Yağmur sömestri tatile girdiğinde bir yazmışım, yazış o yazış sonra resmen kaçmışım.
Öyle kaçmışız ki bir cumartesi sabahı 03:00'te köy kapısını tıklattık. Bavul hazırlayanlar da bu heves olduğu sürece gezeriz ki.
Bol uyku, bol hava, bol dinlenme için gittik. Kömür yanan kuzinenin etrafından bir an ayrılmadık. En çok Damla keyfini sürdü sobanın arkasına kıvrılıp uyuyarak. Bebek olmak varmış.
Yedik, içtik, kuzine de kek pişirdik, yufkadan çıtır çerez yaptık. Çürük elma yedik, fındık kırıp, misafir ağırladık, misafir olduk, asker bile yolcu ettik. Kısmetimiz de neler varmış.
Koca kişisi ile bir gece kaçamağı yapıp çocuklardan uzaklaştık. Gece boyu boyu deliksiz uyku, hamam sefası, ağzıma attığım her lokmanın tadına vardığım bir kahvaltı. En çok bu iyi geldi bize. Yağmur'a gece gelmeyeceğimizi söylediğim de kulağıma usulca eğilip
"tatile mi gidiyorsunuz?" dedi, göz kırptım :) Damla o gece boyunca dede ve babaannesinin kucağından inmeyip, pek uyumamış, uyutmamış. Ama ertesi gün öğlen kavuştuğumuz gayet mutluydu(lar), bizde tabi...

Sonrası Yağmur'la sinemaya bile gittik. Eve dönüş yolunda uğradığımız Kartepe'de kar görmesekte Yağmur
"günüm çok güzel geçiyor" dedi ya... Daha ne olsun. Aşk olsun :)
Fotoğraflar İphone ile çekilmiştir.