Pazar sabaha karşı yatağımıza geldi minik boy kendi gibi minik terlikleriyle... Terlikler ayağında değil elindeydi ama olsun, bir gün ayağına da giyecek biliyorum. Babasını da zorla alıştırmıştım ev terliklerine. Babasına çekmiş...
Yatağın yanı başına koyulan terlikten başka birde yastık taşındı yatağa. İki koca baş yastığın tam ortasına koydu yastığını. Yerleştim, gitmiyorum mesajı verdi, biliyorum :) Haftaya başlarken bir gün yatsın bir şey olmaz dedim (içimden), ikinci günde olabilir kabul dedim (içimden), sonra üç gün, dört gün, beş ... devam etti. O gecelere birde bol ateşli bir gece ve bol öksürüklü bir gece sığdırdı.O geceler uyumadık, uyuduk-uyandık, sohbet ettik yatakta anne-baba-kız, geceler uzadı bize, sabahları erkenden kalkar olduk. "Ya koca kız oldun bizimle yatıyorsun" nidaları atıyor babası yatmadan önce. Hafif sırıtık, kızıyla yatmaktan mutlu, yarım ağız söylüyorsun ya, ondan bu kız bizimle yatıyor ♥
Gözlerinizi kırpıştırmayın, evet o ilk fotoğrafta gördüğünüz; Yağmur. Bugün okulda fotoğraf çekimi var(mış) Eskiden... çok eskiden, saçlarımı sarmadan yatmaz iken ben şimdi kızın saçlarını sardım akşamdan. Tırnaklara da oje pek tabi. Yanlarında olabilmeyi çok isterdim, belki kamera arkası yapardım bende. Kısmet, iş işte.
Biri var;
Dünden beri mail ile yazıştığımız ne yüzünü gördüğüm, ne tanıdığım, sadece adını bildiğim biri. Tülin. Rastlamış bize tesadüfen. Baştan sona okumuş her yazıyı. Gün gelip ben bile; ne yazmışım diye gerilere gidemezken o sıkılmadan okumuş. Okurken tüm duygularımı hissetmiş. Yüreği güzel, sana dair dileğim gün gelince seninde bu duyguları tatman, sağlıcakla. Mutlu kal.
9 Mart 2012 Cuma
6 Mart 2012 Salı
Başlık; Pazar günü misafirleri olabileceği gibi. "Çocuklardan 2 laf edemedik" de olabilir.
Uzun zamandır fırsat kolluyorduk Sibel'le çocuklarla birlikte buluşmak için.
Dışarıdan ziyade çocukları evde buluşturalım ortak kararımız(dı). Evde mutlu olan çocuklar Yağmur&Tibet... Hesaba katmadığımız bizim gibi onların da her gününün aynı olmadığıydı. Evet, evdeki hesap çarşıya uymadı bu sefer.
Ne yaptıysak yaranamadık iki koca ufaklığa... En sakin kaldıkları anı Sibel fotoğraflamış -yukarıda- :)
Canları sağ olsun, bize farklı bir gün yaşattılar. Hani büyüdü rahatım eda'larımı Yağmur hanım yutturdu bana. Ne oturduğumdan, ne kalktığımdan, ne yediğimden, ne içtiğimden anladım... Üstelik misafirlerimi aç bıraktım birazcık. Bir keki, iki salatayı bir araya getirip masaya koyamadım.
Salata demişken... Limona bayılan birde küçük adam geldi bize. Demir ve annesi Yıldız'da bizdeydi o gün... Limon bu kadar ballandırılarak yenebilir galiba. Afiyet bal olsun. Birde gülmek çok yakışıyor Demir'e, maşallah.
Sibel zayıflamış. Ne kadar kilo verdiğini ben söylemeyim. Maşallah, maşallah 41 kere ;)
Küçük adam, sevimli surat Demir geçerken el atmış fırına fotoğraflardan anlaşılan ;) Yüksek ısıda pişen kekin tadı başkaymış, tattık, ben onayladım.
