok.

Bir dediğimizi iki ettirmiyor, yardımlarını esirgemiyor. Hopluyor, zıplıyor, sürekli gülüyor, gösterisine birde teyzesinin doğum gününe gün sayıyor. Arada Tibet diye sayıklıyor bazen dili dönmüyor pitet dediği oluyor, hemen düzeltiyor :) Arada gösterisine dair ip uçları veriyor. Şöyle kıvırcam şöyle elimi sallıycam diyor. Akşam kitaplarında gizliyi bulmada ip ucu istiyor. Ama ip ucunun fazlasını istemiyor. Ne yazayım daha daha... fazlası var. Birde dün avm'de tren'de vagon arkadaşına bizi gösterip annem-babam demesi. Pek bi gurulu pek bi ağzını, gönlünü doldurarak. Gözümden kaçmadı değil.

Ama gel görki bu kadar sorunsuzluğa alışık olmayan bünyem kaldırmıyor. Aklımda hergün son bulacak bu hali kendini alıştırma bu kadar telkinleri var. Bu geçici bir durumsa çok alıştırmadan geçşin bitsin yok  kalıcı bir durumsa kabul ettim bile :)

6 Haziran 2011 Pazartesi

BİR MİNİK PİKNİK

Bu yazı alel acele yapılan pikniğin fotoğraflarıdır.
04_06_11_2
Ne yazayımki şimdi ben? Cumartesi evde sıkılmıştık Yağmur hastaydı evden uzaklaşamıyorduk sadece sahile indikmi yazayım.
04_06_11_3
Annanenin yaptığı peynirli börek dayının yaptığı bir ıslak kek iki termos çay ve bir piknik örtüsü, hepsi bu.
04_06_11_5
Yenildi, içildi, yutuldu çok uzamadan eve dönüldü.
04_06_11_1
Yetmez mi?