Damla... Doğması gereken tarihten erken doğdu.
Bir sabah uyandım ve içimde bir şey olursa korkusu sardı beni. Bu korkuya düşmek sebepsiz değildi ya... Kısmet böyleymiş. Hamile vesvesesi diyelim biz buna. Doktor da ikinci sezeryan da sonuna kadar beklemek zorunda değiliz deyince 38+4'te doğmasına karar verdik. Benim isteğimle, doktorumun onaylamasıyla 8 Kasım'da saat 10:35'de Damla dünyaya merhaba dedi. Epidural sezeryan'la dünyaya geldi. Güle oynaya bir doğum oldu. Konuşa konuşa her şeyin farkında olarak. Anestezi uzmanının fotoğraf merakı ameliyata damgasını vurdu. Ve en sonunda Damla çok şükür sağlıkla doğdu...
Damla; 3,330 gr. ağırlığında, 52 cm. boyunda, baş çevresi 36 cm. olarak dünyaya geldi. 2 ay 7 gün sonunda durumu; kilo 6,100 gr., boy 59 cm.
Eve geldiğimiz ilk günler altının açılmasında yaygarayı basıyordu. Öyle ki kaç insan başında baş edemiyorduk. Geçti tabi, büyüdükçe. Damağın kuvvetli olmamasından dolayı ilk günler sütümü sağıp verdim. Biberondan zahmetsiz ağzına akması işine geldi. Zaten yetersiz süt bitti, gitti. Mama veriyoruz ama ilk çocukta ki gibi stres yapıp, vicdan azabı çekmiyorum. Çok şükür sağlıklı, mutlu. Anne sütünü destekliyorum tabi ama bazen o kadar şanlı olunmuyor.
İkinci çocuk olunca ilk çocukla kıyaslamalar yapılıyor. Olumlu yönde... Yağmur'u 15 ay emzirdiğime şaşıyorum. Maşallah binlerce. Sonra Yağmur emer, uyurdu. Gaz problemimiz hiç olmadı. Damla hanımın gazı çıkmazsa apartman ayağa kalkabiliyor. Gazlı bir bebek Damla. Bir gazın çıkarsa ne kadar mutlu edebileceğini anladık. Günün mutluluğu çoğu zaman Damla'nın gazı oluyor. Yağmur'un bile dilinde :) Ayrıca kusan bir bebek Damla. Gün sonunda şanslıysak çamaşır sepeti hala boş olabiliyor, değilsek ağzına kadar kusmuklu kıyafet oluyor. Bebek kusmuğu kokusu bana güzel kokuyor, Yağmur'a öğkkk geliyor :)
Göbeği 7.günde düştü. Ama hala evde, gömmedik. Yağmur'un ki İstanbul Üniversitesinde. Babası kendi okuluna gömmüştü, Damla'nın da aynı olmasına karar verdik. Şimdilerde yolumuz düşerse gömeceğiz. Batıl inanç, ama olsun.
15 Ocak itibari ile yani 2 ay 7 günlükken AGU demeye başladı. Deli gibi gülüyor ağzı yayıla yayıla. Gamzesi var sol yanağında aynı ablasının ki gibi.
Eli, parmakları, tırnakları aynı babası gibi...
Gündüzleri uyuyan bir bebek. Bir hafta öncesine kadar sabah 3'ü, 5'i görmeden uyumuyordu. Onlarda geçti, bitti. Dilimi ısırıyorum aman nazar değmesin.
Su ve su sesini çok seviyor.
Emziğe alışsın istedim ama o istemedi. Sabah itibari ile yine denedim yok almadı.
Kucakta anne-baba göğsünde uyumayı seviyor. Geceleri de... Yağmur'da geceleri yanımıza geliyor, değmeyin keyfe. Uyku sonrası iki elini çenesinin altına yerleştiriyorsa bir omuz arıyorum, uykuya devam edeceğim mesajı veriyor.
Bebeklerin hep ıngaaa diye ağladığı söylenir, ama hiç görüp, duymamıştım ben. Damla INGAAAA diye ağlıyor. Ve gerçekten çok komik ıngaaa demesi, oyuncak bebek gibi.
Doğum fotoğraflarımızı Mutlu Masal Photography, Nilay çekti. Binlerce teşekkür.
Yağmur için okuldan izin aldık. 2 gün hastanede bizimle kaldı. Başından sonuna hep yanımda, hep destekçimdi. Yaşayıp gördü, daha çabuk kabullendi.
Arada bir bebek olsaydım keşke dediği oluyor. Bizde bebek olaydın şimdi tek başına yapabildiklerini yapamayacağını, sürekli yatmaktan sıkılacağını söylüyoruz. Hemen vazgeçiyor bebeklikten. Huyu, suyu hiç değişmedi mi? Değişti tabi. Kalbimizdeki yerinin sarsıldığını düşünüyor, aksini söylesek bile çocuk kalbi işte... Damla ele avuca gelip bizim yakamızdan düşüp kendi eteğine yapıştığı zaman bizi anlayacak :)
İşte bizde 8 Kasım itibari ile hayat böyle ♥♥♥♥
Fotoğraflar Mutlu Masal Photography aittir.


