5 Ağustos 2011 Cuma

N'OLURRR 5 DAKİKA DAHA UYKUSU

Anlaşıldı her cuma bende işe geç kalma durumu oluştu. İyi güzel de bu sabah işe geç kalsaydım beni işe bırakacak koca kişiside evde yoktu. O kargalar kahvaltısını etmeden yola çıkmıştı, şirket tarafından eğitilmeye-öğrenmeye... Ben ise güzergahım pek çok ve uzun olduğundan hiç denememiştim toplu taşımayı.

Durum şu ki: Sabah telefonun alarmını, yola çıktıktan sonra beni uyandırmak için arayan kocayı göz ardı ettim. Elimde telefon alarmı kapatırken kendime "uykum varrr" dedim. Ve uykuya daldım. Uyu Bahar uyu!
barbun
Uyudum, uykumu aldım, büyüdüm... Göz ucuyla saate baktım. 5 dakika dalmışım da uyanmışım gibi gayet sakin. Uyanmam gereken saatin üstünden 1 saat geçmiş ve servisin beni almasına 5, bilemedin 10 dakika var.

Yataktan ışık hızıyla nasıl fırlanır. Fırmalak isterken çarşafa nasıl dolanılır bu sabah öğrendim. Odamdan Yağmur'un odasına resmen uçtum. En sevimli ses tonumla "kızımmm hadi kalk" servis gelecek dedim ve kalktı. Normalde kalkmazdı ama beni nasıl panik gördüyse, zavallıcık. O'nu giydirdim, kendim giyindim. İlk onun çantasını hazırladım sonra kendimi hazırladım.

Ve ayna karşısına geçtim. Kendimi insana benzetmek için. Saç-baş dağılmış yüzüme bakılmaz hale gelmiştim. Yüzümde, kollarımda çarşafın izleri vardı ve uykudan şişmiştim. Aynaya bakarken Yağmur etrafımda fırrr dolanıyordu. Nasıl mutlu, uykusunu almış. "Annem biz senle kuyaföye gittik yaaaa senin gitmenee geyek yoktu. Sen böylede güzelsin" dedi. Her ne kadar aynadaki yüzüme bakıp yok yaaa desemde, ayaklarım yerden kesildi, ;)

Sonra kapıdan attık kendimizi yola, arabaya bindik. O okula ben işe.

Vee yarın cumartesi.

4 Ağustos 2011 Perşembe

BİR AYAKKABI MACERASI

Bir seneyi devirdi bu ayakkabılar. Geçen sene çocuk bayramında, bir hevesle alındılar. Numarası olması gerekenden bir büyük. Amaç bir sonraki senede giysin diye. Bir sonraki sene diye düşündüğüm sene bu yazdı aslında. Nereden bilebilirdim ayakkabı kalıbının olabileceğinden daha büyük olabileceğini. Sanal'dan alındılar tabii yoksa bu ne biçim anne demeyin.
concon
Ayağına büyük gelmesi giymesi için engel mi? Evde olduğu sürece, değil tabi. Giydiğinde o ayakkabılar ayağında palyaço pabucu gibi duruyor. O derece büyük, ama o mutlu. Birde yürürken tökezliyor. Normalde ayakkabı dolabında durması gerekirken o hep baş köşede. Yağmur ayağına giyip tökezlemese bile orada- burada takılıp biz tökezliyoruz. Normalde benim bu yaptığım dalga konusu olacak iken ayakkabının sevimliliğinden kimse büyük bu, ayak altında dolaşmasın boşyere, kaldıralım demiyor. Neyse ki evde bizi gören yok. Bende burada açık vermeseydim iyiydi ama dayanamadım.

Gün gelecek kirlenecek bu ayakkabılar ama artık seneye... Tabi kıyıp sokakta giyebilirse bizimki.

1 Ağustos 2011 Pazartesi

DEYZE

Doğdum.
Çocuk oldum.
Abla oldum.
Genç kız oldum.
Eş oldum.
Anne oldum.
Yenge oldum.
Şimdi teyze oluyorum.
deze
Hayırlısı ile anne yarısı olucam.
Hem kendi kardeşime hem anne yarımın torununa.

Off yine boğazım düğümlendi. Ama bu sefer sevinçten.