20 Haziran 2017 Salı

TOZ AL(MA)

En son yazımı 2015 Kasım ayında kendi doğum günümde yazmışım. O gece yazımı yazarken iki buçuk sene bir daha yazmayacağım aklıma gelmezdi. Yazamadım elim klavyeye gidip ama gece başımı yastığa koyduğumda şu fotoğrafın altına şunları yazsaydım da paylaşsaydım dediğim çok oldu. Bilgisayarıma kayıt etmesem de kafamda taslaklar da kayıtlı hepsi.
Yağmur ve Damla büyüdüler bu meyanda. Yağmur sokakta ben bunları yazarken, sabah çıkıp akşam giriyor eve. Yatmadan, yatmaya... Birde acıkınca doymaya geliyor ki görülmüş şey değil kendisi acıkıp ta gelsin. Damla yanı başımda solumdaki sandalyede. Arada o da bana gelip ablasını taklit eder sesle "Ben dıçarı çıkıyom camdan bakınca beni göyürsün" diyor. O diyor da benden "hopppp" diye bir ses gelip duraklatıyor onu. Dışarıdalar çoğu zaman parkı, bahçeyi ev gibi benimseyip yere kurulup günlük yazabilecek kadar. Öyle ya günlük beklemez. Benim toz, kir, çer-çöp ve iç seslerim ile didiştiğim bugünlerde kızların bu rahatlığını görünce "Oh! diyorum bana benzemediler". Babalarına çekmiş rahatlıkları.

Bu yazımla blogumun tozunu attım varsayıyorum.

23 Kasım 2015 Pazartesi

38, 9, 3 ... Şans sayıları (mı?)

Kasım ayı bizim çekirdek ailemiz de doğum ayı. Tesadüfi bir şekilde kızlarım da benimle aynı ayda doğdular. Ben 38'imi, Yağmur 9'unu, Damla'da 3 yaşını doldurdu. Yaş mozaiği...
Kızlar büyüdü, işler kolaylaşacak sanıp yine büyük bir yanılgı içine girdim.

Gün gelip Yağmur okul öncesi kalkıp kendi beslenmesini dahi hazırlarken bazı günler giyinmeye bile üşenir oluyor.

Gün gelip Damla içtiği süt bardağını (muhakkak) mutfak tezgahına bırakırken bazı günler elinden düşürdüğü kalemi için beni yan odadan çağırdığı oluyor.

Gün gelip ben çocuklar, ev ve eş peşinde ses çıkarmadan dolaşıp emirlerine amade olurken bazı günler evden kaçıp tek başıma dolaştığım oluyor.

Ne ben büyüdüm işler kolaylaştı, ne onlar büyüdü işler kolayladı. Sağlık olsun vesselam.
Mesela; Yağmur doğum günü sürprizi (uyduruk) pastasına deli gibi sevinirken, Damla bir an önce (uyduruk) pastayı midesine indirmek için deli gibi ağladı. İki kızın ortasını bulduğumda içimde havai fişekler patlıyor "O zaman dans, renk" diyor iç sesim.
Hayatımın, hayatımızın anlamları çocuklarımız.

İyi olsunlar, mutlu olsunlar, sağlıklı olsunlar, anne-babalarını dinlesinler, birbirleri ile oyun oynasınlar, okuldan verilen ihtiyaç listesini vakitlice söylemeyi unutmasınlar, çok konuşmayı bildikleri gibi azcık susmayı da bilsinler (anne kafa dinlesin), anne yorgunsa dokunmasınlar, yemeklerini yeyip, erken uyusunlar, Yağmur erken kalksın (okul zamanı), Damla erken kalkmasın (sabah annenin afyonu patlayınca uyansın), ödevler ve oyunlar baba ile yapılsın, gezmeler anne ile yapılsın, çok gülsünler hep mutlu olsunlar, pamuk kalplerini hep korusunlar, haklarını da sahip çıksınlar, sadece aile ve kendileri için değil vatan için, millet için hayırlı insanlar olsunlar.

Yaş 9 ve yaş 3 için anne-baba dilekleri bunlar. Siz büyüdükçe dileklerimiz daha şekillenecek. Bilginize kızlar.

