27 Ekim 2009 Salı

Akşamüstü keyfi

Yanımızdaki Cafe'den bizim şirkete çay ve poğaça söyledim. Şaşkın bakışlar altında.

Belki sabahtan beri bozuk olan moralimi düzeltir. Sabahleyin hiç sebep yokken koca'ya kızmamı unutturur. İki sabahtır kreş'e giderken ağlayan bir kıza çare bulur diye.

Çayı açık söylemeyi unutmuşum...

Çare olmayacağı kesin.

26 Ekim 2009 Pazartesi

Maç saati bizim ev

Öğlenleyin evde kızla yaptığımız uyduruk hiç kabarmayan keklerimizi ve bir kutu sütümüzü alıp sahile indik. İnerken hep yaptığımız gibi mööö'lere merhaba dedik. Döndük, dolaştık parka gidip sallandık. Bütün günümüz bu sakinlikte geçti.

FB-GS maçıyla bizim ev hareket kazandı.


Babam ve kardeş maç meraklısı olunca annemlerde Lig tv olması kaçınılmaz. Ama kalabalık olacağı kesin evde oturmak en iyisi. Benimde aklım maçta. Ama kızı babasına bırakıp maç izlemeyemi gidecektim. Yağmur'u alsam dedesinin tepesinden inmeyecek. Rahat vermeyecek. En iyisi otur evde.

---

Maç başlar annem ve Ayfer Teyze bize kaçar nefes almaya(mı?) Amcamlar gelir annemi bulamayınca yengem erkek kardeş tarafından bize bırakılır. Sonrasında kardeş'inde eve bırakılması lazım. Maç kaçıyor, koca ayaklanır. Götürür.. götürür ama gelmez. Oda maça takılır. Annemler eee kalkalım der. Yağmur bırakmaz. Ağlama sinyalleri verir. Bizde mecbur çıkarız. Babayı alıp eve dönücez. Gidilir. Yağmur babayı görünce bütün gün dipdibe değilmiş gibi sarılır. Hasret giderir. Şöyle biz maça bakılır. Halaa hayal kırıklığı :(


Bende izleseydimm. Ihh ıhh oturacak yer yok. Oda terkedilir.


Maç bitmiştir. Dağılalım (sonuca şaşırmadım) Amca ve yenge eve bırakılır. Yağmur yolda uyur. Pazar akşamının kaçınılmaz sonu ütü yapılır. Buda bizim akşam atraksiyonumuz.

23 Ekim 2009 Cuma

Elinize sağlık

Hep on dönüm bostan yan gel yat olmaz değil mi?
Çalıştırdım baba-kızı çarşamba akşamı :D
Ellerinize sağlık