Yağmur'un yanında izlemeli miydik? Yanlış mı yaptık?
Günlerce süren haberlere illaki bir yerinden dahil oldu mecburen. Evin içerisinde ne kadar gizli gizli haber izleyebilirsin ki.
Ve günlerdir açık televizyon kanalından, bizim konuşmalarımızdan çıkardığı sonuç bu. Geldi ve pankart yaptım dedi. Sonra "biber gazı nedir?" "ne işe yarar?" diye sordu. Acıklıydı sorduğu sorular. Zaten tv'den izlediklerimiz de acıklıydı.
"Sevseydin verir miydin?" dedim. "Yeşili çok seviyorum, vermem ki" dedi. Ne yeşilini, ne ağacını, ne de ülkeni verme!
Tanık olduklarımızı boğazımız düğümlenerek izliyoruz, gözlerimiz dolarak, öte yandan hep beklediğimiz umut içimizde.
Eş, dostla cuma akşamı planımız yine İstiklal'de kuruluydu ama gel, gör ki... Kısmet. Güzel günler göreceğiz umarım.
Hazımsız insanlar da yok değil. Sosyal alanda paylaştığım bu fotoğrafa ne diyeceğini bilemeyip, çirkinleşip "umarım evlatlarının hayrını görmezsin" demek. Ne çok duyar oldum bu cümleyi... İş sarpa sarınca evlatlara saldırmak en kolayı olsa gerek, anneyi yüreğinden vurmak.
Aslında konu benim iki evladım değil, bu ülkenin tüm evlatları... Sen, ben, o, hepimiz.
Gün gelip burada yazılanları okuduğunda "o gün Gezi Parkında ne oldu?" diye sorarsan kızım... "Bir halkın derin uykudan uyanışı gerçekleşti" diyebilirim umarım.
Fotoğraf İphone ile çekilmiştir.