20 Eylül 2012 Perşembe

Derin bir oh çek!


Çekmece, dolap temizlemek... Fazlalıklardan kurtulmak biraz hafiflemek zaman zaman her insana lazım olan şey. Atıp verdiklerin ile beynin, kalbin bir nebze olsun rahatlar, hafifler. Bak şimdi, onlar artık orada değiller.

Ohhhhh...
O fazlalık her zaman eşya, kağıt, kıyafet veya bir oyuncak değildir, nadir de olsa insandır.
Ve onlar gitmesi gereken zamanı bilip, kendiliğinden giderler. Yaşadıkların yanına ders kalır. Sen kaldığın yerden mutlu olmaya devam et.

Kaybettim sandıkların, kurtulduklarındır belki.
Unutma, kimi gittiği yeri mutlu eder, kimi terkettiği yeri.
Oscar Wilde

17 Eylül 2012 Pazartesi

Biz bize yeteriz

17eylul2012
Onlar ikişerli sıra olmuş öğretmenlerinin yanı başında, biz veliler de onların ardında okul bahçesini doldurmuş dururken boğazımın düğümü çözüldü. Görenler o kadar çok ağlamamın normal olmadığını anlayıp hemen akabinde koca karnıma bakıp ağlamamı kesin hormonlara bağlamışlardır. Evet kesinlikle hormonlardan yoksa insanoğlu kızı okula başlıyor diye bu kadar ağlamaz. Mutluluk gözyaşlarım çok şükür.

Ne zaman normale bağlanırız, alışırız bilinmez ama bu sabah bizim ev çok neşeliydi. Bir çocuğu sabahın köründe kahvaltı ettirmek ne zor(muş). Ve bir anne "hadi" kelimesini kahvaltı masasında ardı ardına kaç kere kullanır. Saymadım... Gerçek şu ki dediğim "hadilerden" ben bile sıkıldım. Kızıma sabır :)

Ve bugün 17 Eylül. Ben seni ayrı severim gün... Bugün koca kişisiyle 12 yılı devirdik. Nasıl mı?
Hiç anlamadık... ♥ Siz kalpten anlayın ;)

Çok şükür her yaptığımızdan mutluyuz.

12 Eylül 2012 Çarşamba

1-D

Oh! konuşabilirim artık "tıp" bitti :)
Bugün itibari ile okullu oldu Yağmur.
Şubesi: 1-D.
Numarası şimdilik yok.

Pazartesi günü kısmetimize çıkan okul tam bir felaketti. Dün yine son anda özel okul kapısından döndük iyi niyetli eski anaokulu yöneticileri sayesinde. Biz zaten mini mini birinci sınıfı talebesini ilk yıllardan sıkmak, yüklenmek istemedik. En iyisi budur dedikleri okulu bulduk, çok şükür.

Öğrenci odaklı bir okul bu devirde, çok şaşılası. Anaokulundan arkadaşları ile beraberler sınıfta. Dün akşam ilk defa heyecan duyarak uyudu, sabah gık demeden kalktı, öğretmenini çok sevdi, okuluna bayıldı. Sınıf mevcudu az hatta diğer okullara göre yok denecek kadar bir grup öğrenci. Tüm öğrenciler de anaokulu tecrübesiyle gelince oyun hamurlarını geçip ders başı yaptılar bile.

Aramızda kalsın bir kaç veli sınıfın kapı deliğinden ne görebiliriz diye baktık.
Ne? siz yapmadınız mı?
Ben #anneligimnormaldeğil demiştim ama ;)

Bana gelince haberlerde gördüğüm mini mini birlere bile ağlarken kızıma ağlamadım. Telefonla konuştuklarım sesimin hasta gibi geldiğini söylüyorlar. Değil diyorum boğazıma bir düğüm oturdu, çözül(e)medi...
Çabuk büyüyecek anlamayacaksın, derlerdi de ben hiç ihtimal vermezdim o büyürken ki yılları anlamadan geçireceğime. Kuytu bir köşe arıyorum göz yaşlarıma akıtmaya. Başlarsan durmam onu da biliyorum en iyisi eve saklamalı gözyaşları Yağmur uyuduktan sonraya :)

Şimdi tüm istediğim hayatı boyunca öğrenim, eğitim heyecanının bitmemesi.

Bir anne dileği olmadan bitmezdi bu yazı :)