Sizi seven anne ve babanız ♥♥♥♥

21 Haziran 2015 Pazar

BÜYÜK HİSSEDİYORUM AMA...

Yağmur, sekiz buçuktan dokuz denilebilecek bir yaşa geldi. İlkokul dördüncü sınıfa geçti. Altı yaşından beri hayatında bir kardeşi var.
Damla; iki buçuk yaşında. Bildiğin evde dolaşan sevimli bir cadı. Ablasından rol çalıyor. Biri omzuma geldi, biri diz boyumu ancak geçti. Yağmur kucağa sığmıyor, ne öptürüyor, ne sevdiriyor. Damla desen tam tersi kucak delisi, öp, kokla, gıdıkla, dokun bayılıyor. Hal bu olunca bir kıskançlık, bir çekişme, bir senin annen, benim babam kavgaları. İki buçuk yaşındaki sendromlu bebeğe göre her şey onun zaten. Tamam her canlının da küçüğü tatlı, sevimli oluyor da... Ben Yağmur'u özledim be Damla.
Azcık dur!

Anne-büyük kız arasına girme. Bırak tavla oynayalım, at sevelim, dışarı çıkalım, alışveriş yapıp, film izleyelim, çekirdek çitleyip, masum sırlarına sırdaş olayım. Sen büyürken ablanında büyümesini kaçırmak istemiyorum. Ablan benimle ya da babanla konuşurken araya girip çözülmez dilinle bir şeyler anlatıp, rol çalma. Hem ablanın anlattıkları yarım kalıyor hem -yarım, yarım- konuşmalarına dayanamayıp üstüne çullanıyoruz senin. Bu yaptığın hiç adil değil.

Ablan benim ilk göz ağrım, ilk canım, doyulmaz kızım.

Sen az geri dur babanın kızı ol, ben ablanla ilgileneyim. Misal yarın anne-(büyük) kız günü ilan ettim ben. Sen babanla evde kalıp babanın babalar gününü kutla. Her türlü şaklabanlığa açıktır kendisi.

Mutlu babalar gününe...

19 Haziran 2015 Cuma

OMZUMDAKİ EL

Evde, yolda, arabada, dışarıda etrafında bin kişi olsa da Damla (hep) benim dibimde.

Gider, oynar, gezer ama illa gelir bir dokunur bana. Yemek yerken üşenmez taburesinden iner gelir bir dokunur gider. Çamaşır katlarım tepemde, yemek yaparım ayağımın, uyurum burnumun dibinde. Evde odalar arası ev toplarken önüm sıra yürür. Becerebilirsem bir sollar, bir sağlar geçerim onu. Olur da onu geçmeye çalıştığımı fark ederse adım attığım yere adımını atar beni tökezletir.

Ne hoş değil mi?

Bugün o ve ben evde yalnızdık. Aldı mı? beni bir korku. Ablası yok, babası işte... Bana saracak yine besbelli.

Önce koltukta otururken omzumdan baskıya başladı. (İç ses; "seviyor beni galiba" diyor.)
"İn! kızım tepemden". İnmez.
"İn! kızım". Yok, inmez.
Öğle uykusu vakti geldi zati. "Hadi uykuya!"

Uyudu iki saat. Ben "oh!" Dedim. Yalan yok.
Uyandı, yatağından indi, çıplak ayaklarıyla koşa koşa gelip üstüme kuruldu. Şekerleme uykusunu üstümde yaptı.

İç ses; "İn(me)! üstümden kızım, in(me)!"

Çok şükür bugünlere, kıymet(im) biline başka bir şey istemem.

31 Mayıs 2015 Pazar

BENCİL AMCA

Bencil amca, bahçeli müstakil evinde yaşamaktadır. Bahçesine ne çocuk ne de hayvan giremez. Girerlerse ortalığı alt üst edip, gürültü yapmaktadırlar. Bu yüzden bencil amca çocuklardan, serçelerden, leyleklerden, köpeklerden nefret etmektedir şiddetle.

