O zaman bilirsiniz :) İşyerinde tüm gün dirsek çürüttüğünüz yetmez eve gidince esas mesai başlar.

Akşamın, çocuğun bize ne getireceği belli değildir. Keyifsiz olup bir önceki akşam sabaha kadar deliksiz uyuyup sizi can sıkıntısına sokar. Aman uyansada şu sesizlik bitse, öpsem, koklasam dersiniz. Bir önceki akşam böyleyken bir sonraki akşam seni kapıda karşılar. Winnie&Pooh izleyenler bilir orada bir zıpp zıpp Tigger vardır. Aynı o misal kapıdadır. Sizde o akşam uyku modundasındadır ama bu kimsenin umrunda değildir. Uykun yoksa bile karnın açtır ya boşver kimin umrunda.

Dün akşam 2 kağıtla geldi yanıma. "Ne isyeysen yap" dedi. Tek göz bende. Ben başladım, o beni izledi. Bende bir kağıt onda bir kağıt. Ben ne yaparsam aynını yap dedim. Dikdörtgen kağıdı kare'ye dönüştürdük. Kestik, katladık, açtık. İki gemimiz oldu. Bu kadar kolaymıymış gemi sahibi olmak. Yada gemicik desek. Bizimki kağıttan gemicik.

Su üstünde görebileceğin bizden sana kalacak bu kağıttan gemidir kızım. Hoş bizede su üstünde birşey kalmadı ya büyüklerimizden. Çocuğuna gemicik bırakanlar var, yok değil. Sen ve sen yaştakiler büyüyene kadar umarım cemaat'i ve yandaş'ı kaybolur. Siz onlarda neymiş dersiniz.
Konu niye buraya geldi. Sen ve sen yaştakiler büyüyene kadar bizim buralar ada olacakmış. Bir kanal geçicek hemen yanıbaşımızdan. Bize büyüklerimiz su üstünde birşey bırakmadı ama kanal'ın geçiceği yerlerde çok güzel yaz anıları bıraktılar. Hepsi su altında kalacak ama ben ısrarla anlatıcam sana. İstanbul'un coğrafyası değişmiş, göç almış, kapış kapış parsellenmiş olacak.
Hoş belki değişmez. Ne yazmış benim annem diye düşünüp durursun.

Bizden sana kalacak verdiğimiz eğitim, terbiye, ahlak olacak. Daha ne olsun be kızım...










