29 Nisan 2011 Cuma

MESAJ KAYGIM VAR KIZIMA

Çalışıyor musunuz? Çocuğunuz mu var?
O zaman bilirsiniz :) İşyerinde tüm gün dirsek çürüttüğünüz yetmez eve gidince esas mesai başlar.
gemi yapimi
Akşamın, çocuğun bize ne getireceği belli değildir. Keyifsiz olup bir önceki akşam sabaha kadar deliksiz uyuyup sizi can sıkıntısına sokar. Aman uyansada şu sesizlik bitse, öpsem, koklasam dersiniz. Bir önceki akşam böyleyken bir sonraki akşam seni kapıda karşılar. Winnie&Pooh izleyenler bilir orada bir zıpp zıpp Tigger vardır. Aynı o misal kapıdadır. Sizde o akşam uyku modundasındadır ama bu kimsenin umrunda değildir. Uykun yoksa bile karnın açtır ya boşver kimin umrunda.
kagittan gemiler
Dün akşam 2 kağıtla geldi yanıma. "Ne isyeysen yap" dedi. Tek göz bende. Ben başladım, o beni izledi. Bende bir kağıt onda bir kağıt. Ben ne yaparsam aynını yap dedim. Dikdörtgen kağıdı kare'ye dönüştürdük. Kestik, katladık, açtık. İki gemimiz oldu. Bu kadar kolaymıymış gemi sahibi olmak. Yada gemicik desek. Bizimki kağıttan gemicik.
kalpli gemicik
Su üstünde görebileceğin bizden sana kalacak bu kağıttan gemidir kızım. Hoş bizede su üstünde birşey kalmadı ya büyüklerimizden. Çocuğuna gemicik bırakanlar var, yok değil. Sen ve sen yaştakiler büyüyene kadar umarım cemaat'i ve yandaş'ı kaybolur. Siz onlarda neymiş dersiniz.

Konu niye buraya geldi. Sen ve sen yaştakiler büyüyene kadar bizim buralar ada olacakmış. Bir kanal geçicek hemen yanıbaşımızdan. Bize büyüklerimiz su üstünde birşey bırakmadı ama kanal'ın geçiceği yerlerde çok güzel yaz anıları bıraktılar. Hepsi su altında kalacak ama ben ısrarla anlatıcam sana. İstanbul'un coğrafyası değişmiş, göç almış, kapış kapış parsellenmiş olacak.

Hoş belki değişmez. Ne yazmış benim annem diye düşünüp durursun.
bitmis gemicik
Bizden sana kalacak verdiğimiz eğitim, terbiye, ahlak olacak. Daha ne olsun be kızım...

26 Nisan 2011 Salı

Gül'düm :)

23 Nisan sabahı televizyon başında Çocuk Bayramı kutlamaları seyrediyoruz. Birgün öncesi okulda kutlama yapıldığından rahatız, evdeyiz ve tabi pijamalıyız. Planımız en fazla bir sinemaya gitmek.
Anne "Atatürk bu bayramı çocuklara ağmağan etmiş. Atatürk çocukları çok sever" der.
Yağmur "Anneee aylayan çocuklayıda seveymi" der. Ağlaklığını bildiğinden pay çıkarmaya çalışır kendine. Güleriz :)
pastacı rapunzel paket
Ana-kız sinemaya gitmeye karar verir, hazırlanırlar. Hazırlanırızzzz'ı uzatmak gerek 1 saatte ancak hazırlanılır. En son aşama anne kızın yağmurluğunu giydirmek için hamle yapar. Yağmurluk elde Yağmur'a bakılır "eee ne bekliyorsun kolunu uzatırmısın" derim. Kız "otobüs bekliyoyum anneeee" der. Güleriz :) Sinema'ya giderken muhabbeti şaka yapana "şakacı" denirmiş. Bizde sana "çok bilmiş" deriz anne-baba olarak bilmem biliyormusun?
pastacı rapunzel
Pazar akşamının güldüreni ve düşündüreni. Anne su içerken kız dibinde biter.  Kız annesinin göbeğini bakar "anne kaynında bebekmi taşıyosun" der. Anne kış boyu aldığı kilolar için pişkinlikle gülsünmü yoksa ne çok isterdi kızın dediğinin gerçek olmasını bunun için ağlasınmı bilemez. İyigeceler der, yatar. Çok komik kızıyla :)

Birde orta kulak iltihabı var. Çok şükür çok ağrısız geçiyor, bitiyor.

