9 Kasım 2009 Pazartesi

Cumartesi, Pazar.. Kısa kısa...

Cumartesi öğleden sonra babiş işten dönünce yakın arkadaşlarla buluşup yeni açılan Turkuzoo'ya gitmeye karar verdik. Aldık arkadaşları. Ama hemen yola çıkamadık. Arabaya binen binmez Melikeciğim hepimizin üstüne kustu. Biz üstümüzü değiştirmeye eve kociş arabayı yıkatmaya benzinciye gitti. Allahtan yanımızda yedek kıyafetler vardı. 1 saat rötarla yola çıktık. Ama kızların karnı açıkmıştı. Yemek yedik. Kızlar ağırdan alıp zar zor ağız açınca vakit kaybettik. Otopark'ta kaybolduk. Sonra bir alt değiştime, bir tuvalet macerası yaşadık. Veee en sonunda asıl gidilmesi gereken yere geldik. İşteee kızdan çok beni heyecanlandıran yere gelmiştik. Ama tam yarım saat önce kapanmıştı. Bu bizim hiç aklımıza gelmemişti. O kadar sayfalarına girdik kıza buraya gidicez dedik fiyatları öğrendik ama ne açılış saatine ne kapanış saatine baktık. Bize müstehak :((
-------------------------






Pazar sabahı bir arı incelendi. Baba ot'a böceğe pek meraklı olunca eksik olmuyor bu manzaralar. Sonra doğasına bırakıldı tabiii...
-----------------

Sabah erken kalkmanın avantajını yaşayalım dedik. İlk pazar'a gidelim. Sonra gün bizim. Ama bir çocukla evdeki hesap hiçç öyle çarşıya uymuyor. Paşa paşa arabasında oturup etrafa bakınacağına oflamaya poflamaya başladı. Biraz ara verelim dedik. Değişiklik olsun. Yukarıdakine bindirdik tabi kendi isteğiyle. Ama korktu, hemde çokk. Tekrar pazar'a döndük. Ama biraz daha dolaşınca yine sıkıldı. Ama gezmekten değil.Baba arabayı itse annem itsin, ben itsem baba itsin... diye diye bizi bezdirdi. Baba sen dolaş ben kızla dışardayım dedi. Okey dedim ben sebze, meyve tarafına.

Birde çıktım ne göreyim bizimki kendini atmış bir kayığın üstüne mutlu mutlu dolaşıyor. Bir günü bir gününe uymamasını bıraktım artık dakikaları bile uymuyor birbirine. Az önce ağlayan o değildi sanki...
--------------


Birde market maceramız var arada tam kabus.
Annemin kulaklarını çınlattım. Hatiş-Yağmur ikilisi o market bu market dolaşırlar bizimkinin gıkı çıkmaz bize niye bu naz :((


Eve gittik öğleni çoktan geçmişti. Yıkanıp paklandıktan sonra mutfağa iş başına. Kociş salatayı yaptı, balıkları kızarttı. Sonra afiyetle yedik. Yağmur yedimi??? Hayırrr. O yemeğin eğlence kısmını tercih etti. Öyle olsun dedik. Anne ne yaptı??

Mis gibi tarhana çorbasının içine balıkları didikleyip yedirdi. Anladımı?? Anlamadığını sandım. Yattık. "anne burası aytık bayık yemek istemiyo"
(burası dediği yer midesi)
Bir dahakine yermi???
--------------------

4 yorum:

Seher Ozturk dedi ki...

ah ah.. sebzeleri, yemediği şeyleri biz de öyle yedirmeye çalışıyoruz. ama neyse ki balıkta bi sorun yok..
fotoğraflar harika :)
pardon fotoğraftaki kız harika demek istedim...

annesiningülü dedi ki...

:DD
bizimki bir yiyor bir yemiyor hastalıktan sonra yemek seçer oldu :( buda beni çok üzüyor.
sevgiler canım

Primarima dedi ki...

çekiliş için ad,soyad,blog ismi ve adres bilgileri bekliyorum eğer yolladı iseniz bu yorumu görmezden gelin sevgiler...

annesiningülü dedi ki...

ebrucuğum dün mail attım, kolay gelsin sana