15 Temmuz 2011 Cuma

KARADENİZ GÜNLÜĞÜ

Tatilin ilk adımı Zonguldak, Kilimli.
ısırgan

Evlendikten sonra bir köyüm oldu. Şanslıymışım.

Hiç köyümüz olmamasından mı? 30 yaşından sonra köye ilk adım atmamdan mı? yoksa köy illa sevilir mantığından mı? bilmem ama köy bende bir başka, huzurlu, dingin, stressiz... Çocukken yaz tatillerinde köye gitmek çok eğlenceli, çok bambaşka birşeydi gözümde. Gidenlerin arkasından bakardım ben(biz). Şimdi o ilk evreyi yaşıyorum ben. Çocukmuşum gibi koşarak gidiyorum. Büyüdükçe bıkarmıyım? sanmam. Yaşayın deseler yaşayamayız belki ama ufak tatillerimizde bizde bıraktığı haz çok başka.

Hele her yeşilin tadına bakma halimiz. Göz kayınvalide'de gezdik. Zararsızdır dediği herşeyi lüp ettik.. Isırgan'a varana kadar. Ömrü hayatımda ısırgan görünce değmesem bile kaşınan ben mideye indirdim koca tabak ısırgan'ı.

Yeşil olduk fazlasıyla.

Ve işte Karadeniz günlüğümüz.

13 Temmuz 2011 Çarşamba

BAŞLANGIŞ RESMİ

Uyarı; fotoğraflar ardı sıra gelecek diye beklemeyin ya da hepsi bu mu? demeyin. İlk iş günü evden çanta-cüzdan alıp çıktığıma şükür. Sabah evden çıkarken fotoğraf makinesinin hafıza kartını yanına almak kimin aklına gelirdi ki...

On gün tatilden sonra herşey'e bıraktığım gibi başlayamadım. Sabah işe gelince mail adresi ve şifre girmek ne zor oldu birde çalışmaya başlayabilseydim. Ekrana bakarken gözümde deniz, dalga, kumsal, güneş vb.... herşey vardı. Sebep sabah güneş sonrası losyon'u sürmemden kaynaklı olabilir :) Sanki az sonra denize giricem hissi bitmedi bir türlü.
akyaka_azmak
Bize dair; yaparmıydık, yapamazmıydık derken Karadeniz'den Ege'ye indik. Tatil'i kültür turuyla karıştırdık. Hem dinlendik hem çok çok yorulduk. Pestilimizi çıkardık evimize vardık.

Kıza dair; tatilde göze çarpan kocaman bir gerçekle karşılaştık. Bizim kız büyümüş, meğerse her sendromlu hali bitmiş(miş). Biz 2500 km.'lik yol boyunca karı-koca yanyana oturduk arabada. Bizim kız arkada co-pilot'luk yaptı. Uyanık olduğu zamanlar "suşayan vaymı" diye sordu durdu. O tek kişilik koltukta evcilik bile oynadı. Köyde bana gelin denmesi çok hoşuna gitti. Şimdi bana gelin diyor. Gelin aşağı, gelin yukarı. Birde köyde kendi ıhlamurumuzu kendimiz topladık, kendimiz ayıkladık bu sene. Nasıl kıymetli oldular :)

Yine kıza dair; su kuşu oldu. Akyaka'dan açıldığımız tekne turunda girilmez dediğimiz koyda bile denize girdi. Lacivert Koy'da. Adından belli nasıl bir yer olduğu, denizi siz düşünün artık. O ıslanmaktan büyük bir zevk duyarken ben ıslanmaktan sıkıldım. Eve döndüğümde uzun süre duş almam dedim durdum, ama nafile :)

Bana dair; sağ yanımda kızışim kumsalda oynasın ben şezlong'a uzanayım kitabımı okuyayım hayallerimde suya düştü. Yapılmayacak şey değildi ama kıziş'in kumsalda kendinden geçerek oyun oynamasını izlemek daha keyifli geldi. Bir daha ne zaman bulunur böyle bir manzara. Çok keyifliydi :)

Yine bize dair; yol şarkılarımız var. Artık her dinlediğimizde bize bu yazı, geçtiğimiz yolları hatırlatacak... Şimdi yan odada bu çalarken ben yolu hatırlıyorum. Sağımda ya deniz ya dağ manzarası, gece ise karanlıkta gelip-geçen araba farları...

Baba-kızın tatili devam ederken, ben işimin başındayken, gün öğlene varırken durum bu.

1 Temmuz 2011 Cuma

TATİL'DEN ÖTÜRÜ KAPALIYIZ


Karadeniz'le başlayıp,
biz güller
Ege ile bitirmeyi düşünüyoruz. Canımız nereyi çekerse...
Çok değil bir hafta yokuz...

Dip not: Oyuncaklar Yaz'dan.