Akşamın bizi nereye sürükleyeceği belli mi? Hayır. Bazen biz şımartıyoruz o'nu.
Geçerken bir pastane önünden pamuk şeker alalım derse koca kişisi anne'de alırsa. Haklı sebeplerimiz vardı gerçi. Bir gün önce parkta nasıl yapıldığını bilmediğimiz pamuk şekerini almazken o yaptığımız açıklama ile tatmin oldu. Ne anladı bilmem. Hak etmişti. Söz verdik, tutmalıydık. Gel gör ki, yemek saatine rastlaması aldığımız şekerin pek iyi olmadı. Hele anne kendini tutamayıp yemek arasında şekerden bir ısırık alınca kıza yol açıldı. Bir yemek bir şeker. Pamuk şekeri. Bulaşa-bulaşa, yapış-yapış hemde.
... sonrası kaç kişi vardır filmi izleyecekken
Şirinler'e takılan. Biraz sonra uyuyacak kızın ardından bir gün önce yarım kalan film seyredecektik dimi. Kaş-göz işareti ile anlaşmıştık koca ile. Yağmurda biliyordu
"biyaz şiyinler seyyedelim, biyaz meyve yiyelim, yatalım annneee" diye kendi söyledi. Ama şirinler pek şirindiler. Şirin, mavi yaratıklar duvarda dolaştılar, kaçtılar sonra. Yağmur için ilk'ti. Bizim için barkovizyon'da Şirinler ilk'ti.
... daha sonrası önce süt seremonisi sonra tuvalelet sonra kitap. Tuvalet'te aramızda geçenler.
"anne saçlayım uzamışmı? popişime ne kaday kalmış, kesmeyelim, ben çünkü parunzel olucam hemde cıplak ayak dolaşçam rapunzel gibi"... dahası var tabi.
... en sonrası biz
Av Mevsimi'ni seyredecektik. Tek sorunumuz Yağmur'u uyuturken anneninde uyuması sonrası babanın anneyi beklerken uyuması. Sonrası sabah olması :)

Sabah birbirimize bakıp
günaydın dedik. Film merak konusu.