Günün birinde bahçesine giren çocuklardan biri ağaçtan elma ister. Bencil amca çarçabuk bir elma koparıp ağaçtan çocuğa uzatır. Uzatır ki bir an önce bahçesini terk etsin. Beklediği gibi olmaz çocuk kalbi işte... Bir öpücük kondurur bencil amcanın yanağına... ve bencil amca yumuşacık çok tatlı, tonton bir dede oluverir. Bahçesini çocuklara ve hayvanlara açar. Mutlu, mesut yaşarlar.
Yağmur'un yıl boyu gittiği tiyatro gösterisinin konusu bu. Rolü minik serçe. Bencil amcayı onları bahçeye sokmadığı için zalimlikle suçlayan bir serçe. Görülmemiş bir şey olsa da tiyatroda her şey vücut bulup, konuşabilir. 
Serçeye bak serçeye nasıl da eli belinde bencil amcaya cevap veriyor "zalimsin, zalim" diye. Bakınız yukarıda ki fotoğraf :)
Damla ablası sahneye çıktığında "abplaaa, abplaa" dedi oturduğu yerde. Bir heyecan, bir alkış... koptu gitti Damla. Bu aralar çokça çatışsalar da kendi aralarında yinede birbirlerini seven en birinci kişiler Yağmur ve Damla. Her kardeşin olduğu gibi.

Yağmur'un oyunun sonunda elimi tutup dediği gibi; "gün gelecek kızgın bütün kalpler yumuşayacak anne. Sen merak etme". O günün özeti bu cümledir.

6 Mayıs 2015 Çarşamba

BAHAR

Baharı açık havada küçük kızımla karşıladım. Ben dileklerimi yazdım, çizdim o da karaladı bir kağıdı. Gül ağacına astım dileklerimi, ertesi gün denize de attım mı? tamamdır.

Cümlemiz adına "Allah kabul etsin".

3 Nisan 2015 Cuma

Bu hafta, dün-bugün, an ve an..

27 Mart 2015, Cuma günü ve sonrasını takip eden günlerde yüksek ateş oldu Yağmur'da. Sebebi cumayı takip eden pazartesi günü ortaya çıktı. Doktor el-ayak hastalığı dedi. Yüksek ateş, halsizlik, el ve ayaklarda kırmızı döküntüler. Ağızda da çıkma ihtimali varmış, Yağmur'da olmadı. Beş günlük raporla bu hafta okula gitmedi. İyileşme imaresi olarak bugün "anne beni okula gönder" diye peşimden dolaştı. Bu hastalığı da tanıdık. Damla'ya geçti mi? kuluçka döneminde mi? bilemiyoruz. Yaşayıp, göreceğiz.
Velhasıl evde anne ördek (ben) peşimde iki yavru ördekle tüm işleri beraber yapar, yatar, kalkar, yer, içer olduk. Hastalık dolayısıyla evden çıkamayınca, tüm oyunlarda bitince... birbirimize sardık. Güldük, kızdık, ağladık, kovaladık, öptük, kokladık birbirimizi. "Yağmur çok sıkıldı evde" dedim ya fotoğraf çekti durdu. Hoş oldu, ben sevdim. Habersiz fotoğraflar hep hoşuma gider ♥
Anne dedi(m), öpücük oldu geldi. "Anne" duyalı çok oldu kızlarımdan, "anne" demeyeli çok oldu. Yetti! (mi?)
Her ebeveyn yapmaz mı? Ayaklarıyla kaldırır yukarı, uçurur sözüm ona çocuğu. Bizde "uçtu, uçtu Damla uçtu". Vaktiyle Yağmur'a da yaptım tabi, başı kel değil ya!

Ve vaktiyle bize de yaptılar, başımız kel değil ya!


