Bir hayal ettim ben bundan 6 yıl önce... Zamanı gelince oldu çok şükür.
Yıllar yıllar önce... Yağmur'un dünyaya gözlerini açtığı hastane de karşı oda komşum vardı. Sarışın, ben boylarında bir bayan. Ben birinci çocuğumu kucağıma aldığım da o ikinci çocuğunu aldı kucağına. Ben tedirgin, ürkek minicik bebeğin karşısında. Uyuduğunda tekrar uyanacak mı? Uyandığında da tekrar uyutabilecek miyim? Emzirebilecek miyim? düşünceleri.
Onun kırmızı lohusa geceliği vardı. Deneyimli tabi. Yeni bebeğini tek koluyla kavramış, başında kırmızı tacı, eteğinde ilk çocuğu... Odasına gelen misafirleri kendi yolcu ediyor. Sanki kendi evi, sanki aynı anda doğum yapmamışız gibi. Nasıl imrendim ama kendi ürkek davranışlarıma son veremedim. Onda ben de olmayan ikinci çocuk deneyimi vardı. (maşallah).
İkinci çocuk çok başka deneyim. Ne ile karşılaşacağını biliyorsun.
Damla ile ilk gecemizi geçirirken babası ile şükrettiğimizi hatırlıyorum çokça. Yağmur ise horul horul uyudu Damla'nın ağlamalarına aldırmadan. Ben kah uyudum, kah emzirdim. Sabahı çok yorgun ama mutluydum. Mutluluğum gözlerime bakabilen tarafından anlaşılacak kadar apaçık ortadaydı. Görebilene...
Ertesi sabah kulağıma "hayalet gibi olmuşsun" lafı ilişti. Takdir edilmeyi beklerken kızlarımızla geçirdiğimiz ilk gece sonrasında.... Canımı acıttı, çokça.
Damla doğdu beri doğru düzgün uyumuyorum, babası da. Ama uykusuzda yaşanabileceğini öğrendik. Beş dakikalık uykuyla nasıl enerji dolu olunabileceğini de öğrendik. Çok şükür kotardık bu işi. Sağlıkla...
Adını bile bilmediğim, yüzünü hatırlamadığım o anne benim kahramanım! Belki ben de başkalarının...
Bir "hayal et" var, bir "hayalet". Birbirinden türemiş ama ne kadar farklı. Gözler var aynı yere bakan ama baktığı yeri farklı yorumlayan.
Fotoğraf Mutlu Masal Photography aittir.
31 Ocak 2013 Perşembe
17 Ocak 2013 Perşembe
#damlabebegedair
Damla... Doğması gereken tarihten erken doğdu.
Bir sabah uyandım ve içimde bir şey olursa korkusu sardı beni. Bu korkuya düşmek sebepsiz değildi ya... Kısmet böyleymiş. Hamile vesvesesi diyelim biz buna. Doktor da ikinci sezeryan da sonuna kadar beklemek zorunda değiliz deyince 38+4'te doğmasına karar verdik. Benim isteğimle, doktorumun onaylamasıyla 8 Kasım'da saat 10:35'de Damla dünyaya merhaba dedi. Epidural sezeryan'la dünyaya geldi. Güle oynaya bir doğum oldu. Konuşa konuşa her şeyin farkında olarak. Anestezi uzmanının fotoğraf merakı ameliyata damgasını vurdu. Ve en sonunda Damla çok şükür sağlıkla doğdu...
Damla; 3,330 gr. ağırlığında, 52 cm. boyunda, baş çevresi 36 cm. olarak dünyaya geldi. 2 ay 7 gün sonunda durumu; kilo 6,100 gr., boy 59 cm.
Eve geldiğimiz ilk günler altının açılmasında yaygarayı basıyordu. Öyle ki kaç insan başında baş edemiyorduk. Geçti tabi, büyüdükçe. Damağın kuvvetli olmamasından dolayı ilk günler sütümü sağıp verdim. Biberondan zahmetsiz ağzına akması işine geldi. Zaten yetersiz süt bitti, gitti. Mama veriyoruz ama ilk çocukta ki gibi stres yapıp, vicdan azabı çekmiyorum. Çok şükür sağlıklı, mutlu. Anne sütünü destekliyorum tabi ama bazen o kadar şanlı olunmuyor.
İkinci çocuk olunca ilk çocukla kıyaslamalar yapılıyor. Olumlu yönde... Yağmur'u 15 ay emzirdiğime şaşıyorum. Maşallah binlerce. Sonra Yağmur emer, uyurdu. Gaz problemimiz hiç olmadı. Damla hanımın gazı çıkmazsa apartman ayağa kalkabiliyor. Gazlı bir bebek Damla. Bir gazın çıkarsa ne kadar mutlu edebileceğini anladık. Günün mutluluğu çoğu zaman Damla'nın gazı oluyor. Yağmur'un bile dilinde :) Ayrıca kusan bir bebek Damla. Gün sonunda şanslıysak çamaşır sepeti hala boş olabiliyor, değilsek ağzına kadar kusmuklu kıyafet oluyor. Bebek kusmuğu kokusu bana güzel kokuyor, Yağmur'a öğkkk geliyor :)
Göbeği 7.günde düştü. Ama hala evde, gömmedik. Yağmur'un ki İstanbul Üniversitesinde. Babası kendi okuluna gömmüştü, Damla'nın da aynı olmasına karar verdik. Şimdilerde yolumuz düşerse gömeceğiz. Batıl inanç, ama olsun.