Kapıdan apar topar uğurlarken misafirleri açık hava sözü verdik birbirimize. Çocuklara iyi gelir dedik... Daha da sakinleyince mesajlaşıp çocuksuz buluşmanın daha iyi olacağına karar verdik :) Son durum; biz anneler iyiyiz :D
Ev sahibinden dip not: Bir daha gelin lütfen. Bizim kızın huysuzluğu hastalık habercisiymiş.
Dışarıdan ziyade çocukları evde buluşturalım ortak kararımız(dı). Evde mutlu olan çocuklar Yağmur&Tibet... Hesaba katmadığımız bizim gibi onların da her gününün aynı olmadığıydı. Evet, evdeki hesap çarşıya uymadı bu sefer.
Ne yaptıysak yaranamadık iki koca ufaklığa... En sakin kaldıkları anı Sibel fotoğraflamış -yukarıda- :)
Canları sağ olsun, bize farklı bir gün yaşattılar. Hani büyüdü rahatım eda'larımı Yağmur hanım yutturdu bana. Ne oturduğumdan, ne kalktığımdan, ne yediğimden, ne içtiğimden anladım... Üstelik misafirlerimi aç bıraktım birazcık. Bir keki, iki salatayı bir araya getirip masaya koyamadım.
Salata demişken... Limona bayılan birde küçük adam geldi bize. Demir ve annesi Yıldız'da bizdeydi o gün... Limon bu kadar ballandırılarak yenebilir galiba. Afiyet bal olsun. Birde gülmek çok yakışıyor Demir'e, maşallah.
Sibel zayıflamış. Ne kadar kilo verdiğini ben söylemeyim. Maşallah, maşallah 41 kere ;)
Küçük adam, sevimli surat Demir geçerken el atmış fırına fotoğraflardan anlaşılan ;) Yüksek ısıda pişen kekin tadı başkaymış, tattık, ben onayladım.
Kapıdan apar topar uğurlarken misafirleri açık hava sözü verdik birbirimize. Çocuklara iyi gelir dedik... Daha da sakinleyince mesajlaşıp çocuksuz buluşmanın daha iyi olacağına karar verdik :) Son durum; biz anneler iyiyiz :D
Ev sahibinden dip not: Bir daha gelin lütfen. Bizim kızın huysuzluğu hastalık habercisiymiş.
5 Mart 2012 Pazartesi
Cumartesi, pazar.
Hafta sonu bizde; cumartesi, pazar diye değil, birinci gün ve ikinci gün diye anılıyor Yağmur tarafından.
Birinci gün; eğer günü mutlu geçirmediyse ikinci gün kendimizi düzeltecek zamanı tanıyor bize. Ve pazar öğlenden sonraları ya da uyumadan az önce; doyurucu bir tatil geçirdiyse şükranlarını... tam aksi ise şikayetlerini dile getiriyor. Aslında istediği çok basit.
Bazen sadece bir çizgi sinema yeterli oluyor çoğu kez izlenilmiş her sahnesi ezberlenmiş olsa da. Yanında patlamış mısır varsa ne ala... Birde anne-baba yanındaysa ala'nın ala'sı ♥
Birinci gün; eğer günü mutlu geçirmediyse ikinci gün kendimizi düzeltecek zamanı tanıyor bize. Ve pazar öğlenden sonraları ya da uyumadan az önce; doyurucu bir tatil geçirdiyse şükranlarını... tam aksi ise şikayetlerini dile getiriyor. Aslında istediği çok basit.
Bazen sadece bir çizgi sinema yeterli oluyor çoğu kez izlenilmiş her sahnesi ezberlenmiş olsa da. Yanında patlamış mısır varsa ne ala... Birde anne-baba yanındaysa ala'nın ala'sı ♥
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