24 Mart 2015 Salı

Cevabını bulamadığım bir soru

Kendi boyundan büyük laflar eder, şaşırtır.
Resim yapar, şiir yazar, anında kafasından bir şarkı uydurur karşısındakini hayretler içerisinde bırakır. Annesinin yaptığı her işe merak salar. Çiçek eker, sular, etamin işleyip, örgü örmeye merak salar. Canım kızım, ilk göz ağrım. Dans etmeyi çok sever. Etrafımda biri var! ayağına basarım, çarparım diye hiç endişelenmez. Çoğu zaman kardeşine çarpsa da -uyarılır- yine devam eder.
Okul arkadaşlarına kıyamaz, yemek konusunda kendisinde var onlarda yoksa o da yemez ya da paylaşır. Üç, beş kuruşu varsa gider onlara da alır. Kötü niyet taşımaz. İlkokul 3.sınıfa gitse de her gün çantasına oyuncak koyar. Aklından geçeni hemen söyler. Çabuk kırılır, hemen ağlar. Cingözlük yapar bazen gizli saklı sonra dayanamaz söyler ya da kendini ele verir. Yakalanır! İki kişi konuşurken bayılır araya girsin muhabbete ortak olsun. Her konuda bir fikri vardır. Araştırmacıdır... Ama bazen tembeldir hemde çok... Yemek yemeği sevmez, meyvelere bayılır. Bir tek uyku zamanı gelince karnı acıkır ki o da yatmamak içindir zaten. Anneyi kandıramaz :) Yönetmeyi sever. Arkadaşlarıyla, kardeşiyle oyun oynarken illa talimatları kendi versin ister. Oyun oynamak onunla pek çekici gelmez. Yatmadan önce kitap okur ya kendisi için ya kardeşi için.

Bir küçük Yağmur'un böyle türlü türlü huyu varmış. Tatlı-ekşi ailesiyle geçinirmiş. Onları çok sever, kendi de çok sevilirmiş.

Bu akşam yatmadan önce okulda ve okul servisinde yaşadıklarını anlattığında... Sana oyun gibi gelebilecek hal ve hareketlerin beni nasıl korkuttuğunu bilsen!!!
Ah bir bilsen!!!
Nasıl koruyacağım... Cevabını bulamadığım bir soru bu.

23 Şubat 2015 Pazartesi

o bir "apla"

Pazar sabahı çoluklu çocuklu yatak keyfimde...

Damla kendi kafasına doğru hamle yaptığında... Ablası kardeşine "Damla'cığım kafanı çok sert kaşıyıp yara yapıyorsun, bırak ben senin kafanı kaşırım" der. Kardeşinin kafanı kaşır... ki küçük kaşınmaktan pek hoşlanır, pek mutlu olur.

Abla olmayı çözümlenmiş Yağmur. Arada sert kıskançlıkları olsa da...

"apla" Damla'ca "abla"

5 Şubat 2015 Perşembe

Müsait bir yerde inecek var

Bazı insanlarla buluşup görüşmek arabada yolculuk ederken sevdiğin şarkının radyo kanalında çıkması gibidir.

Daha da sevdiğin insanlarla görüşmek radyo kanalını değiştirdiğinde yine o çok sevdiğin şarkının sana rast gelmesi gibi bir şeydir.

Bazı bazı insanlarla görüşmek ise karın ağrısı gibidir. Hiç sevmediğin şarkıcının şarkısı çıkmıştır radyoda ve sen "kanalı değiştirebilir misin?" diyemezsin. Düşün yolculuğun sana kattığı sıkıntıyı. Hadi diyelim ki yolculuğa minibüsle devam ediyorsundur da "müsait bir yerde inebilir miyim?" der, inersin.
Az(cık) ara vereyim insanlarla dedim. Olmadı, oldurmadılar. İki (kız) çocuk annesiyim ben. Biri bebek olup dizimin dibinden ayrılmasa bile diğeri üçüncü sınıfa giden bir kız. Okulu var bunun, sineması var, tiyatrosu var, ödevi var, fuarları var, gezmesi var, alışverişi var, yemeği var, çamaşırı var, varda var... Bir eşim, bir ailem, akrabam, eşim-dostum var... ki çok çabuk açılıp, seven, bir insan hiç değilim. İnce eler, sık dokurum. Saygı duyar, saygı beklerim. Hiç kimseyle polemiğe girmem, girmemde. Benden ziyade etrafımdaki insanlara saygımdan, onlara layık olmaya çalışmamdandır bu.

Herkes okuyacağını okudu, tebrikler ve alkışlar toplandıysa sanırım (son) söz hakkı bana geldi. Kimsenin ne evinde, ne arabasında, ne işinde, ne cipinde, ne manzarasında, ne işçisinde, ne pazarında, ne kahvesinde, ne deklanşöre basan arkadaşında gözüm oldu. Gözüme sokulanı çıkarmaya çalıştım hepsi bu.

