Okulda ki ders vücudumuzu tanıyalım.
Öğrendiklerinden sebep kendi yorumunla; içimizde yemek borusu haricinde birde su borusu olduğunu düşünüyorsun. Yemeklerin ayrı borusu içtiğimiz suyun ayrı borusu olduğunu söyleyip duruyorsun.
Güldürüyorsun :)
Hatta gözyaşımızın o su borusundan geri gelip gözümüzden çıktığını iddia ediyorsun.
Daha çok güldürüyorsun :)
Pazar günü senden kaçıp azcık dinlenen babana "hadiii hadii oynayalım" dediğinde. Ben az birazcık babanın gözüne girmek için biraz dinlensin pili bitmiş dediğimde içeriden bir koşu 2 kalem pil getirip "o zaman pilini değiştirelim" diyebiliyorsun.
Yerlere yatıyorum gülmekten :)
Ama şu yabancıdan taklit pazar akşamı dizisinin başrol oyuncusuna bakıp... "Bak kızına ne iyi davranıyor" "sense hep bana tızıyoysun" diyebiliyorsun.
İşte bu hiç güldürmüyor bilesin.
Böyle zamanlarda seni içime sokup o minnacık öfkeli hallerimden seni sakınıp kendimden koruyup azcık daha büyüyünce çıkarmak istiyorum. Bilesin.
Hadi şimdi sen gül mamurrr hanım :)
29 Kasım 2011 Salı
28 Kasım 2011 Pazartesi
1 anne 2 çocuklu evcilik oyunu.
Evcilik oyunu dediğin çocukken kolay(mış). Ve evcilik dediğin ya bir süre sürü arkadaşla ya da kardeşle oynanmalı(ymış).
Hafta sonları çekirdek ailemiz olarak 1 veya 1,5 saat evcilik saatimiz var evdeysek. Yağmur'un anne olduğu bizim çocuk olduğumuz. Bizim aynamız olan evcilik saatleri. Gözünden kendimizi gördüğümüz anlar.
Dün sandalyeleri yan yana koyup araba yaptık köye doğru yola çıktık. Çıkmadan önce yolluk hazırladık. Bagajı ağzına kadar doldurduk. Arabayı (babası) yeni rolüyle abi kişisi kullandı. Bende kardeş olarak yanında yer aldım. (1 anne ve 2 çocuk vardı kurduğu oyunda). Asıl konudan önce; uzun zaman oldu üçümüzün uzun yola çıkmadığı. Belli özlemiş. Hele ben... Hele şimdi dışarısı kış iken arabanın içinde sıcacık yolculuk ne güzel olurdu. Bagajı ağzına kadar doldurmaya gerek kalamayacak bir yola gitmeli. Sabah çıkmalı akşam dönmeli. Hafta başından hafta sonu planı... Neyse konu bu değildi.
Asıl konu; Evcilik. Evcilik gibi ama küçükken oynadıklarımızdan değil. Biz üç kardeş ya da beş-altı kuzen bir araya gelir deli gibi saatleri yerdik evcilik oynarken. Yağmur ise bir başına... Bazen bebeklerini konuşturuyor bazen bizi çağırıyor. Bize sen böyle "de", böyle "yap" diye direktifler veriyor. Doğaçlama değil piyes şeklinde. Hoş bu yaştan sonra doğaçlama olsaydı bile evcilik sarmıyor. Masuscuktan yemek yaparken aklın asıl yapacağın yemekte kalıyor yada iki dakika ayaklarını uzatıp yatmakta. Sen bunları düşünürken o en masum haliyle gözlerinin içine bakarak "hadiiii annnee, hadiii annee biraz daha oynayalım" diyebiliyor konuşmadan, sadece bakarak. Kırmak ne mümkün kıyıl(a)mıyor devam ediliyor oyuna...
Evcilik onun dediği anda başlıyor ve o ne zaman isterse o zaman bitiyor. Bittiği gibi o başka oyuna dalabiliyor seni bırakıp. Sen ise aklında sorularla baş başa kalıyorsun. "Kardeş istiyorum" isteğine kulaklarını kapadığın için ve artık yapsan bile geç olduğu için kendi kendini yiyorsun. Biliyorsun senin oynadığın rolü ya bir arkadaş çocuğu yada bir kardeş canlandırmalıydı. Sen sadece sesler yükseldiğinde odanın kapısından bakıp onları eski sakinliğine döndürmeliydin. Gerçek bu, biliyorsun. Niye kardeş isteğine kulağını kapadın. Tamda Yağmur büyümüş iken zor geldi dimi yeniden aynı serüven. Yapsaydın onlar evcilik oynarken veya bir oyuncağı paylaşamıyorlarken kapıdan yarı muzip bir yüz ifadesi ile seyrediyor olurdun onları, mutlulukla. Hep zor yanlarını düşündün. Biliyordun kardeş isteğinin altında aslında oyun arkadaşı isteğini olduğunu ve bunu bildiğinden kulak arkası ettin bu isteği. Hem bilmiyordu ne kadar zor büyüklerini dimi.
Zordu ama senin çıkarın yok muydu? bu işten Bahar. Bir değil iki yavru, bir değil iki eşsiz koku, bir değil iki anne diyen çocuk :) Her şey bir değil iki. İki kocaman sevgi. Bir sendeyken diğeri babada. Bak gözünde canlandırması bile güzel. Büyümesi zor belki ama ya büyüdüklerinde ki verdiği gurur.