Kurabiyeler Yağmur'un şansına. Tık :)

18 Nisan 2011 Pazartesi

Ateş var; akla gelen balkabağı birde balon

Geçen salı itibari ile Yağmur hasta. Antibiyotik'ten, ateş düşürücüden, öksürük şurubundan gına geldi üçümüze. Mutfak tezgahında bolca yer kaplıyorlar. Üç şurup ateş ölçeride yanlarına alıp beraber dolaşıyorlar evi saatleri geldiyse bir tepsi içinde. Yağmur köşe buçak kaçıyor onları görünce. Hele uykudan kaldırılıyorsa ilaçtan sebep vay halimize :(
17_04 yağmur
Bazen ana-kız, bazen baba-kız diz dize, sarmaş dolaş oturduk. Bolca çizgi film izledik. Buz devri'nin her sahnesi ezbere aldık. Ama her seferinde ilk'miş gibi güldü Yağmur Sit'e :)
17_04 iceage
Çok ateşliydi. En korktuğum, sevmediğim ateştir. Sayıkladı bolca. Sayılar görmüş rüyasında. Gözünü açtığında sayılar geçti içimden dedi. Birde pembe görmüş. En sevdiği rengi. Kabus değildir herhalde.

Ben küçükken hasta ve ateşliysem balonlar görürdüm. Koca koca renkli balonlar. Sevimsiz gelirlerdi. Elimle tutmak isterdim ama ne elime ne kucağıma sığdıramazdım. Birde balkabağı tatlısını sevmem o ateşli günlerden. Her nerde, ne şekilde görürsem göreyim aklımda ocak üstünde kapalı tencerenin üstüne konulmuş bir tabak balkabağı tatlısı belirir. Ardından o günkü kokusu gelir :( Bir balon birde balkabağı sevmem o günlerden hatıra. Nedeni belli ateş.

Ateşten sebep Yağmur'da herşeyde kıyma var sanıyor. Sütte bile. "bunda gıyma var ben icmem, yemem" diyor. Ben balkabağını hayatımdan çıkarmıştım o zaman ama Yağmur kıyma için aynını düşünmese bari.

Birde kustu tam kahvaltı masasında. Pazar kahvaltısına. En son okulda perşembe günü kusmuş(tu). Bir yenisi eklendi bu maceraya. Çokça kusmadığından o'nun için her kusma önemli. Yağmur ağzından dinlemek isteyen var mı? bu macerayı.
17_04 çiçek
Birde çiçeklendik. Her sene açar ama bir haftadır ateşle yatıp, kalktığımızdan görmemişiz. Sevindim 2 dal çiçek görünce.
17_04 sit
Bizim Sit. Bizde nicedir saksı dibinde yaşıyor. Yağmur yakıştırmış, koymuş. Kimsenin eli gitmiyor oradan almaya. Çiçekle beraber sulanıyor. Bazen yan yatıyor bazen suda yüzüyor ama kimse almıyor. Galiba biz Sit'i saksı dibinde seviyoruz.

15 Nisan 2011 Cuma

ah keşke

Sabah düşündüm sadece...
Çalışan anneler çocukları hasta olunca bir mazeret bildirmeksizin gelmedikleri yada "çocuk hasta"nın yeterli bir açıklama kabul edilebileceği bir işyeri olsa. Evde çocuğunu iyileştirme çabaları içerisindeyken vicdan azabı duymasa iş'e gelmediği için. Mazeret bildirdiği kişi empati yapabilse senin hislerine... Yapamasa bile birgün kendi başına böyle birşeyin gelebileceğini düşünse.

Yok canım benim işyerimde yok böyle sorunlar. Ben tercüman olmak istedim sadece diğer annelere.
wwf panda&çilek&yağmur
Duruma bakılırsa bedenim burada ama aklım, kalbim evde.

13 Nisan 2011 Çarşamba

hayat çok güzel Necip.


Dinliyoruz, ma aile...

Bu aralar bir ağızdan şarkı söylemeyi seviyoruz araba yolculuklarında.