Şimdiye değin kırıcı bir söz demedim, saygı duydum her söze, paylaşıma, siyasi ya da dini paylaşıma. Ondan değil mi ki; 2008 yılından beri blog yazıp 2011 yılından beri instagram da bir hesap sürdürüyorum ve seviliyorum bunu fark ediyorum. Yoksa sürer miydi?

"Son söz bana düşer, kendimi savunmak hakkım" dedim ama onu da boş veriyorum şu an.

Benim söyleyecek (son) sözüm yok, kendimi savunmuyorum lakin son sözü(de) size bırakıyorum. Siz haklı olun eğer mutluluğunuz buna bağlıysa ;)

"Pardon! Müsait bir yerde inebilir miyim?

27 Ocak 2015 Salı

Bizim ki bir nevi oyun hamuru

Çocuk iştahlı, yemeğe düşkün olunca yemek yapmak ayrı bir zevk(miş).
Bizde kardeş abladan yemek yemeği öğreneceğine, abla kardeşten her şeyin yenilebilir olacağını öğrendi. Küçük olan acıkınca bizi mutfağa sürükleyip yemek isterken büyük olan önüne yemek getirme "niye yemek yemiyorum" diye sormaz. Şikayet değil tabi yazım, çok şükür bugünlere de...

Mantı en sevdikleri yemek. Yaparken eğleniyoruz, yerken hiç nefes almadan yiyoruz. Etrafa saçılan unları toplamak tarafımca pek zevkli olmasa da onları mutlu, mutlu yemek yerken görmek yorgunluğu unutturuyor.

Yıllarca mantı yapmanın zorluğundan şikayet edenlere selam olsun. Çocuklarla yapılacak bir yemek(miş). Hamurlar hep oyun için olacak değil ya...

22 Aralık 2014 Pazartesi

Bazı pazar günleri hiç bitmesin istersin

Biri ilkokul üçüncü sınıfa gidiyor olsa bile bıkmaz oyun oynamaktan.
Diğeri altmış küsur yaşındadır o da bıkmaz oyun oynamaktan.
Üstüne bir kardeş, bir kuzen gelmiş olsa bile ilk göz ağrısının yeri başkadır.

19 Aralık 2014 Cuma

İlkish

Seviyorum ama kimi
En tatlı birisini
Nasıl anlatsam sana
İlk harflere baksana... Seni ♥

Nasıl kocaman güldün :) Kaç zamandır beklediğim bu olmasa gerek diyorsun içinden.
İki çocuk. Biri birinci sınıf, biri bebek. Ve hayatımın dönümü...

İlk başlar tepe taklak oldum sandım. Hayatımda olması gereken kişi ve kişiler hayatıma girmenin zamanını bekler gibi beklemiş, var olup kalanlar yerlerini pekiştirmiş.

Bu dönemde elimden biri tuttu peşi sıra sürükledi. Kattı beni hayatına, hayatıma katıldı. İyi ki...

Hayatımın son döneminde kim girdiyse hayatıma biliyorum ki onlar benim meleklerim. Yoksa bu kadar tesadüfi olamaz her şey. Yalnız(ım) sanırken kendimi buldum mu kocaman bir ailenin ve bir dolu çocuğun içinde. Ne ben tek kendi çocuklarıma anneyim, ne o sadece benim çocuklarımın teyzesi... Daha çok şey var aramızda ♥

Kitap arasında istediğin kuruyan gül köyde duvarda asılı kaldı. Değil mi ki en son mesajında "hadi ne duruyorsunuz? Özledim çıkın, gelin" demiştin ya... Unuttum o gülü o duvarda. Ama aklımda ;) Kitapta aklımda, kitapta yazılanlarda aklımda... Biliyoruz biz kim gibi olmayacağımızı. Anneyiz biz.

Bu ara kendisi sevdiklerine mutluluğun formülünü veriyor, daha ne olsun. Aşk olsun, İlkish olsun ♥

Aklımda bir şey daha var, filtre kahve. Onuda patlatalım yakın zamanda.