Bak bacak kadar çocuğun evcilik oynarken sana yaptıklarına. Ya kızını evcilik oynamaktan alıkoy hiç bunlar aklına gelmesin. Ya da ikinci çocuk için geç kaldım bahanesini bir kenara bırak başka bir bahane düşün. Daha gerçek olsun. Kardeşin geç kalmışı olur mu? Bilenler cevap versin.
Hem zaten hep kalabalık bir aile istememiş miydin? Ne oldu da böyle oldun.
Hafta sonları çekirdek ailemiz olarak 1 veya 1,5 saat evcilik saatimiz var evdeysek. Yağmur'un anne olduğu bizim çocuk olduğumuz. Bizim aynamız olan evcilik saatleri. Gözünden kendimizi gördüğümüz anlar.
Dün sandalyeleri yan yana koyup araba yaptık köye doğru yola çıktık. Çıkmadan önce yolluk hazırladık. Bagajı ağzına kadar doldurduk. Arabayı (babası) yeni rolüyle abi kişisi kullandı. Bende kardeş olarak yanında yer aldım. (1 anne ve 2 çocuk vardı kurduğu oyunda). Asıl konudan önce; uzun zaman oldu üçümüzün uzun yola çıkmadığı. Belli özlemiş. Hele ben... Hele şimdi dışarısı kış iken arabanın içinde sıcacık yolculuk ne güzel olurdu. Bagajı ağzına kadar doldurmaya gerek kalamayacak bir yola gitmeli. Sabah çıkmalı akşam dönmeli. Hafta başından hafta sonu planı... Neyse konu bu değildi.
Asıl konu; Evcilik. Evcilik gibi ama küçükken oynadıklarımızdan değil. Biz üç kardeş ya da beş-altı kuzen bir araya gelir deli gibi saatleri yerdik evcilik oynarken. Yağmur ise bir başına... Bazen bebeklerini konuşturuyor bazen bizi çağırıyor. Bize sen böyle "de", böyle "yap" diye direktifler veriyor. Doğaçlama değil piyes şeklinde. Hoş bu yaştan sonra doğaçlama olsaydı bile evcilik sarmıyor. Masuscuktan yemek yaparken aklın asıl yapacağın yemekte kalıyor yada iki dakika ayaklarını uzatıp yatmakta. Sen bunları düşünürken o en masum haliyle gözlerinin içine bakarak "hadiiii annnee, hadiii annee biraz daha oynayalım" diyebiliyor konuşmadan, sadece bakarak. Kırmak ne mümkün kıyıl(a)mıyor devam ediliyor oyuna...
Evcilik onun dediği anda başlıyor ve o ne zaman isterse o zaman bitiyor. Bittiği gibi o başka oyuna dalabiliyor seni bırakıp. Sen ise aklında sorularla baş başa kalıyorsun. "Kardeş istiyorum" isteğine kulaklarını kapadığın için ve artık yapsan bile geç olduğu için kendi kendini yiyorsun. Biliyorsun senin oynadığın rolü ya bir arkadaş çocuğu yada bir kardeş canlandırmalıydı. Sen sadece sesler yükseldiğinde odanın kapısından bakıp onları eski sakinliğine döndürmeliydin. Gerçek bu, biliyorsun. Niye kardeş isteğine kulağını kapadın. Tamda Yağmur büyümüş iken zor geldi dimi yeniden aynı serüven. Yapsaydın onlar evcilik oynarken veya bir oyuncağı paylaşamıyorlarken kapıdan yarı muzip bir yüz ifadesi ile seyrediyor olurdun onları, mutlulukla. Hep zor yanlarını düşündün. Biliyordun kardeş isteğinin altında aslında oyun arkadaşı isteğini olduğunu ve bunu bildiğinden kulak arkası ettin bu isteği. Hem bilmiyordu ne kadar zor büyüklerini dimi.
Zordu ama senin çıkarın yok muydu? bu işten Bahar. Bir değil iki yavru, bir değil iki eşsiz koku, bir değil iki anne diyen çocuk :) Her şey bir değil iki. İki kocaman sevgi. Bir sendeyken diğeri babada. Bak gözünde canlandırması bile güzel. Büyümesi zor belki ama ya büyüdüklerinde ki verdiği gurur.
Bak bacak kadar çocuğun evcilik oynarken sana yaptıklarına. Ya kızını evcilik oynamaktan alıkoy hiç bunlar aklına gelmesin. Ya da ikinci çocuk için geç kaldım bahanesini bir kenara bırak başka bir bahane düşün. Daha gerçek olsun. Kardeşin geç kalmışı olur mu? Bilenler cevap versin.
Hem zaten hep kalabalık bir aile istememiş miydin? Ne oldu da böyle oldun.
24 Kasım 2011 Perşembe
Günlerden bir gün... Bölüm-1
Fotoğraflar şirin Tibet'in güzel annesi Sibel ile kaçamağımızdandır.
Yedik, içtik, gezdik, üşüdük, konuştuk, sustuk, güldük çokça keyiflendik.
Dediği gibi terapi niyetine iyi geldi tüm gün beraber olmak. Etkisi bitti diyemem kendimi pek bir güzel hissediyorum sayesinde.
Demişmiydim? Sibel'im güzel kadın seviyorum seni :)
Yedik, içtik, gezdik, üşüdük, konuştuk, sustuk, güldük çokça keyiflendik.
Dediği gibi terapi niyetine iyi geldi tüm gün beraber olmak. Etkisi bitti diyemem kendimi pek bir güzel hissediyorum sayesinde.
Demişmiydim? Sibel'im güzel kadın seviyorum seni :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




