31 Mayıs 2015 Pazar

BENCİL AMCA

Bencil amca, bahçeli müstakil evinde yaşamaktadır. Bahçesine ne çocuk ne de hayvan giremez. Girerlerse ortalığı alt üst edip, gürültü yapmaktadırlar. Bu yüzden bencil amca çocuklardan, serçelerden, leyleklerden, köpeklerden nefret etmektedir şiddetle.

Günün birinde bahçesine giren çocuklardan biri ağaçtan elma ister. Bencil amca çarçabuk bir elma koparıp ağaçtan çocuğa uzatır. Uzatır ki bir an önce bahçesini terk etsin. Beklediği gibi olmaz çocuk kalbi işte... Bir öpücük kondurur bencil amcanın yanağına... ve bencil amca yumuşacık çok tatlı, tonton bir dede oluverir. Bahçesini çocuklara ve hayvanlara açar. Mutlu, mesut yaşarlar.
Yağmur'un yıl boyu gittiği tiyatro gösterisinin konusu bu. Rolü minik serçe. Bencil amcayı onları bahçeye sokmadığı için zalimlikle suçlayan bir serçe. Görülmemiş bir şey olsa da tiyatroda her şey vücut bulup, konuşabilir. 
Serçeye bak serçeye nasıl da eli belinde bencil amcaya cevap veriyor "zalimsin, zalim" diye. Bakınız yukarıda ki fotoğraf :)
Damla ablası sahneye çıktığında "abplaaa, abplaa" dedi oturduğu yerde. Bir heyecan, bir alkış... koptu gitti Damla. Bu aralar çokça çatışsalar da kendi aralarında yinede birbirlerini seven en birinci kişiler Yağmur ve Damla. Her kardeşin olduğu gibi.

Yağmur'un oyunun sonunda elimi tutup dediği gibi; "gün gelecek kızgın bütün kalpler yumuşayacak anne. Sen merak etme". O günün özeti bu cümledir.

6 Mayıs 2015 Çarşamba

BAHAR

Baharı açık havada küçük kızımla karşıladım. Ben dileklerimi yazdım, çizdim o da karaladı bir kağıdı. Gül ağacına astım dileklerimi, ertesi gün denize de attım mı? tamamdır.

Cümlemiz adına "Allah kabul etsin".

3 Nisan 2015 Cuma

Bu hafta, dün-bugün, an ve an..

27 Mart 2015, Cuma günü ve sonrasını takip eden günlerde yüksek ateş oldu Yağmur'da. Sebebi cumayı takip eden pazartesi günü ortaya çıktı. Doktor el-ayak hastalığı dedi. Yüksek ateş, halsizlik, el ve ayaklarda kırmızı döküntüler. Ağızda da çıkma ihtimali varmış, Yağmur'da olmadı. Beş günlük raporla bu hafta okula gitmedi. İyileşme imaresi olarak bugün "anne beni okula gönder" diye peşimden dolaştı. Bu hastalığı da tanıdık. Damla'ya geçti mi? kuluçka döneminde mi? bilemiyoruz. Yaşayıp, göreceğiz.
Velhasıl evde anne ördek (ben) peşimde iki yavru ördekle tüm işleri beraber yapar, yatar, kalkar, yer, içer olduk. Hastalık dolayısıyla evden çıkamayınca, tüm oyunlarda bitince... birbirimize sardık. Güldük, kızdık, ağladık, kovaladık, öptük, kokladık birbirimizi. "Yağmur çok sıkıldı evde" dedim ya fotoğraf çekti durdu. Hoş oldu, ben sevdim. Habersiz fotoğraflar hep hoşuma gider ♥
Anne dedi(m), öpücük oldu geldi. "Anne" duyalı çok oldu kızlarımdan, "anne" demeyeli çok oldu. Yetti! (mi?)
Her ebeveyn yapmaz mı? Ayaklarıyla kaldırır yukarı, uçurur sözüm ona çocuğu. Bizde "uçtu, uçtu Damla uçtu". Vaktiyle Yağmur'a da yaptım tabi, başı kel değil ya!

Ve vaktiyle bize de yaptılar, başımız kel değil ya!