Yattık-kaktık, yattık-kalktık...
O okula, ben işe geldim.
Arada ters ters baktık birbirimize. O odasında fazla yada ben başka odada fazla kalınca koşa koşa sarıldık birbirimize. Sarıldık, çokça sarmalandık. Barbie bebekleri konuşturduk, masustan kuaföre götürdük.
Beraber uyuduk tek kişilik yatağında. Evin en sıcak odası orası geldi manevi olarak ikimize. Evden anne-babasını komşuya gönderip özgürlüğünü ilan etmiş gençler gibi abur-cubur yedik. (aramızda ;))
Cumartesi kahvaltısını ehli-keyif yapmasına ses çıkarmadım eğer yemem deseydi sakinleştirici tarafım yanımda değildi. Ertesi gün yani son yalnız günümüz keyiften yoksun geçti.
Pazar kahvaltısında bir önceki gün gibi sakin kal(a)madım. Ama bilsem dilimi ısırırdım, odayı terk ederdim, belki birine telefon eder kafamı dağıtırdım, belki ilk temizlik değil kahve yapıp kendimi ödüllendirirdim ve hemen sakinlerdim. Bilsem şimdi yeme acıkınca başka bir şeyler hazırlarız derdim. Bilsem! Nereden bilir insan bir yemek mevzusu büyüsün de hazmedilemeyecek hal alsın. Üstüne soda içsem geçer miydi? Ya da uyku ilacı içsem, vurup kafayı yatsam oh hepsi bir rüyaymış desem kalksam.
İşte bir pazar böyle geçer gider. Bir çocuk ve kırıldığı annesi vardır... Ve durum hiçte dışarıdan göründüğü gibi değildir.
Tarihi istediğimiz güne götürüp yaşanmamış kılan makine icat edildi mi?
9 Ocak 2012 Pazartesi
6 Ocak 2012 Cuma
Düşün düşün ..... ....
Pedagog; çocuklar ebeveynlerinin vicdan azaplarınızı biliyor, hissediyor kendi yararına bulduğu sizin açıklarınızdan faydalanabiliyorlar dedi. Doğru mudur? Doğru ise bizimki işini iyi biliyor.
Benim en açık noktam; iş'ten- güçten, evden ya da kişilerden dolayı minik boyumuzu ihmal ettiğimi düşünüp kaş yaparken göz çıkarmak. Ve onun dediklerine çok anlam yüklemek. Çocuk deyip geçememek. Misal evveli akşam "benimle hic oynamıyon" dediğinde allak bullak oldum. Bu nasıl bir haksızlık(tı). Teslim oldum ona aksini bildiğim halde. Çok şey yapıp hiç bir şey verememek ne büyük çaresizlik veriyor.
Düşünmekten alıkoydum kendimi bir süreliğine. Oturdum iş yerimde sağ elimde bir çikolata öte tarafımda çikolatalı gofretler ve daha fazlası çekmecede bunlar beni kesmezse diye. Ağzım dolu şapırdanırken yine düşünüyorum çikolatanın verdiği mutlulukla... Yeni bir ben lazım bana ☺
Benim en açık noktam; iş'ten- güçten, evden ya da kişilerden dolayı minik boyumuzu ihmal ettiğimi düşünüp kaş yaparken göz çıkarmak. Ve onun dediklerine çok anlam yüklemek. Çocuk deyip geçememek. Misal evveli akşam "benimle hic oynamıyon" dediğinde allak bullak oldum. Bu nasıl bir haksızlık(tı). Teslim oldum ona aksini bildiğim halde. Çok şey yapıp hiç bir şey verememek ne büyük çaresizlik veriyor.
Düşünmekten alıkoydum kendimi bir süreliğine. Oturdum iş yerimde sağ elimde bir çikolata öte tarafımda çikolatalı gofretler ve daha fazlası çekmecede bunlar beni kesmezse diye. Ağzım dolu şapırdanırken yine düşünüyorum çikolatanın verdiği mutlulukla... Yeni bir ben lazım bana ☺
4 Ocak 2012 Çarşamba
Çok uyku var bu yazıda ve birde aşk ♥
Ardından ne çarşaf ne nevresim değiştirdim.
Sen gelene kadar sen gibi kokmak istedim.
Sensiz uykuya dalabilmek zor geldi. Kıza sarıldım, dolandım. Dün akşam ilk önce Yağmur'un uyumasını değil kendimin uyuyabilmesini diledim.

Hani senli akşamlarımız da kıza kitap okuma faslından sonra o dalar uykuya, ben onu seyrederken uykuya dalarım... Sonra sen uyandırırsın beni. O zamana kadar geçen uyku, uyumak değil evdeki huzuru dinlemek gibi birşey. Gözlerim bazen ona dalmış,
uyumuşum-uyanmışım,
içeriden gelen sese kulak vermişim,
bazen hazırladığın kahvenin kokusunu duymuşum,
bazen masuscuktan uyumuş gibi yapmış gelip kaldırmanı beklemişim... Huzur işte.
Ama dün gece vurdum kafayı yattım. Kızımı içime çektim, kokusu uyku ilacı gibi geldi, yeminle ☺
Diyeceğim "kıymetlimsiniz".
Eşime&kızıma.
Sen gelene kadar sen gibi kokmak istedim.
Sensiz uykuya dalabilmek zor geldi. Kıza sarıldım, dolandım. Dün akşam ilk önce Yağmur'un uyumasını değil kendimin uyuyabilmesini diledim.

Hani senli akşamlarımız da kıza kitap okuma faslından sonra o dalar uykuya, ben onu seyrederken uykuya dalarım... Sonra sen uyandırırsın beni. O zamana kadar geçen uyku, uyumak değil evdeki huzuru dinlemek gibi birşey. Gözlerim bazen ona dalmış,
uyumuşum-uyanmışım,
içeriden gelen sese kulak vermişim,
bazen hazırladığın kahvenin kokusunu duymuşum,
bazen masuscuktan uyumuş gibi yapmış gelip kaldırmanı beklemişim... Huzur işte.
Ama dün gece vurdum kafayı yattım. Kızımı içime çektim, kokusu uyku ilacı gibi geldi, yeminle ☺
Diyeceğim "kıymetlimsiniz".
Eşime&kızıma.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