Yoluma takoz koymayanları seviyorum ve şanslı yad ediyorum kendimi bu yaştan sonra. İyi kalpli meleklerim çoğalıyor.

22 Kasım 2014 Cumartesi

9 mu?

Sevgili(m) Yağmur, canım kızım, ilk göz ağrım, hayatımın anlamı, hayatımın anlamlandıran ilk çocuğum... Sana bir dolu sevgi nidası sıralayabilirim hiç sıkılmadan ama seni sıkmak istemem sen bu satırları okurken.
Bugün 22 Kasım senin doğum günün. 2006 yılında doğdun parmakla hesaplıyorum, aklımdan hesaplıyorum 9 yaşında olacağına inanamıyorum. Hangi ara büyüdün sen. Minyon görünümlü büyük kızım benim.

Dileğim hayatın boyunca hep mutlu ol, sevgi dolu ol, duygusallığını bırakma ama dozunda kal, mesleğini öyle seç ki yaratıcılığın sekteye uğramasın, severek yap işini, hep çok sev, çok sevil, sağlıkla büyü, kardeşine hep böyle bak ♥

Yaşının büyümesi, bir birey olduğunu kanıtlama çabası ile bazen çatışıyoruz. Çok kızmıyorum bu duruma "oh! büyüdü" diyorum. Bu günlere hazırlamıştım kendimi. Bazen küçük bir anne oluyorsun kardeşine bazen de evin en küçüğü. Kardeşinin sığındığı ilk kucak, babasının bir tanesi, annesin gülüsün sen ♥

21 Kasım 2014 Cuma

Bloggerlarla Kışa Merhaba Partisi

"Yaza merhaba" demiştik beraber şimdi de "Kışa merhaba" dedik Seyhan ve Füsun'un düzenlediği parti ile.
Parti mekanı hem annelere hem çocuklara hitap ediyordu, Happy Nest. Mekana dair güzel ve detaylı açıklama Seyhan'da. Bir tık.
Katılımcı firmalar; 4M Türkiye,  Zeyland, Colgate, Palmolive, Hacı Şakir, Protex, Plan Toys, Farmasi Kozmetik, Paper-us, Gün Yayıncılık, Hepsi Enteresan, Bebak Kozmetik.
Bilgilendirmelerine ve hediyelerine ayrı ayrı teşekkür ederim.

Günün sonunda sağlıklı yaşam koçu Gülden Kılınç Doğan "Aslında ne yiyoruz!!" adlı küçük bir seminer verdi. Faydalı bilgiler öğrendik. Kendisine teşekkürü bir borç bilirim.
Günün minik instagram fotoğrafları;

Sohbeti bol, yeni bloggerlarla tanışmalı, eski dostları görmeli, çocukların bolca eğlenebildiği bir parti oldu.

Davet edildiğim için yeniden bin teşekkür.

8 Kasım 2014 Cumartesi

İyi ki doğmuşsun(uz)

Yüreğimden çıkan duyguyu tam ifade edemeyeceğim sanırım.

İlk emekleme, ilk adım, ilk konuşma, ilk okul... Tüm ilkler tüm yazılan hatıra yazılar, tüm o güzel fotoğraflar sanki Yağmur'da tükendi. Damla'ya bir şey kalmadı sanki.

Halbuki şimdi yüreğim daha büyük, daha bir seviyorum, neyi sevdiğimi biliyorum. Konuşmayıp, yazmasam da bakışımla onlara olan aşkımı anlatabildiğimi düşünüyorum. Yanılmıyorsam...

Duygularımı ifade edemeyeceğimden korkup; şöyle üstüne bastıra bastıra, bağıra bağıra, büyük harflerle, yüksek sesle İYİ Kİ DOĞDUNNN DAMLAAAA'MMM ♥
Bıkmadan, usanmadan, yorulmadan, bazen yüz kere aynı şeyleri tekrarla ama onlarla hayatı yaşamak benim seçtiğim yol. Hayatı yaşamak bu olsa gerek biri bir yanımda, diğeri bir yanımda ♥♥

Hayatları boyunca sağlıkla, mutlulukla, birlikte yaş alsınlar canım kızlarım(ız). ;)

24 Eylül 2014 Çarşamba

Nalan&Cenk Düğün Fotoğrafları

İlk çekim yoluyla bana ulaşan bir çift Nalan ve Cenk. Evlilik günü 14 Eylül.
 Gelin, damat Kuzguncuk sokaklarında sıcak bir çekim yaptık.
  Onlar sonuçtan memnun kaldılar. Bende çektiklerimin beğenilmesinden...
Çifte mutluluklar ♥
Fotoğrafların devamı için bir tık.

