Durum şu ki: Sabah telefonun alarmını, yola çıktıktan sonra beni uyandırmak için arayan kocayı göz ardı ettim. Elimde telefon alarmı kapatırken kendime "uykum varrr" dedim. Ve uykuya daldım. Uyu Bahar uyu!

Uyudum, uykumu aldım, büyüdüm... Göz ucuyla saate baktım. 5 dakika dalmışım da uyanmışım gibi gayet sakin. Uyanmam gereken saatin üstünden 1 saat geçmiş ve servisin beni almasına 5, bilemedin 10 dakika var.
Yataktan ışık hızıyla nasıl fırlanır. Fırmalak isterken çarşafa nasıl dolanılır bu sabah öğrendim. Odamdan Yağmur'un odasına resmen uçtum. En sevimli ses tonumla "kızımmm hadi kalk" servis gelecek dedim ve kalktı. Normalde kalkmazdı ama beni nasıl panik gördüyse, zavallıcık. O'nu giydirdim, kendim giyindim. İlk onun çantasını hazırladım sonra kendimi hazırladım.
Ve ayna karşısına geçtim. Kendimi insana benzetmek için. Saç-baş dağılmış yüzüme bakılmaz hale gelmiştim. Yüzümde, kollarımda çarşafın izleri vardı ve uykudan şişmiştim. Aynaya bakarken Yağmur etrafımda fırrr dolanıyordu. Nasıl mutlu, uykusunu almış. "Annem biz senle kuyaföye gittik yaaaa senin gitmenee geyek yoktu. Sen böylede güzelsin" dedi. Her ne kadar aynadaki yüzüme bakıp yok yaaa desemde, ayaklarım yerden kesildi, ;)
Sonra kapıdan attık kendimizi yola, arabaya bindik. O okula ben işe.
Vee yarın cumartesi.

