Gittik kapıdan atılan ilk adımla aksi saatler başladı. Ne yaptımsa mutlu edemedim ben değil kimse, babası, dedesi. Dayısı, teyzesi ve Hatiş'ini yanına yaklaştırmadı zaten. Uykusu var dedik, uyutamadım. Ben yerin dibinde hissettim kendimi misafir olmasa dert değil istediği kadar huysuzluk yapsın, çekerim. Masa hazırlandı yemek filan derken bizimle yalandan 3 lokma yedi. Yonca'nın kayın validesi yemek sonrası şöyle bir gel bakayım kucağıma sana bir ninni söyleyeyim çok beğeneceksin dedi. Ben yok yok gelmez derken bizimki çıktı kucağa, yayıldı bir güzel. Başladı ninni 5 dakika içinde uyudu. Benim kızım değil sanki, şaşırdım(k).

Uykusunu alınca mutlu olur kalkar derken. Yattığından daha beter kalktı. Biz izin isteyip evimize döndük. Eve geldik, yayıldık normal hayatımıza döndük. Bizimki çok mutlu huysuzluk kalmadı. Ne olduysa 2 ev arasında??? Öyle ki koltuk tepelerinde bile zıpladı. Ben de izin verdim kontrol dahilinde. Anlayamadım ben bu pazar gününü :((



Cumartesi ay sonu malum baba çalışıyordu. Baba olmayınca bizede bir tembellik basınca geçen haftasonu açılan havuz'umuza ayak bastık. Ama sadece Yağmur ben daha girmedim. Kendisini sudan, kendinden ve etraftaki çocuklardan korumaktan bayağı yoruldum. Olsun o çok mutlu oldu :)






Oturduğumuz yerden etraf böyle gözüküyordu.
Köy kahvaltısından sonra bir adet tavuk bizim aman yapmayın dememize rağmen kesinde ve güveç'te pişirildi. Ama lezzet süperdi. Yemedik değil tabiki yedik.
Yağmur ve bebek uyurken gidip kiraz topladık. Ben toplamadım geç gittiğimden yerler kapılmıştı. Birde hiç ağaç yokmuş gibi bir tane ağaç'ın etrafında toplanmışlardı.

Yağmur; "burası cok guzel annem"
Baran ve Yağmur. Baran 3 bizimki 2,5 yaşında doğdukları günden beri kız ve erkek olmasından dolayı bizim kız ailesi olarak gıcık olduğumuz espiriler yine yapıldı. En kötüsüde kızımın Baran'ın öpücüğüne hayır dememesi :(
Bizimki ağaçtan kiraz ve dut yedi. Anne taşıyor nasılsa, dert değil tabii..