5 Eylül 2014 Cuma

Bahar Gül Photography

Yağmur'un doğmasıyla ortaya çıkan, işe dönüştürmeli artık dediğim anda ikinci çocuk sürprizi ile rafa kalkan bir fotoğraf aşkım vardı. Damla ele avuca gelip azcık bensiz kalmaya başladığında diye diye... Geldik mi 23 Ağustos 2014'e. Gittiğim kurslar, aldığım sertifikalar, hazırladığım ekipmanlar o düğün günü işe yaradı.

Hem düğün sahibi de birinci dereceden kuzendi. Beğenmezlerse idi, olmamış abla deselerdi... Daha zamanım varmış deyip işi askıya alacaktım. Beğendiler. Onlar, akrabalar, eş, dost.
Giriştim mi Bahar Gül Photography için çalışmaya. Allah utandırmaz ise kızlar izin verdiği sürece yapabileceğim, aşık olduğum bir iş fotoğraf çekmek. Düğün fotoğraflarının devamı için bir tık.
Düğün, doğum, özel gün fotoğrafları için bahargulphotography@hotmail.com ' a bir tık.
Olmazsa olmazlarım var benimde ama.
Mesela sık sık Yağmur ve Damla'nın fotoğraflarını paylaşmak işim adı altında.
Bu kızlara karşı aşırı derecede zaafım var ♥♥ Gelen ilk randevuya da bir sürprizim var ;)

Yanımda olup destek verip, yarım edenlere bin teşekkür.

28 Ağustos 2014 Perşembe

Ağustos sonu, Eylül başı gibi...

Köye gidişimizi yazmıştım en son Temmuz ayında. Oradan buradan takip edip bilmeyenler bizi hala köyde sanabilirler yazmasam. Üç hafta kalıp döndük aslında. Ne çok uzun, ne çok kısa, ne tatil denebilir ne de gittikte çalıştık. Yattık, kalktık, yedik, içtik, gezdik, fındık toplayıp, bol yemek yapıp, bayramı bitirip geldik.
Ağustos sonu, Eylül başı gibi tekrar yazarım demiştim kendi kendime. Kızların peşinde koşturmaktan, yazdan keyif alsınlar diye onları gezdirmekten, araya bir düğün girmesinden, biraz hastalıktan yaz(a)madım.

Hala blog yazanlar varsa, hala bizi takip eden varsa ses versinler.

Hem yeni işimden bahsedeyim size, hem kızlardan ♥

12 Temmuz 2014 Cumartesi

Bir Yağmur Damla'sı furyasıdır gidiyor ;)

Damla doğmadan evvel Yağmur'a kardeşinin adı konusunda danıştık. Pek tabi kendi ismine uygun olarak "Damla" dedi. Yağmur yağdıktan sonra olsa olsa yağmur damla'sı olurmuş. Bir yolculuğumuzda taksi şöförünün kızların ismini sorduktan sonra "abla üçüncü olursa ona da çamur koyarsınız" herhalde esprisine ne gülmüştük Yağmur'la :) Alay konusu mu olduk ne ;)
Hoş isimlerin uyumu öyle hoşuma gidiyor ki evin bin bir yerinde isimlerine uyumlu obje ve işler var. Hal böyle olunca Yağmur geri kalır mı? Kalmaz.

Yaptığı her resme bir yağmur damla'sı iliştiriyor. Hoş mu? Hoş bence.

Bu sabah köye doğru yola çıkıyoruz. Bayağı da uzun kalacağız. Dönüşte yağmur damla'sı ile ilgili yeni bir proje var. Ve ben dönüşü iple çekiyorum.