8 Nisan 2011 Cuma

İlk aşk

Evveli gün ağzı kulaklarındaydı eve gittiğimde. İlk aşkını seçmiş. Taha. Birde parmaklarıyla kalp yapabilmeyi öğrenmiş... "anne bayk sen yapabilyon mu?" dedi. Denemedim şimdiye kadar ama defter kenarlarına kalp yapmışlığım var. Birde kociş askerdeyken yazdığım mektuplara yapmışımdır. Hatırlamıyorum şimdi :)
aşk
En sevdiklerinin adını yazmayı biliyor, öğreniyor. Taha'yı bana öğretin demedi şimdiye dek. Okulda birde kankası var. Yaren. Biz öğretmedik ama birbirlerine isimlerinin nasıl yazılacağını göstermiş olacaklar ki. Evde Yaren ismi sıklıkla gözümüze çarpıyor. Belki Taha'da nasıl yazılacağını kendisi öğretir. Sonra birde köşesine kalp koydumu al sana, çok çabuk büyüdü. Tabi yarın bizim evden uçmuyor ama. İçim(iz) buruk.
çilek
Dün atışmışlar biraz. Hiç keyfi yoktu. "aynatamam anne" dedi. Birde kalp kırıklıkları başladı, başlayacak. Kalp kırıklığına iyi gelen bir merhem var mı?

Birde, bana ne senin kızının buldumcuk hikayelerinden diyenler, geri gidin. Çünkü ben bıkmadan, usanmadan yazıcam :)

6 Nisan 2011 Çarşamba

Bir garip mevzu

2 Nisan sanırım bizde kayıt altına alınmalı. Yada almamalı unutmalı mı?
Ben unutsam ne yazar ki. O'nun küçük beyni kayıt yaptı bir kere.
elmacı
Böyle bir gerçekliği daha doğal yolla öğrenemezdi galiba. Şans mı? Ayı sağolsun. Ayı bildiğimiz ayı. Mecazi anlamda söylediğimiz  iki ayaklı şehir içinde dolaşanlardan değil. Sevimlisinden. Gönül kaldırmıyor tabi gerçek yaşam alanlarından uzak olmalarına.

Yer Darıca Hayvanat Bahçesi. Sevgili ayı tamda Yağmur'un "anne bu ayyı yoyi dimi" lafının akabinde en doğal ihtiyacını yaptı bizi beklemiş gibi . Sonrası "anne bu ayyının çizğisi vay, oydan çiş yaptı" dedi. Biz hızla uzaklaştık ama unutmadık :)

4 Nisan 2011 Pazartesi

Ara sıra, bazı bazı...

sıcacık
Bazen öyle günler oluyor ki.
Dışarı çıkmak istemiyorum. Üst-baş değiştirmeden eşofmanla evde kalmak çıkmak mecburi ise görünmez olmak istiyorum o gün. Lafsız, lakırtısız.

Bazı günler itiraf etmeliyim ki mazaretsiz evde kalabilmeyi istiyorum. Bir başıma. Ne yapacağımı kendimin belirleyeceği bir gün, faaliyetsiz. Çok değil ayda 1. Bilemedin 2 ayda 1. Mezaretsiz kafa izni.

Bazı sabahlarda çalan uyandırma alarmını son  5 dakika diyerek ertelediğim için üzülüyorum. Kalkınca erken kalkmadığıma hayıflanıyorum. Kalkabilseydim eğer evden çıkmadan evvel evi der-top edip akşam bulmak istediğim gibi bırakırdım.

Böyle düşünceler sık olmuyor bende. Sebep hafta sonu dinlenemediğimden.

Birde uzun yola çıkasım var. Çekirdek aile olarak. Arabada bolca atıştırmalık olan bol molalı bir yol. Biz önde kız arkada. Kıza niye önde oturduğuma dair mazeret ürettiğim, müzik sesinin Yağmur'un laf yetiştirmesiyle ikide bir kısılıp-açıldığı şarkıların sonunu bir türlü getiremediğimiz bir yolculuk.

Aynı çatı altında olup türlü meşgalelerle birbirimize vakit ayıramazken araba içinde birbirimize bir kol mesafesinde olduğumuz bir yolculuk istiyorum. Nereye gittiğimizin bir önemi yok. Maksat anne-baba, kız yan yana...