15 Ocak itibari ile yani 2 ay 7 günlükken AGU demeye başladı. Deli gibi gülüyor ağzı yayıla yayıla. Gamzesi var sol yanağında aynı ablasının ki gibi.
Eli, parmakları, tırnakları aynı babası gibi...
Gündüzleri uyuyan bir bebek. Bir hafta öncesine kadar sabah 3'ü, 5'i görmeden uyumuyordu. Onlarda geçti, bitti. Dilimi ısırıyorum aman nazar değmesin.
Su ve su sesini çok seviyor.
Emziğe alışsın istedim ama o istemedi. Sabah itibari ile yine denedim yok almadı.
Kucakta anne-baba göğsünde uyumayı seviyor. Geceleri de... Yağmur'da geceleri yanımıza geliyor, değmeyin keyfe. Uyku sonrası iki elini çenesinin altına yerleştiriyorsa bir omuz arıyorum, uykuya devam edeceğim mesajı veriyor.
Bebeklerin hep ıngaaa diye ağladığı söylenir, ama hiç görüp, duymamıştım ben. Damla INGAAAA diye ağlıyor. Ve gerçekten çok komik ıngaaa demesi, oyuncak bebek gibi.
Doğum fotoğraflarımızı Mutlu Masal Photography, Nilay çekti. Binlerce teşekkür.
Yağmur için okuldan izin aldık. 2 gün hastanede bizimle kaldı. Başından sonuna hep yanımda, hep destekçimdi. Yaşayıp gördü, daha çabuk kabullendi.
Arada bir bebek olsaydım keşke dediği oluyor. Bizde bebek olaydın şimdi tek başına yapabildiklerini yapamayacağını, sürekli yatmaktan sıkılacağını söylüyoruz. Hemen vazgeçiyor bebeklikten. Huyu, suyu hiç değişmedi mi? Değişti tabi. Kalbimizdeki yerinin sarsıldığını düşünüyor, aksini söylesek bile çocuk kalbi işte... Damla ele avuca gelip bizim yakamızdan düşüp kendi eteğine yapıştığı zaman bizi anlayacak :)
İşte bizde 8 Kasım itibari ile hayat böyle ♥♥♥♥
Fotoğraflar Mutlu Masal Photography aittir.
14 Ocak 2013 Pazartesi
KOKU
Evde 1 değil 2 çocuk olmasının güzel tarafı....
Terle oluşan o ekşimsi ama eşsiz ense kokusunun 2 tane olmasıdır.
Biri okuldaysa birini ya da diğeri uykudaysa öbürünü koklarsın.
Şanslıysan ikisi de elinin altında olur, koklar koklar durursun :)
Terle oluşan o ekşimsi ama eşsiz ense kokusunun 2 tane olmasıdır.
Biri okuldaysa birini ya da diğeri uykudaysa öbürünü koklarsın.
Şanslıysan ikisi de elinin altında olur, koklar koklar durursun :)
7 Ocak 2013 Pazartesi
el ele
"Yağmur Damla el ele"
"... el ele" cümlesi bu sene çocuğu okula başlayanlar için çok anlam ifade ediyor. İlk öğretilenlerden "... el ele". Yazması, okuması çabuk ve kolay... Ondan uzun bir müddet kulaklarımızda çınladı. Ve hala çınlıyor
"... el ele". Ayrıca dile getirilen eylem ders yapana da, yaptırana da sıcaklık katıyor.
Bir de ikinci çocuğu kucağınıza aldığınız da önemli "el ele" olmak. İki kardeşin "el ele" olması. İki aydır gözümle, yüreğimle gördüğüm en güzel manzara bu ♥ Allah ayırmasın!"Yağmur Damla el ele"
"Nazarlardan uzak"
4 Ocak 2013 Cuma
Yeni "Bahar"
Her sene çok kalabalık girmeyi adet edindiğimiz yeni yıla bu sene çekirdek aile olarak çok sade girdik. Bizim kendi seçimimizle.
Ne yediğimiz, ne içtiğimizi, ne izlediğimizi, ne konuştuğumuzu bile bile girdik.
Yeni yılın ilk dakikalarında ocakta yeni baharımızı, pirinç ve bir miktar çörek otumuzu kaynattık. Bolluk, bereket diledik. Nar patlattık ama tadına bakamadık. Rengi bozuktu. Niye hala iyi "nar" seçemediğime hayıflandım. Niyet belli ya, olsun. Kestaneli pilav yaptım. İlk denemeye göre harika bir tat. Korkulacak bir şey yokmuş. Yaptım, oldu.
Kızlarımıza sarıldık çokça, şükrettik.
Yağmur'a yeni yıl akşamına dair 23:59'dan 24:00 girmenin farkını anlattık. "Ne değişti ki" dedi. Kavrar nasılsa acele yok ;)
Sabah olduğunda yine kızlarımızla akşamdan kaldığımız yerden devam ettik. Diz dize.
Yeni yıla nasıl başlarsan, öyle geçer tüm yılda.... Gülümse, gülümseeee tüm yıl boyunca :)
Fotoğraflar İphone ile çekilmiştir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


