28 Ekim 2011 Cuma

Sahibini bekleyen örgüler

Evveli akşam Yağmur'un miniciklerini açtım. Okuldan gelen yardım yazısına istinaden. Hoş zaten Yağmur'un bebeklikleri açılmak için doğacak kuzenlerini bekliyordu. Ama daha öncesinde acilen açılacağını hiç beklemiyorduk.
atlı karınca-1
Vakti zamanında kayın annemin şişle ama en çokta tığ ile ördüğü hırkalar gitti depremzedelere. Soğuklarda onları sıcacık sarmalasın diye. Bazı el örgülerini bir kere bile giymedi Yağmur. Giymedi ama kayın annem ördü hep ördü. Sanki bu günü beklermiş gibi beklediler onlarda tertemiz. Ne ben örme dedim, kırılır diye. Ne o giymiyor ise örmeyim dedi, kırıldığını belli edip. Hiç konuşmadan yaptığımız bir anlaşmaydı bizimki. Şimdi anne "ben senin ördüklerini gönderdim" diyeceğim ilk telefon görüşmemizde. İyiki göndermişsin der. Keşke deprem olmasaydı da gönderseydin der.

Türlü duygularla bir sürü Yağmur kıyafeti ayırdık. Ben ayırırken o kimi tulumlara girme çabası gösterdi yada kaçırıp bebeklerine giydirmeye çalıştı. Göz ucuyla bakıp nasıl büyüdün diye geçirdim içimden. Sonra o etrafımda değilken koydum hepsini.
atlı karınca-4
Nereye ve niçin gideceğini bahsettik... Oyuncak ayırdı onlara. En yumuşak olanları. Peluş oyuncaklardan. Kimi bebeklik oyuncaklarından vazgeçemedi. "seyt bunlar birbiylerinin canını yakabiliyler" dedi. Oyuncakla ne can yakmışlığı ne de canının yakılmışlığı var ama... Gönlü olmadan göndersin istemedim sakladık.

Şimdi gözümüz kulağımız üstünden çok geçmesine rağmen kurtuldu, hayata sarıldı haberlerinde. Onlar sarılsın ki bizde hayata sarılalım.

Yine bir dip not: Fotoğrafları yanımda olamasa da dünümü farklı kılan Sibel'e itaf ediyorum.

24 Ekim 2011 Pazartesi

dün "ben".

Pazar gününü hem kızıma, hem eşime, hem anneme, hem kendime zehir ettim.
Kızımın daha bir çocuk olduğunu unuttum.
Eşimin gözümün içine baktığını unuttum.
Annemi bir o kadar üzdüm.
Ben 35 yaşında çocuk gibi davranırken 5 yaşındakinden beni anlamasını bekledim.
Hep istedim... hep istedim...
Huzursuzdum dün. Sebepsiz.

Deprem haberlerini çok geç duydum(k). Ben ve kaprislerim utandım can kaybını, yıkılan evleri, enkaz altındakileri gördükçe...

Şimdi akşam eve gidip elimizden ne gelirse deprem bölgesine yardım hazırlama zamanı.
Birde kırılan kalpleri düzeltme zamanı.

Yazı kendime idi.