Bazı insanlarla buluşup görüşmek arabada yolculuk ederken sevdiğin şarkının radyo kanalında çıkması gibidir.
Daha da sevdiğin insanlarla görüşmek radyo kanalını değiştirdiğinde yine o çok sevdiğin şarkının sana rast gelmesi gibi bir şeydir.
Bazı bazı insanlarla görüşmek ise karın ağrısı gibidir. Hiç sevmediğin şarkıcının şarkısı çıkmıştır radyoda ve sen
"kanalı değiştirebilir misin?" diyemezsin. Düşün yolculuğun sana kattığı sıkıntıyı. Hadi diyelim ki yolculuğa minibüsle devam ediyorsundur da
"müsait bir yerde inebilir miyim?" der, inersin.
Az(cık) ara vereyim insanlarla dedim. Olmadı, oldurmadılar. İki (kız) çocuk annesiyim ben. Biri bebek olup dizimin dibinden ayrılmasa bile diğeri üçüncü sınıfa giden bir kız. Okulu var bunun, sineması var, tiyatrosu var, ödevi var, fuarları var, gezmesi var, alışverişi var, yemeği var, çamaşırı var, varda var... Bir eşim, bir ailem, akrabam, eşim-dostum var... ki çok çabuk açılıp, seven, bir insan hiç değilim. İnce eler, sık dokurum. Saygı duyar, saygı beklerim. Hiç kimseyle polemiğe girmem, girmemde. Benden ziyade etrafımdaki insanlara saygımdan, onlara layık olmaya çalışmamdandır bu.
Herkes okuyacağını okudu, tebrikler ve alkışlar toplandıysa sanırım (son) söz hakkı bana geldi. Kimsenin ne evinde, ne arabasında, ne işinde, ne cipinde, ne manzarasında, ne işçisinde, ne pazarında, ne kahvesinde, ne deklanşöre basan arkadaşında gözüm oldu. Gözüme sokulanı çıkarmaya çalıştım hepsi bu.
Şimdiye değin kırıcı bir söz demedim, saygı duydum her söze, paylaşıma, siyasi ya da dini paylaşıma. Ondan değil mi ki; 2008 yılından beri blog yazıp 2011 yılından beri instagram da bir hesap sürdürüyorum ve seviliyorum bunu fark ediyorum. Yoksa sürer miydi?
"Son söz bana düşer, kendimi savunmak hakkım" dedim ama onu da boş veriyorum şu an.
Benim söyleyecek (son) sözüm yok, kendimi savunmuyorum lakin son sözü(de) size bırakıyorum. Siz haklı olun eğer mutluluğunuz buna bağlıysa ;)
"Pardon! Müsait bir yerde inebilir miyim?