9 Ağustos 2010 Pazartesi

Pisicik

Pazar sabahı... saat 9 gibi. Kapıda bir miyavlama sesi.
Minicik ufacık bir kedi. Annem okuyorsa şimdi içinden hep sizi bulur zaten böylesi yada yine mi? kedi diyebilir. Hatta daha fazlası geçebilir aklından. Son zamanlarda en sık dediği Yağmur'da bir kedi istedikçe "aman kendi evinizde" der, durur. Çok çekti bizden çok hayvan baktık, ne bulursak getirdik eve... Martı'ya kadar...
tekir
Ama annem... Hatiş'im korkma sakın. Bu pisiciğin adı Tekir bizim üst kat komşumuzun küçük oğlu Abdül Samet'e aldığı kedi. Herkes uyurken kendini atmış dışarı. Sanırım kendisini seveceğimizi düşünüp bize geldi. Çokta iyi etti. Sabahımızı neşelendirdi. Yağmur çok mutlu oldu...

Birde üst katın yanındaki dairede civciv'ler var... Sude Naz'ın civcivleri.
Onlarda gelir mi? birgün...
Yada karşımızdaki üzüm bağından bir gün çıkıp gelir mi tavuşkuşu yanına katıp keçi'yi....

5 Ağustos 2010 Perşembe

Bizim evde mutfak halleri

Yağmur'un yeni okulunda Perşembe günleri süpriz günü(imiş). İlk haftası Yağmur'un, bizimde..
Mesela salı günü meyve günü ama biz göndermeyi unuttuk. Halbuki haftalık listeyi buzdolabının tam baktığım köşesine koymuştum.
milfoyilk
Sabahtan aklımda ilk cupcake oluştu. Sonra yerini peynirli poğçaya bıraktı.
Akşama doğru ağırlaşan bünyeyle milföy ile ufak atıştırmalıklara döndü.
milfoycorekotlu
Zaten Yağmur'unda hiç yardım edesi yoktu. Oyuncaklarıyla film seyredermiş gibi izledi beni.
Şu an evin kullanılan tek alanı galiba mutfak... Belki eskiden de mutfak'tı. Ama şimdi küçük olunca anlıyorum. Meğer benim işim olunca kociş'inde, kızışinde ve oyuncaklarında işi oluyormuş mutfakta.
kiyaryerken
Ah'lar vah'lar, ayağıma bastınlar, az çekilir misin?ler, onu ver şunu uzat... Birde bizi izlemekten bıkmayan yemek masasının üstüne oturup bizi izleyen bir dolu oyuncak bebek...
milfoy son
Ayak altında dolanan oyuncak bir kasa. Marketlerde olanın aynı, küçültülmüş hali. Kasanın çekmecesinden kasanın anahtarını bulmuş bir kız çocuğu. Getirmiş kasayı ayaklar altına sermiş. Eee onun bu sevincine ortak olmazsak yuh bize dimi. Veee bunca engele rağmen pişmiş milföyler ve son hali.

2 Ağustos 2010 Pazartesi

"Çatalcı"ya gittik... "Domtes" yedik

hamak
Dün İstanbul'un o sıcağına kim dayanabilirdi? Dayanamadık Çatalca'ya gittik.
Yağmur'un demesiyle Çatalcı'ya gittik. Çocuk olmak var. Heryer o'nun.
Hamak keyfi yapmak istiyorum bende...
domtes_1
İlk koşa koşa bahçeyi keşfe çıktı. İlk domatesi orada yedi, sonrası geldi.
Erik'ler tadıldı. İki adet dağ çileği eklendi sonra bunlara.
tarla
Dönerken yol üstü durduk. Daldık bir tarlaya. Bulduğumuzu attık torbaya.
domtes guzeli
Ne kadar yediğini saymadım...
domtes guzeli_2
Elini attığı dalda domates kırmızı olmuşsa koparttı.
Sonra tişörtüne şöyle bir sürdü... Sözde temizledi. Attı ağzına...domtes guzeli_3
O bu kırmızıyı çokkk seviyor. Aynı babası gibi...