31 Ekim 2010 Pazar

Böylesi daha güzel.. plansız, programsız

Evden bir cumartesi akşamı düğünü için ayrıldık. Evden ayrılırken bir dostun evinde geceyi geçirebileceğimizi düşünsek daha tedbirli evden ayrılabilirdik.

Gidilecek düğün daha evden çıkmadan düşünülünce düğün, düğün salonu, müzik...
Daha gitmden baş ağrısı yapabiliyormuş. Ama görmeden karar vermemek lazım(mış). Bazen kıyıda köşede kalmış bir düğün salonundan değme sanatçılara taş çıkaracak bir orkestra çıkabiliyormuş. Müzik için doğmuş insanlar bazen kıyıda köşede bir düğün salonundan daha ötesine açılamıyabiliyormuş. Bu onların talihsizliği bizim talihimiz olabiliyormuş...
dugunsalanu
En yakın dostumun kardeşi evlenirken ben onun için sonra yakın zamanda evlenen bir kız kardeş ve evlenmek için gün sayan bir erkek kardeş için "daha dün minnacıktınız ne zaman büyüdünüz de evleniyorsunuz" diye düşünebiliyormuşum. Hoş ben bunu düşünürken karşımda oturan annemde benim için aynı şeyleri düşünebilir.. Üstelik yanımda birde 4 yaşında bir kız çocuğu varken.
gece lambasi
Kendi küçüklüğümü hatırlıyorum da düğün akşamları biz çocuklar için bulunmaz nimet olurdu. İstediğini yap, yeterki göz önünden ayrılma idi. Birde gece sonunda teyze yada amca evinde kalmak için babadan-anneden izin almaydı. Nasılsa hepsi güzel olurdu(ya). İzin koparmak çok kolay olurdu. Ama bizimkiler daha 3,5 ve 4 yaşında. Daha çok erken değilmi?
melike&yagmur
Ertesi sabah uyanınca havayı güzel görüp insanın aklına hemen orman'a gitmekmi gelir? Üstelik misafirlikte ve üstünde başında düğün kıyafetleri olduğunu unutup. Biz ana-kız aynı "düğüne gider gibi" tabiri var ya öyle gittik. Canım dostumda beni yanlız bırakmamak için giyindi düğüne gider gibi. Dedim ya tedbirli çıkmadık evden... Havayı güneşli görünce şık şıkıdım gittik orman'a...

26 Ekim 2010 Salı

Müze günü

Pazar günü arabanın sol dikiz aynasının bir başka araba tarafından çarpılıp, kırılması. Hatta sol tekerleğin patlaması bizi yıldırmadı. Ayna için birşey yapamadık ama tekerleğimizi değiştirip, yola çıktık.
rahmikoc_2
Yağmur'a söylememiş olsaydık belki vazgeçerdik ama o artık biliyordu... yani çok geçti. Sabırla bekledi yola çıkabilmemizi. Müze'ye vardığımızda o dinazor'ları göreceğini sanmış. Çünkü Kayyu dinazor müzesine gitmiş. Ama bunu dert etmedi. Neyse ki... :)
rahmikoc_3
Yapma, etme, sessiz ol, gerili iplerin ardına geçme, yerlerde sürünme... ve daha da fazlası dilimizden o gün dökülenler. Ama annede rahat durmadı ki. Nasılsa kimse görmez şu mavi woswos'a bir bakayım kapısını açıp diye teşebbüsüme hemen bir güvenlik görevlisi müdahale etti. Bu müdahaleden sonra Yağmur hiç birşey'e dokunmadı... Önünde koca bir örnek vardı çünkü...
rahmikoc_1
En çok ilgisini minyatür oyuncak'lar bir de bahçedeki atlı karınca çekti. Eee çocuk dimi. Her bir oyuncağa bakarken bende istiyorum dedi. Neyse ki tutturmadı...

Tadından yenilecek bir kız vardı yanımızda... Büyüyor mu? acaba ya da ben önlemimi alıp dilimi ısırayım mı?

23 Ekim 2010 Cumartesi